top-logo

19 Recep 1440

Makedonya Türk Edebiyatına Dair

Makedonya Türk Edebiyatına Dair

Makedonya Türk edebiyatı, Makedonya’da yaşayan Türklerin tarihe not düşmeleri ve tanıklık etmeleri açısından son derece önem arz eden bir konudur. Edebi türlerin devamlılığını sağlayacak zeminlerin oluşturulması gerekmektedir. Bu zeminler de süreli yayınlardır. Çağdaş Makedonya Türk edebiyatında dair ilk süreli yayınlardan bahsedecek olursak,

1944’ten itibaren Türkiye’de olduğu kabilinden Latin alfabesiyle kendi dilinde eğitim ve yayın hakkını elde eden Makedonyalı Türkler, ilk olarak “Birlik gazetesini” neşrettiler.  Devamında “Sevinç dergisi”, “Sesler dergisi” gibi yayın organları birbirini izledi ve bu yayınların çevresinde Necati Zekeriya, Fahri Kaya, İlhami Emin ve daha burada ismini sayamayacağım birçok yazar yetişmiştir. Makedonya Türk edebiyatında şiir, deneme, hikâye ve az da olsa roman gibi ürünler verilmiştir.

Makedonya Türk Edebiyatı genelde şu başlıklar altında ele alınır.

1. Osmanlı Dönemi Makedonya Türk Edebiyatı
2. Balkan Savaşları’ndan Sonra Makedonya Türk Edebiyatı
3. Çağdaş Makedonya Türk Edebiyatı

Yazımızda daha çok ‘Çağdaş Makedonya Türk Edebiyatı’ üzerine durmaya çalışacağız.
İkinci dünya savaşından sonra Makedonya Türk Edebiyatı belirli aşamalardan geçerek ve nesiller yetiştirerek bu duruma ulaşmıştır.

Makedonya Türk Edebiyatında ilk göze çarpan araştırmacılar ise, Mustafa İsen, Abdulkadir Hayber, Suat Engüllü ve Ertuğrul Karakuş olmakla beraber, Makedonya Türk Edebiyatı sahasına çalışmalarıyla emek vermiş, ışık tutmuş başka aydınlarımızda vardır. Ancak burada hepsinin ismini vermek mümkün olmadığından dolayı bunlarla yetiniyorum.

Ancak yine de bugüne kadar yapılan araştırmalar yeterli değildir. Tabii bir de edebî marifet açısından verilen eserlerin kalitesi de tartışmaya açıktır. Dünya edebiyatı içerisinde Çağdaş Türk Dünyası edebiyatı noktasında bugün itibari ile bilimsel olarak Çağdaş Makedonya Türk edebiyatı istenilen noktaya gelememiştir. Bunun birçok nedeni vardır; Savaşlar, göçler, baskılar ve tabii ki beyin göçleri edebiyatımızın belini bükmüştür. Ama artık bahane değil, çözüm üretilmesi gerekir.

Kısacası, bir konuşmamızda “Yeni Yahya Kemal Beyatlı’lara ihtiyaç vardır.” diyen Kazım Yetiş hoca da buraya dikkat çekmektedir.
Kökü mazide olup, atiyi arzulayan… Milli düşünen, evini-yurdunu terk etmeyen kalemler yetişmelidir.
1994 – 1999 yıllarında “Üçüncü” diye zikrettiğimiz bir dergi etrafında toplanarak yeni bir söz söyleme çabasına girmiş gençleri görüyoruz. Ancak bu teşebbüs çok uzun sürmedi. “Üçüncüler” girişimi ve “Üçüncü” dergisi sustu. Ama arkalarında Çağdaş Makedonya Türk Edebiyatı için “unutulmaması gereken” bir girişim örneği bıraktılar.”

Yeni yazar-çizerlere bir nevi yol açıp ivme kazandırdılar.
Üçüncüler dergisi yazarlarından Rıfat Emin’in de ifade ettiğine göre: Üçüncüler “avangardizm” yapma çabasına girmişlerdir” ve “Hür, müdahalesiz “yazmayı savundular.” Bu ifadelerinden anlaşıldığı üzere bağımsız ve özgürce yazmayı tercih etmişlerdir.

