top-logo

14 Sevval 1440

Fitneler Karşısında Müslümanın Durumu

Fitneler Karşısında Müslümanın Durumu

Fitneler bu dünyanın olmazsa olmazıdır. Allah Teâlâ, Kur’an’da “Muhakkak sizden öncekileri fitneye düşürdük sizleri de düşüreceğiz” buyuruyor. Nüfusların artması, teknolojinin gelişmesi nasıl ilerliyorsa imtihanımızın seviyesi de hayatın şartlarına göre bu ölçüde değişmektedir.

Siyaset, mal, çoluk çocuk, şöhret, küfrün güçlenmesi fitnelerin doğmasına sebep olabilecek durumlardan sadece birkaçıdır. Bizim bu fitneler karşısındaki tutumumuz ise Kur’an ve hadisler ışığında olmalı. Bu bilinçte olduğumuzda başımıza bir musibet geldiğinde, musibete sebep olanlarda suçu aramak veya birilerine sitemkâr tavırlar içerisinde bulunmak yerine kendimiz adına çıkaracağımız dersler olduğu hatırlar ve kanaatkâr olmaya çalışırız.

Canımız, paramız, evladımız, evimiz, arabamız kısacası tüm varlıklar, varlıklarımız birer emanettir bizlere. Bizler emanetçi konumundayız. Hal böyle iken giden mallar için üzülmek, ille bir şeyleri elde edebilmek için birilerinin canını sıkmak o derece yersiz olacaktır. Bilinç, Peygamber Efendimiz (s.a.v) sünneti üzere Kur’an’ın yoluyla olursa fitneler karşısında Müslümanca bir tavır içerisinde olabiliriz. Emanet olarak verdiğimiz bir malı emanetçisinin geri istemesinin doğal olduğu gibi elimizden giden mal, mülk, evlat vesaire ne olursa bunlarında Allah’ın takdir buyurduğu ölçüde bize bahşettiğini idrak etmeli, nasibimiz ölçüsünde değerlendirmeli sınırları zorlamamalıyız.

Bir de zaman fitnesi vardır. Ahir zamanda bizlere zaman yetmez oldu. Evet, sabahtan akşama koşturmaca iş, güç, okul derken zaman nasıl geçiyor hiç anlamıyor ve hatta ne yaptığımızın bile bazen farkına varamadan ömrümüz bir şeylere takılarak gafilane geçmektedir. Hâlbuki gelişen teknolojiyle günlük hayatta yapmış olduğumuz birçok işleri artık oturduğumuz yerden internet üzerinden gerçekleştirmekteyiz. Yine ulaşım noktasında uçaklar, hızlı trenlerle yolculuklar hiç kuşkusuz biz insanoğlu için bir nimet iken bunları kötü yönde insanlığın veya şahsımızın zararına kullanmak ise bizi günahlara götürecektir. Oysaki eskiden bir hacca gitmek aylar sürerken, ilim tahsil etmek için o kadar yol gidilir aileden uzak düşülürdü. Tarlalar sürülür, dikişler dikilir ve birçok işler bu dönemde otomatize olunduğu gibi o dönemlerde de bir şekilde yapılırdı. O dönemin insanları acaba bir hacca gitmek de 6 ay sürer mi demişler miydi kim bilir? Sonuçta bir gerçek şu ki o dönemin imtihanı o koşullarda iken bu dönemin koşullarına göre de imtihanımız hiç kuşkusuz daha çeşitli ve fazladır.

Fitne olması zamanın git gide farklı bir zamana dönüşmesinde bizlerin fitneleri algılarken, hadislerin ayetleri besliyor olması gerekir. Reçete gibi hadisi şerifler var bunları doğru anlayıp uygulamamız gerekir. Hayata bakış açımız doğru olursa, başımıza gelen olayları da doğru olarak algılayıp bunu bir imtihan olarak görebiliriz. Zamana suçu atmak yerine zamanın en iyisi olmaya bakmalıyız. Zamanında mekânında Allah’ın olduğunu unutmayalım. Aynı namaz imtihanı gibi fitneleri de imtihan olarak görürsek ve fitneye düşmeyi rahmete dönüştürmeyi biliriz. Bir fitneden kurtulmak için başka bir fitneye düşebilme riskini de göz önünde bulundurmak ve daha dikkatli olmak gerekir. Sebat duruşumuzu ve sabrımızı elden bırakmamalıyız. Şunu da unutmayalım ki cenneti kazanmak ucuz değil bu yüzden Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, sahabe efendilerimizin hayatlarına bakacak olursak bunların ciddiyetlerini idrak eder ve kendimizle kıyasladığımızda işin vahametini daha iyi anlayabileceğiz.

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : başyazı | fitne | hadis | Kur'an | sabır | sebat |