top-logo

15 Sevval 1440

Muhasebemiz

Muhasebemiz

Bu yazıda milletimizin ve bütün bir ümmetin kısa ve öz şekilde muhasebesini gerçekleştirmeye çalışacağım. Konunun kolay anlaşılabilir olması açısından maddeler halinde sıralayacağım:

1- Milletimizin ve bütün Müslümanların en başta gelen ve herkes tarafından kabul edilen başlıca sorunu eğitimsizliktir. Bu sorun olarak ortaya koyduğumuz eğitim ne yalnızca pozitif ilimler ne de yalnızca dini ilimlerdir. Her ikisini de yüzyıllardır veremiyoruz. Osmanlı’nın son döneminden itibaren başlayan bu sorun aynı zamanda Osmanlı’nın sonu oldu. Bu bağlamda üzerinde sıkıca durulması gereken bir bahis olduğu ortadadır. Peki, eğitimimizdeki temel sorun ne? Pozitif ilimleri veremiyoruz zira bu konuda beyinlerimiz uyuşmuş/uyuşturulmuş. Üretmek ve türetmek gibi bir derdi olmayan insan yığınları haline getirilmişiz ve kapital düzen ne üretiyorsa onu hayranlıkla elimize alıp kullanır hale gelmişiz. Herhangi bir geliştirme derdimiz yok. Hatta bu konuda aşırı bir “aşağılık psikolojisine” bürünmüşüz. Yıllardır medya ve benzeri yapılar ile algımıza yerleştirilen bu psikoloji yüzünden biz kendimizin yapamayacağına daha yapmaya çalışmadan inandırılmışız. Bu algıyı ve psikolojiyi de kendi içimizde yıkamadığımız sürece bu kulvarda yol alabilecekmiş gibi durmuyor olacağız. Ayrıca bir diğer sorun da dini ilimlerin verilemeyişi. Bir milletin ve toplumun ruh köklerini oluşturan inanç sistemini o millete doğru öğretememek en büyük yıkımdır. Evet, ülkemizde binlerce imam-hatip ve ilahiyat fakülteleri var, bunları bir kalemde silip atmak insafsızlık olur. Fakat bu dini eğitim veren kurumlarımız da dâhil olmak üzere tüm eğitim birimlerimizde verilen müfredatlar hayata “Batı perspektifinden” bakmaktadır. Oryantalist aklın etkisinde kalmış bir şekilde sunulan din eğitimleri de Müslümanlar arasında gelenekçi-modern tarzında bir çatışmaya yol açar durumda. Hadis konusu, tasavvuf konusu son dönemde gündemde olan konular. Bu tartışmalardan da anlaşılabileceği gibi yüzyıllardır milletimizin ve Müslümanların ruh köklerini oluşturan tasavvuf (yani Yunus Emreler, Mevlanalar, Hacı Bektaşi Veliler…) ve modern eğitim almış ilahiyatçılar arasında bir kargaşaya sebep oluyor. Elbette ki olan yine eline kitap geçmeyen, okumayan milletime oluyor. Bu derin sorunun çözümü için tez elden kendi medeniyet dinamiklerimize dayanan dini ilimlerin pozitif ilimlerle bir arada okutulduğu, amacının yeni Gazaliler yetiştirmek olduğu eğitim kurumları kurulmalıdır.

2-  Milletimizin ve ümmetimizin bir diğer sorunu da sistemin medya ayağına sahip olamayışımız. Filistin’de ki direnişi, Suriye’de ki iç savaşı, Arakan’da ki zulmü ya Avrupalı medyadan ya da Avrupalı medeniyetin etkisinde kalmış medyamızdan okuduğumuz için olaylara da kendi medeniyetimizden bakamıyor ve olayları yanlış değerlendiriyoruz. Avrupalı, dünyayı bize nasıl görmemizi istiyorsa öyle anlatıyor. Hatta belki Arakan’da ki zulmü anlatmıyor, Filistin direnişini es geçiyor. Biz de bu teknoloji ve bilim çağında kan bağımız olan, din bağımız olan kardeşlerimizden bihaber kalıyoruz. Hâlbuki bunun yerine Türkiye merkezli ve bütün İslam coğrafyasını saran bir medya teşkilatlanması ile iki milyara yakın Müslümanı birbirinden haberdar etmeliyiz. Bu medya teşkilatlanması ile aralarında kilometrelerce mesafe olan Müslümanlar birbirlerinden haberdar olacak, birbirlerini doğru okuyacak ve kendi hallerini kendi perspektiflerinden değerlendirme imkânı bulacaktır…

Yazar : Özgür Durası


Etiketler : başyazı | emperyalizm | küresel güçler | milli birlik | milli şuur | öze dönüş | yerli |