top-logo

14 Ramazan 1440

Ben Kimim Sorusuna Verecek Cevabın Var mı?

Ben Kimim Sorusuna Verecek Cevabın Var mı?

Başlıktaki soru ilk etapta belki biraz tuhaf gelebilir. Ancak okuyunca ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Üretilen her bir ürünün, tasarlanan her bir şablonun, projenin bir tanımı, tanıtımı, talimatı, şartı vesairesi olur. Peki, biz kendimizi ifade etmek istersek kaç cümle ile kendimizi birine tanıtır, amacımızı, hedefimizi, hayat felsefemizi, mottomuzu söyleyebiliriz? Daha hangi tür yemekleri sevdiğimizi, hangi tür kitap okumaktan hoşlandığımızı, nasıl bir karakterde olduğumuzu bile tam olarak bilmez, hayal edemezken bunları söylemek gerçekten de güç değil mi?

İnsanoğlu olarak mühendislik harikası varlıklarız. Bizi yaradan rabbimiz bizi mantık çerçevesinde harika bir dizaynda yaratmıştır. Okuyup bilgi sahibi olacak sonra evreni ve kendimizi tanıyacağız. Hayata geliş amacımızı, niçin yaratıldığımızı anlamak, başıboş olmadığımızı bilmek ve düşünmek gerekir.

Yunus Emre şiirinde:

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

 

Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne

Kişi Hak’kı bilmektir

Çün okudun bilmezsin

Ha bir kuru ekmektir

Canlı şahit olduğum yapılan bir sosyal deneyde yönetilen sorulardan bir tanesini paylaşayım. Soru; En sevdiğiniz yemek nedir? Ondan sonraki en sevdiğiniz yemek nedir? Şeklindeydi.

Cevaplar ise ilk duyulduğunda biraz düşünüp sonra bir yemek adı söylenmesi, sevmediğim yemek yoktur deyip sorudan kurtulanlar veya bilmiyorum manasında bakışlar olsa da aslında bu bize gösterdi ki hangi tür yemeklerden hoşlandığımızı, hangi tür gıdaların bize iyi geleceğini, zarar verebileceğini belki de tam olarak düşünmedik ve bilmiyoruz. Belki de biliyoruz ama umursamıyoruz.

Evden okula okuldan eve/işe formatını benimseyip ekstradan yapacak hayalleri olanlar için öncelikle bu döngüden kurtulmalarını öneririm. Çünkü bu döngü zamanın dolmasını beklemek için git-gel yoruldun televizyon karşısında yat uyu gibi hipnoz etkisinde içinde hayatı yaşamış oluyoruz. Bu döngüden kurtulup bu kısa dünya hayatında ben de varım bir fikrim var deyip hayırlı işlerle uğraşmak, doğru ve gerçekçi hayallerimizin peşinden gitmek için biraz kendimize zaman ayırıp hayallerimiz peşinde hemhal olmak kendimize ve çevremize olumlu izlenimler belki katkılar sağlamış oluruz. Yoksa gerçekleştirmek istediğimiz hedefler adeta bize omuzumuzdan arkaya olta atarak göle balık yakalamak arzusu içerisinde git-gel yapmaktan ileriye gitmeyen bir döngüye sokacaktır. Bu da bizim sanki hiçbir işe yaramadığımız, başarısız bir insan olduğumuz düşüncesine, hayal kırıklığına veya negatif düşüncelere sevk edecek ve rahatsız olacağız. Bu durumdan kurtulmak kendi elimizdedir.

Öncelikle değişime açık olmalı, kendimize güvenmeli ve değerli biri olduğumuzu düşünmeliyiz. Hiçbir işe yaramadığımız gibi düşüncelerden arınmamız gerekiyor. Sonrasında bir hedefimiz olsun. Günün 8 saati uyku, 8 saati iş/okul, 8 saat ise bizim için dinlenme vakti olarak kalıyor ki bu ekstra bizim hedeflerimiz uğrunda gerçekleştirebileceğimiz süreyi temsil ediyor. Örneğin bu süreyi akşam dizi-film seyretmek yerine İngilizce öğrenmeye, doğrudan İngilizce dizi-film öğrenmeye ayırabiliriz. Her gün işten sonra eve gelip bu kafa ile hiçbir iş yapılmaz ruh halinde olur televizyon karşısına geçer vakitlerimizi tüketirsek kendimizden farklı biri olmayı asla beklemeyelim. Ra’d süresinde buyruluyor: Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Buradan anlayacağımız hepimizin belki birçok hayali, umduğu bir hayat tarzı, lüks bir otomobil alma gayesi gibi bir takım dünyevi istekleri olabilir aynı şekilde ahireti arzulamak ve bu yolda çabalamak olarak da düşünebiliriz. Oturduğumuz yerden “ekmek elden su gölden” anlayışı, “otur oturduğun yerde” veya “boş ver gitsin” gibi anlayışlarla demek istediğim bu zihniyetlerle değişiklerin üzerinde gitmekte zorlanabileceğimizi ifade etmek istiyorum.

