top-logo

17 Şaban 1440

Yeni Bir Diriliş Hamlesi

Yeni Bir Diriliş Hamlesi

Muhteşem bir medeniyete sahibiz. Ancak bu medeniyetin bize vaadettiği ve sunduğu lezzetleri bir süreliğine elimizin tersiyle itivermişiz. Yeni yeni idrak etmeye, uyanmaya, gücümüzün farkına varmaya, medeniyetimizin eşsiz güzelliklerini yeniden keşfetmeye başladık. Bu farkındalık bir tek alanda değil, cemiyet hayatımızın bütün alanlarında kendini göstermeye başladı.

İki yüz yıldır sancısını çektiğimiz, hakikati yaşayamadığımız, bir şekilde kendimizi ifade etmekten aciz kaldığımız, toplumun ruh köklerini esir alan “farkında olamama” hastalığı nihayet müspet manada reaksiyon göstermeye başladı. İslam medeniyetine bin yıl liderlik yapmış ve düşürdüğü bayrağı yeniden omuzlama cesaret ve kudretini göstermiş milletimiz İslam âleminin sıkıntı ve dertlerine çare olan ve olabilecek en etkili merhem mesabesindedir. Mazlumların gözü, kulağı ve eli olan devletimiz yüz yıllık bir fetret döneminden sonra yeniden dirilişe, şahlanışa geçmiş durumda.

Tarih göstermiştir ki; bir medeniyetin inşa ve inkişaf süreçlerinde onun kuruluş felsefe ve ilkelerine mani olmak isteyen, içeride ve dışarıda karşı duran güruhlar, bu düşünce ve fiiliyatlarında asla muvaffak olamamışlardır. Medeniyetin ruh köklerinin ucu yüce yaratıcıya dayandığı için halkanın zayıfladığı zamanlarda bile mutlaka bir baş etrafında toplanılıp, kutlu mücadele devam ettirilebilmiştir.

Beşer olarak her bir fert yaşadığımız dünyada, bulunduğumuz coğrafyalarda, zaman ve mekân sınırı tanımadan, medeniyet kurma, inşa etme, sürdürme, yüceltme ve tezyin etme noktasında bende bu kutsal vazifede varım diyebilmeli. İşte asıl mesele, hakikatin kendisi, niyetlerin samimiyet süzgecinden geçmesiyle birlikte burada ortaya çıkmış oluyor.  Ak ile kara, temiz ile kirli, Cemil Meriç’in ifadesiyle namuslu ile namussuz saflarını belirlemiş oluyor.

Yüz yıl süren esaretten prangalarını ve kelepçelerini toplumun hür iradesiyle kırıp atan milletimiz, iradesini ve istikbalini vesayet odaklarına ve onların iç uzantılarına bir daha asla teslim etmemek için birlikte hareket etme, beraberlik içerisinde yaşama, her türlü tehdit ve saldırı karşısında nasıl ve ne şekilde mücadele verilmesi gerektiğini yılmaz cesaret örneği sergileyerek canları pahasına göstermiştir

Bu yeniden inşa ve inkişaf süreci, geçmiş bin yıllık medeniyetimizin sağlam temelleri üzerine inşa edilen ikinci medeniyet hamlesi toplumun bir kesiminin çırpınmasıyla değil, bâcıyânların, gâziyânların, âhiyânların ve asıl önemlisi abdalânların ve onların yetiştirdiği ilim, irfan ve hikmet sahibi entelektüel birikimli talebelerin varlığıyla mümkün olacaktır.

Yazar : Muharrem Kemal Astam


Etiketler : başyazı | hür irade | istikbal | istiklal | milli şuur | mücahede | yeniden diriliş |