top-logo

14 Ramazan 1440

Türkiye’nin Kendi Sınırları Dışında Ne İşi Var?

Türkiye’nin Kendi Sınırları Dışında Ne İşi Var?

Binlerce yıllık devlet geleneğimizde duraklama ve gerileme dönemlerimiz ile uyanış ve diriliş dönemlerimizi karşılaştırmamız bu dönemlerde insanlığın nereye evrildiği, barış ve huzurun ne demek olduğunu anlamamız açısından önemlidir. Kendilerince sözün ve yaptırımların sahipleri olarak görünen devletlerin dünyasında ise insanlığın ruh dünyasıyla nasıl oynadıkları, algılarla savaşları ve sömürme geleneklerini nasıl idare etiklerini görüyoruz.

Emperyalist güçlerle ülkemiz arasındaki en büyük fark ise burada inandığımız dava ve iman noktasındadır. Biz girdiğimiz ülkelere sevgi ve insanlık götürürken onlar insanların malları ve canlarını götürüyorlar. Uyguladıkları asimilasyon benzeri işlerle sömürmek, kendilerine köle düzeni oluşturmak meslekleri haline gelmiştir.

1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile kaybetme ve mağlubiyet dönemimiz 1974 Kıbrıs fethi ile sona ermiştir. Fetihler Çağımız yeniden başlıyor Allah’ın izniyle. Devletimiz, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından vatanımıza ve milletimize kast eden içeride ve dışarıda tüm terör unsurlarını kaynağında yok etmekte kararlıdır. Milletimizin isteği de bu yönde ve desteği tamdır. İçeride terör unsurlarıyla mücadele edildiği kadar bunların yuvalandıkları sınırlarımız dışındaki bölgelere de operasyonlar tatbik ediyoruz. Hamd olsun Mehmetçiğimiz girdiği bölgelerde profesyonelce yürüttüğü operasyonları başarılı bir şekilde sonuçlandırıyor. Bu süreçte bölgede bulunan sivil halkın ve ülkemizin Mehmetçiğimize desteği tamdır. Hedefimiz Mehmetçiğimizin de ifadesiyle “kızıl elma” dır.

Milletimiz ve coğrafyamız üzerinde on yıllarca kangrenleşmiş bulunan terör unsurları ve arkalarındaki destekçilerine tahammülümüz kalmamıştır. Operasyon meydanında karşı cephede yer alan unsurlar ya kaçmayı ya da ölmeyi tercih etmek zorundalar.

Mehmetçiğimizin dışarıda operasyon yürüttüğü bir dönemde, terörist sempatizanlarının yaydıkları propaganda ve yalan haberler bu dönemde hainlikten başka bir şeyi ifade etmez. Yıllarca bölge kan gölüyle çevrili, insanların mallarına ve canlarına gasplar olurken, göçe zorlanırken ses çıkarmayanların “Zeytin Dalı” harekatıyla tutuştuklarını ibretle seyretmekteyiz. Yalanları riyakarlıkları alenen gün yüzünde. Özellikle bölge de aktif bulunan ABD geri adım atmakla karşı karşıya ve umulur ki hezeyana uğrasın. Uluslararası hukuk ve siyaseti iyi bir şekilde kullanan siyasilerimiz hukuk dışına çıkmadan imtina ve titizlilikle ve en az kayıpla mücadeleyi sürdürmektedir.

Milletin ayak sesleri Davos’ta “one minute” ile zirve yaparken orta doğuyu kendi kötü amelleri adına adeta oyuncakları haline getiren küresel emperyalist güçlere avamdan havasa sözlerimizin tercümanı olan tüm dünya kamuoyuna hiç çekinmeden ve pervasızca yanlışlarını yüzlerine vuran Cumhurbaşkanımıza da sonsuz teşekkürler.

Başlıkta da dediğim gibi bizim sınırlarımız dışında ne işimiz var? Sorusuna aslında anlayana “Mecburuz” cevabı yeterlidir. Bu coğrafyalarda olmak zorundayız. Eğer olmaz isek kan, gözyaşı, teröristler eksik olmayacaktır. Biz yalnız ülkemizde değil tüm gönül coğrafyamızda gözyaşı döken mazlum insanların yardıma koşan, kucak açan, zalimlere kalben buğz, sözle ikaz ve elimizden geldiği ölçüde fiilen müdahale etmek mecburiyetindeyiz. İnsanlık adına, ümmet adına, adalet adına.

Özgüven ve motivasyonumuz Allah’ın izniyle çok iyi noktada.

Gazamız mübarek olsun. Sefer bizim zafer Allah’ındır. Huzur ve barış için yeni fetihlere inşallah. Dualarımız Mehmetçiğimizle.

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : adalet | barış | başyazı | emperyalist düzen | gönül coğrafyası | huzur | TSK | türk ordusu | vatan sevgisi |