Burada artık bizlere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Genç kalemlerin daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini düşünüyorum. Büyüklerimizin tecrübelerinden yararlanarak kendi enerjimizle yenilikler ortaya koymalıyız. Üsküp sokaklarında Yahya Kemal’in kulaklarına okunan ezanları unutmadık. Şevket Rado’nun memleketi Radoviş bölgesinde var olan değerlerimize ve edebî ürünlere yeniden hayat üflemeliyiz. Türkçe yayınlarımız ise şu anda “Yeni Balkan” gazetesi, “Köprü” dergisi, “Kardelen” çocuk dergisi v.b. gazete ve dergilerde edebî ürünler neşredilmektedir. Bu yayın organlarımızın bulunmasına rağmen yeterli değildir.

2002 yılında gençlerin girişimi ile Türkçe olarak çıkarılmaya başlayan “Köprü” dergisi ise Balkanlı Türkçe yazanlara yer vermektedir.
Bu yayınlarda ürün veren genç kalemlere bakacak olursak, Leyla Şerif Emin, Mehmed Arif, Seyyid Emin, naçizane bendeniz Mümin Ali ve daha burada ismini zikredemeyeceğim birçok şahıs yer alır. Biz konumuza devam edelim. Çağdaş Makedonya Türk Edebiyatının bugünkü durumunu değerlendirecek olursak eğer, bugün itibari ile gelmiş olduğu durum çok iç açıcı değildir. Bunu üzülerek zikrediyorum.
Çünkü hepimizin malumu olduğu üzere Makedonya Türk Edebiyatı’nın bazı dönemlerinde içe kapanıp sessiz kaldığı zamanlar olmuştur.
Bugün artık yeni bir cümle kurmak mecburiyeti içinde, kıstırılmış olduğumuz bu sessizliği bozup, dar halkadan sıyrılmalıyız.

Dikkatinize arz ederim! Mecburuz diyorum. Neden mi?

Nedeni şu: Makedonya Türk Edebiyatı, Türkiye Edebiyatı’ndan çok etkilenmiş olmasına rağmen Türkiye’de pek bilinmiyor. Makedonya’da Türkçe yayın yapan gazeteler ve dergilerde Türkiyeli yazarlardan ve şairlerden yayınlanan birçok ürün vardır. Buna rağmen birkaç akademisyenin, araştırmacının dışında, Türklerin varlığı, kültürü ve edebiyatı bilinmiyor. (Hatta daha ilerisi, Makedonya’dan Türkiye’ye eğitim için gelmiş Türk olanlara bile “Makedon” denecek kadar.)  Sadece Makedonya’da değil, Çağdaş Balkan Türk Edebiyatları da bilinmiyor.

Bu durumu yakinen görüyoruz.
Türkiye’nin Makedonya’dan uydu, tv aracılığıyla çok yakından takip ediliyor olmasına rağmen, yayınlarımız insanımızı batıya yönlendirip özendiriyor. Türkiye de farklı bir şekilde batıyı takip ediyor. Durum bu şekilde olmasına rağmen Türkiye’nin eski Başbakanlarından Bülent Ecevit, yazarımız İlhami Emin’e bizzat: “Türkiye sınırları dışında gelişen en iyi edebiyat, Makedonya Türk edebiyatı” demiştir.

Fakat bu söylemi tartışmamız gerekiyor. İyisine- kötüsüne varın siz karar verin!
Peki, edebiyat bize ne anlatır?
Edebiyat hikâye anlatır.
Edebiyat hayata, insana, yaşama ve topluma dair her şeyi anlatır.
Bir mezar taşına baktığınız zaman, yolculuk ettiğiniz diyarları görürsünüz.

“ Yüzyıllara meydan okuyan mezar taşları, Balkanlar’daki Türk ve Müslüman topluluklar için “tapu” değeri taşısa da, bu taşlardaki ifadelerin Türk edebiyatı için de önemli bir kaynak olduğunu unutmamak gerekir.” 

Ötüken Dağlarından, Tanrı Dağlarına, Altay Dağlarına, Tuna’ya, oradan Sakarya’ya ve oradan da Balkanlara akan edebiyatımızı anlatır.
Ve bir hatırlatma! Hikâye deyip geçmeyin, bizim hikâyelerimiz insandır.
Kısacası: Edebiyat, bize unuttuğumuz her şeyi hatırlatır.
Türkçenin köklerinden biri olan Yunus Emre’yi unutamayız.

“Yunus ki süt dişleriyle Türkçenin

Ne güzel biçmişti gök ekinini” Cemal Süreya

Yazar : Mümin Ali


Etiketler : başyazı | edebiyat | millet | şair | yazar |