NLP’de 4 temel ilke mevcuttur. Uygulayacağımız bir takım metotlarla bir nebze olsun kendimize bir yol haritası çizmiş olabiliriz diye düşünüyorum.

1-Hedefini Belirle: Hedeflerimiz kimileri için ulaşılması imkânsız da olabilir. Beyin sayısal bilgileri kafaya yazar. Bu yüzden spesifik, ölçülebilir hedeflerimiz olsun. Yani, gerçekçi, net ve belirgin hedeflere sahip olmalıyız.

2-Duygusal Keskinlik: Kısaca hedeflerimizi gerçekleştirme konusundaki kararımızda sebat etmek, ısrarlı olmak. Yerinde bir örnek olması bakımından Fatih Sultan Mehmet Han: “Ya İstanbul beni fethedecek ya da ben İstanbul’u” mottosu ile yola çıkmış ve bu fetihi gerçekleştirmiştir. Kolay olmamıştır ancak bu motto ile hareketi bize amacına ulaşmadaki kararlılığı göstermektedir.

3-Esnek Ol: Bizleri rehavete sürükleyecek, kolaycı anlayışlardan bir nebze olsun kendimizi uzaklaştıralım. Konfor alanı ne kadar yüksekse hedefe ulaşmak o kadar bize uzaktır. Buradaki bizim düsturumuz “Herşeye rağmen başarı” olmalı. Başarıya ulaşmada bize engel olacak şeyleri kendimize bahane etmeyelim.

4-Harekete Geç: Bu döngüye göre önceki üç maddeyi hayata geçirdiğiniz zaman artık kafanızda oluşturacağınız yapacağınız, alacağınız şeyleri ısrarlı kararınızla harekete geçirin.

Evet, önce hedefimizi belirlemeliyiz dedik. Örneğin; hedeflerimizi temsil eden resimler hazırlayarak panomuza asmalı, o hedefi gerçekleştirebileceğimiz yolları görsel olarak kendimize göre ayarlayabiliriz. Her gün o yazılar ve resimler bizim hedefe ulaşmamıza yardımcı olacak onları düşünüp neler yapabileceğimiz konusunda aklımızı çalıştırabiliriz. Bazı bilim insanlarına göre bir insan gün içerisinde aklına 10 defa fikir gelirken, 70.000 tane de düşünce sahip olabilmektedir. Bu fikir ve düşünceleri doğru şekillerde kullanmadığımız zaman ziyan olur. Kafamızda hedeflerimizi sıraladığımızda sürekli onunla yatıp kalktığımızda ise aklımıza gelen fikirler bizlere ışık tutacaktır.

Panomuzda yer alması gereken bir diğer unsur ise bizi anlatan bir yazı olmalı. Başlıkta İsmimizin olduğu, altında bir mottomuzun, hayat felsefemizin yer aldığı bir cümle ve sonrasında aslında bizi bize anlatan bir yazı kaleme almalı kendimizi, hangi tür kişilik özelliğine sahip olduğumuzu, hayata hangi açıdan baktığımızı, ailenin bizim için ne ifade ettiği, paylaşmanın hayatımızdaki yeri, Allah’a neden kul olmamız gerektiği, bizleri saadete ulaştıracak yolların neler olduğu gibi konular ve daha fazlası ile ilgili kafamızda olanı yazılı olarak kâğıda dökelim. Negatif yönlerimizi düzeltmeye, eksikliklerimizin üzerine giderek tamamlamaya çalışalım. Bunun için hem görsel hem zihinsel okumalar yapmalı, idrakimizi artırmalı, gafilane hayat tarzını bırakmalıyız.

Hem kendimizi, hem karşımızdakini hem de tüm kâinatı şiir gibi okuyup anlamaya idrak etmeye çalışalım inşallah.

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : başyazı | ben kimim | doğru yaşam | kendini bilmek |