top-logo

19 Recep 1440

Niyet ve Şuur

Niyet ve Şuur

Kişinin yapacağı her işte tevekkül edebilmesi için öncesinde niyetinin halis ve ihlaslı olması gerekir. Eşeği sağlam kazığa bağlamadan tevekkül etmek nasıl şuursuzca olacaksa, niyetsiz kalkıştığımız her meselenin ardından akla yatkın sonuçlar beklemekte o derece beyhude olacaktır.

İnsanoğlu olarak kelimelerle konuşur, anlaşır aynı zamanda düşünürüz. Her kelimenin altında yatan anlamın neyi ifade ettiği, ne niyetle söylendiği, sözün nereye gittiği gibi konular mevzu bahistir. Örnek verirsek gezi kalkışması, gezi direnişi, gezi kardeşliği veya gezi olayları dediğimiz konuların altında yatan her başlıkta aslında bu başlıklara uyan bir kesimi toplamak ve kitlelere bir algı mesajı bırakmak vardır. Bu manaları çıkaranlar aynı zamanda algıyı da oluşturanlardır. Böyle durumlarda millet olarak oluşturulan argümanlara ya gafilce kanar, birilerinin arkasından inanarak gideriz ya bile bile gider zelil oluruz ya da insan o ki aklını kullanır ve neye maşa olacağı bilinciyle, ihtiyatlı, ferasetle hareket eder bu kalkışmanın veya hareketin menfaatine bakar, milletimize ve vatanımıza hayrının olup olmadığı, bu kalkışmayla kimlerin nasıl sevineceği gibi meseleleri sorgular ve iş hayırlı ise katılır değilse evinde oturur. Bu kalkışma ile 4 küsür seviyelere inen faiz kalkışma sonrasında 7-10 arasında seviyelere kadar yükselmişti. Bu sadece kalkışma sonrasında ülkemizin zararına bir örnek. Amaç ekonomiyi, yapılacak projeleri durdurmak, hükümeti düşürmek gibi fiillerdi.

Bir başka örnekte ise 15 Temmuz darbe girişiminde milletin egemenliğini, kendi seçtiği cumhurbaşkanı ve hükümeti tahakküm altına alma ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi meseleler için art niyetli olan bir grup vatan hainleri kullanılmıştı. Böyle bir durumda milletimiz sağduyulu davranarak,  vatanına sahip çıkan tüm kesimlerin büyük bir cesaret ve milli mücadele şuuruyla sokaklara dökülerek tankların önüne yatması darbecilere karşı büyük bir direniş örneği olmuştur. Bu ihlasla darbe girişimi püskürtülmüş ve maalesef şehitler vermişizdir.

İki örnek arasındaki fark ne ve kim için sokaklara çıkıldığı ve sonucunun kimin hayrına dokunduğudur.

Şimdi niyetin önemine dair ilgili risale-i nur külliyatında da yer alan bazı cümlelerle konuya dikkat çekmek gerekirse;

Niyet ve mahiyet
–              Eşyanın manevi kimyasını değiştirici tesiri vardır niyetin. Bu tesir öylesine büyüktür ki bir şeyi zıddına dönüştürecek mahiyettedir. “Niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder.”

Niyet ve fıtrat
–              Niyet, fıtratın dile gelişidir. Fıtrattaki her türlü istidat ve kabiliyeti “arş” emriyle harekete geçiren kalbin tılsımlı sesidir niyet.

Niyet ve ibadet
–              Niyet ibadetin besmelesidir. İbadetin seyrini belirleyen pusula gibidir niyet.

Niyet ve ihlâs
–              Niyet bir sırdır. Kalpte gizlenmiştir. İnsanın gerçek niyetini ancak kalbin iç yüzünü gören yaratıcısı bilir. Niyetin özü, en kâmil hali ihlâstır. Bediüzzaman “Niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır.” sözüyle niyet ile ihlâs arasındaki bu bağlantıyı dile getirmiştir.

Niyetimiz halis olur atacağımız adımlarda ise şuurlu olursak ne zaman ne için ne yapacağımız konusunda çok sıkıntı yaşamayız biiznillah.

Yazımı bir menkıbe ile bitirmek istiyorum. Bir gün yanlış hatırlamıyorsam Mimar Sinan, evinden koşuşturmayla hızlıca dışarı doğru çıkar ve kısa süre sonra bir şey unutmuş gibi geri dönmüş bir müddet gözlerini kapamış ve düşünmüş sorasında tekrar çıkmış bunu gören sormuş neden böyle bir şey yaptınız diye o da cevaben az önce niyetsiz çıkıyordum demiş…

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : amaç | başyazı | ihlas | irade | niyet | şuur |