top-logo

19 Recep 1440

Savaşın Kilitlendiği Nokta: HALEP

Savaşın Kilitlendiği Nokta: HALEP

6 senedir devam eden Suriye Savaşı yeni oyuncularıyla birlikte devam ediyor… Suriye’de olayların başlamasıyla birlikte yalnızca iki zıt kutup grup vardı: Esed ve Muhalefet. Birkaç sene bu şekilde süren iç savaşa daha sonra PYD, DAEŞ hatta İran ve Rusya gibi devletler, ve Hizbullah gibi mezhepsel çıkar gözetmek adına piyonlar da öne sürüldü. Buraya kadar muhalifler büyük başarıyla ilerlerken birdenbire Hizbullahla başlayan, İranla devam eden, Rusya’nın hava saldırıları ile güç bulan zalim Esed rejimi, muhaliflere karşı üstünlük sağlamaya başladı. Zira önceden sadece rejimle savaşan muhalefet, şimdiyse rejimle birlikte destekçileriyle ve maşa örgütlerle (PYD,DAEŞ) de savaşmak zorunda kalmıştı. Muhaliflerin ilk elle tutulur başarısı İdlib kentinin kontrolünü tamamen ele geçirmesiyle oldu. Kuzeyde PYD, Doğuda Daeş, Güneyde ise rejim güçleri ve Hizbullah militanlarıyla savaşmaya başlayan muhalifler artık eskisi kadar hızlı ilerleyemiyor. Son olarak Esed rejimi ile muhalifler arasında yapılan (sözde) ateşkes, adeta Esed rejiminin kendini toparlaması ve vurmak için koordinat tespiti için bir dinlenme vesilesi olmuş, yine rejim tarafından birçok kez ateşkes ihlal edilmiş, yine masum siviller hedef seçilmişti. 1980’lerde Babası Hafız Esed’in yaptığı Hama katliamı bugün oğlu Beşşar Esed tarafından Halepte yapılıyor. Sadece 2 günde 244 sivilin hayatını kaybettiği Halep, bugün yine dünyanın umrunda değil… Sözde kalan kınamalar, iş işten geçtikten sonra yapılan toplantılar ve oturumlar dışında kayda değer hiçbir şey yok Halepteki mazlumlar adına.. Birkaç dertli Müslümanın biraraya gelip katilama sessiz kalmamak adına yaptığı yürüyüşler, dua programları gibi faaliyetler de olmasa adeta Halepteki çığlığa tepki gösteren kalmayacak! Daha önce Filistin’i yakan ateş, sonrasında Afganistan’ı yaktı, oradan Bağdat’a, Mısır’a, Şam’a, Hamaya, Halepe sıçradı.. Sessiz kalıp kafirin Müslüman toprağındaki işgalini kabullenirsek bu ateş bizi de yakar ey Müslüman kardeşim!
Türkiye’nin tam karşısında yer alan, Suriye’de Ehli Sünnetin en yoğun olduğu, Osmanlı ve Selçuklu Tarihi açısından da bizim için ayrı bir yere sahip olan Halep şehri bugün Hak ile Batılın mücadelesine tanıklık ediyor. Şer odağı haline gelmiş devletler ve onların piyonları kukla örgütler, hem içeriden hem dışarıdan ümmetin son kalesi Türkiye’ye karşı birleşmişken, Abdülhamid’in torunları olduğunu iddia edenler birşey yapmayacak mı?! Hayır.. Dostluğumuzun kıymeti gibi gazabımızın şiddetiyle de karşılaşacaklar! Bekleyin kardeşlerim, sabrederek ve dua ederek sebat edin.. Devletimiz Osmanlı’nın varisi büyük bir devlet, idarecilerimiz de bunun sorumluluğunda olan şuurlu ve zeki idarecilerdir.. Düşman herzaman aynı şekilde vurmaz bazen taktik değiştirir, Müslümanları kendi idarecilerine karşı kışkırtır, kendine düşman olarak gördüğü adamları kendinden gibi gösterip Müslümanların ondan soğumalarını sağlar.. Kendi liderinden, Reisinden kopuk olan kitleyi imha etmek de böylece daha kolay olur.. Aman tuzaklara gelmeyelim..!
Varsın toplarıyla tanklarıyla hava atsınlar, biz birliğimizi muhafaza ettiğimiz müddetçe ne bize ne de ümmetimize bir zarar veremeyecekler inşaallah..
Mesele top, tank, uçak bakımından üstün olmak değil, asıl mesele bu ümmete imanlı ve ihlaslı mücahid ve mücahideler yetiştirmektir.
Ondan sonra varsın savaş gemileriyle, uçaklarıyla güç gösterisi yapsınlar! Allah (c.c.) onların uçaklarından daha yücedir!

Yazar : Muhammed Hamza


Etiketler : başyazı |