top-logo

14 Sevval 1440

İnkılâp Mı, İhtilâl Mi?

İnkılâp Mı, İhtilâl Mi?

‘Öyle tepeden inmiyor bu meseleler.’ diyorlar. Neden olmuyor? Şunu unutuyor muyuz; şu an yaşadığımız ülke ihtilâl ülkesidir. Osmanlı Devleti’ne ihtilâl yani tepeden inmeyle hakim olmuştur. İlkeler ve kanunlar tepeden inme-zorlama olarak uygulanmıştır. Zira Türkiye’de devrimler demokrasi çatısı altında uzlaşarak değil, demokrasiye aykırı olarak askeri-siyasi baskılarla gerçekleştirilmiştir. Bilindiği üzere çoğu kanun meclis kapalı haldeyken Takrîr-i Sükûn kânunu ile resmîleşmiştir. Yani Türkiye Cumhuriyeti bir ihtilâl devletidir. Zaten bunu yine Fransız İhtilâli’nden mülhemle yapmışlardır. Ancak artık baskılarla değil İslami şuuru barındıran ihtilâller ile değişim gelecektir. İslami şuuru barındıran Müslümanlar Kumandan Mirzabeyoğlu’nun da ‘İdeolacya ve İhtilâl’ adlı eserinde şöyle anlatılır :

‘’ -Her an, her nefes alışta ihtilâl-inkilâbın rüyasını görecek, hayatını buna göre ayarlayacak, hiçbir zaman hiçbir tehlikeden yılmayacak, son nefesine kadar dönmeyecek, kafa ve ruh disiplini içinde gerçekleştirmenin mâna ve madde şartlarına ermeye çalışacak… Evet planlı ve sistemli bir taarruzu gerçekleştirecek şekilde kadrolaşacak bir nesil olma görevi…’’

-İhtilâl nasıl oluyor, nasıl olacak ?

Nerdesin diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan buradayım diyen şuurlu Müslümanlarla bu yola çıkılacaktır. Daha sonra asli görevi edinen Müslümanlar İslam inkılabına sahip çıkacaktır.

Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi : 

‘ Yeryüzünde ihtilâl, insanoğluyla beraber başlar.’

İhtilâl hamilelik sürecidir. Her doğuma hazırlık çetin olur. Hele ki yüzyıllardır narkoz ile uyutulan İslami şuurun doğumu ve uyanması daha da çetin olacaktır. Eskiden beri Müslümanların yaşadıkları zorlu ihtilâl süreçleri narkozdan uyanma sürecidir. Müslümanların uyanma süreci bile hep birilerinin uykularını kaçıracak. Müslümanlar yani bizler gerçekten ayağa kalktığımızda neler olacak? İslami şuuru tüm hücrelerine ileten nesiller İslami ihtilâli kendi elleri ile gerçekleştirecek biiznillah. Biliyoruz ki bizler uykusundan uyandırılan dev gibiyiz. Devlerin ayağa kalkması sarsıntıya, zelzeleye sebep olur, küfrün yerinde korku olur, dağ olur…Gelecek İslam’a inkılâp olacaktır, birileri istese de istemese de. Allah’ın nuru tamamlanacaktır seninle veya sensiz…

 -Peki bir Müslümana göre İnkılâp Mı, İhtilâl Mi ?” 

‘’Günümüz Müslümanlarının asli görevi, Allah’ın emri ve Peygamberimiz’in girişimleriyle gerçekleştirilmiş olan İslam inkılabının getirdiği temel ilke ve esasları ümmet şuuruyla koruyabilmektir. İslam’ın dünya görüşü ancak bu şekilde hayatiyet bulur ve süreklilik arz eder. İnkılâpçı bir Müslüman bu yönü ile daima muhafazakardır, çünkü muhafaza etmek istediği şey İslam’dır. Yani Kur’an ve Sünnettir. Kur’an ve Sünnetin zıttı ise dalalettir, bid’attır. Müslümanlar yukarıdaki soruyu kendilerine ve topluma sorduklarında cevap olarak delaletler ortaya çıktığında birlik içinde inkılâpçı fikirlerini yeniden geliştirmeli ve bunun öncülüğünü üstlenmelidir.İslam’ın şuurlu Müslümanları, İslam inkılabını sadece muhafaza etmekle yetinmeyip her asra ve coğrafyaya uygunluk arz etmesine göre de tefekkür ve tecdid hamleleriyle bu ruhu diri tutmalıdır. Tedbir, tefekkür, tecdid ile de sürekli yenilenen İslami inkılâp ruhu ümmetin sosyo-ekonomik ve kültürel yönden de tekamülünü sağlayacaktır.

İnkılâp dıştan merkeze doğru ilerler iken; ihtilâl içten dışa doğru ilerler.Fakat İslami sistem her ikisini de kullanır. Bu sebep ile yukarıda bahsettiğimiz İslami sistem ilk önce kenara tebliğ-davet yapar. Daha sonra merkezden dışa doğru ihtilâl ile ilerlediğinde kenardan bir direniş görmez. Dıştan içe doğru olan ilerlemede , bir sıçrama belli bir noktadan sonra merkezi ele geçirip etrafa yayılır. Doğada da bu durum izlenilebilir. Denize attığımız bir taş, merkezden etrafa doğru yayılır, yani içten dışa doğru. Dıştan içe doğru, merkeze doğru değil. Merkezden etrafa yayılan dalga, taşın suya ulaşma sürecinden yani inkılâptan bağımsız değildir, olamaz. Taşı denize ulaştırma süreci, inkılâp sürecidir. 

İnkılâp süreci yani davet etmek, zorluk karşısında sabretmek, direniş vb. bunlar çok zorlu süreçlerdir. Zaten bu süreçlerden başarıyla geçemeyenlerin yaptıkları ihtilâl zulme dönüşür. İslami bir inkılâp olmadığında yapılacak ihtilâl zulümden başkasını getirmez. İsterse ihtilâli yapanlar Müslüman(!) olsun. Bu nedenle ihtilâl, inkılâp zorlamalıdır. İnkılâp hamilelik süreci iken; İhtilâl doğumdur. Evet; Ne inkılâpsız ihtilâl olmalıdır, ne de ihtilâl olmadan inkılâp tamamlanabilir. En doğrusunu sadece Allah bilir.

Yazar : Büşra Karataş


Etiketler : başyazı | ihtilal | inkılap | sistem değişikliği | siyaset |