top-logo

14 Ramazan 1440

Toplumla Entegre Edemediğimiz Milli Eğitim Sistemimiz

Toplumla Entegre Edemediğimiz Milli Eğitim Sistemimiz

Bu yıl 18 milyon evladımızın başlamış olduğu eğitim öğretim maratonunda öğrencilerimize eşlik edecek 1 milyon öğretmenimiz var. Birçok ülkenin nüfusundan fazla olan bu rakam ülkemizin genç dinamik yapısını ortaya koyuyor.

Eğitim sistemimizin aslında bu kadar fazla insandan çok, nitelikli insan yetiştirme durumunda olmalıdır. Kaliteli ve doğru bir eğitim süzgecinden geçen öğrenciler hayata sağlıklı adım atabilecek, kabiliyetleri nispetinde rotasını oluşturacaktır. İnsan her zaman çok okuyup çalışmasına rağmen başarılı olamıyor yerinde saydığı da olabiliyor. Bunda da kader kısmet olduğu kadar kendi çaba ve gayretimizde yatmaktadır. Allah-u Teâlâ Kuran’da biz herkesin kaderini çabasına bağlı kıldık” diyor. Sonrası gerçek tefekkürden geçiyor. Olmaz ise sabretmeli gayret etmeli ve hayırlısını istemeliyiz. Herkes mühendis, doktor, polis, öğretmen vesaire birçok insanın özendiği ama kabiliyetinin olmadığı meslek gruplarına zorla yönlendirilmemeli, bu toplumun o meslek gruplarına ihtiyacı olduğu kadar hocasına, tüccarına, pazarlamacısına, turizmcisine de ihtiyacı vardır.

İbn-i Haldun mukaddime eserinde eğitimin, insan için dolayısıyla toplum için tabii(fıtri) bir durum olduğunu belirtir. Ona göre, bunun sebebi şudur: Beslenme, barınma, hareket etme gibi özellikler insanda olduğu gibi hayvanda da bulunmaktadır. İnsanı hayvandan ayıran özelliği düşünmesidir ve bunun sayesinde de yaşamını rahat bir şekilde sürdürmenin ve geçimini sağlamanın yollarını bulur, bunun için insanlarla yardımlaşır, bu yardımlaşmayı sağlayacak olan bir araya gelmeyi ve bir arada yaşamayı başarır, peygamberlerin Allah’tan getirdiklerini kabul eder, onların gereklerini yerine getirdiği eserinde anlatılır.

En büyük yanlışlıklarımızın başında da yanlış metotlarla öğretilmeye çalışılan ilimler ve onlardan beklentilerimiz yer almaktadır. Bizlerin o küçücük yaşlarda almış olduğu birçok dalda dersler bizleri yetiştirmede ve bilgi sahibi olmamızda yararlı olurken maalesef bazen de cahil bırakabiliyor. Nasıl mı? Yine İbn Haldun’a göre, öğretmenin öğretimde esas aldığı kitabı anlama noktasında ister başlangıç aşamasında, ister ileri seviyede olsun, öğrencisinden gücünün üzerinde bir şey beklememeli ve o kitaptaki meseleler ile başka kitaplardaki meseleleri karıştırmamalıdır. İlk önce o kitap baştan sona okunup kavranmalı, o kitaptan beklenen amaçlar elde edilmeli ve böylece öğrenci o kitaptan başka kitaplar da okuyup anlayacağı bir meleke elde etmelidir. Çünkü öğrenci herhangi bir ilimde, anlama ve öğrenme noktasında bir meleke kazandığı zaman, onunla başka ilimleri de öğrenmeye hazır hale gelir, böylece daha fazlasını istemek, daha yukarıya çıkmak azmine sahip olur dolayısıyla ilmin en ileri noktalarına ulaşır. Ancak daha başta öğrencinin aklı karıştırılırsa, meseleleri anlamaktan aciz kalır, bıkkınlık duyar, düşüncesi körelir, ilim tahsilinden ümidi keser ve sonunda ilmi ve öğrenimi terk edebileceği belirtilir.

Diğer bir yanlış durum da öğretmenlik mesleğini seçeceklerin kendilerini normal bir devlet memuru olarak görmelerinden kaynaklıdır. Neticede her meslek kendince özel olsa da öğretmenliğin apayrı yeri ve önemi vardır. Aynı şekilde okulda öğretmenlerin öğrencileri yönlendirmede, geleceğe dair belki bir çocuğun elinden tutabilirim gayretinde olarak çevre ve hayatımızı güzelleştirmede katkı içerisinde olmalılar.

Eğitim dedik, her şeyden de önce ilk eğitim aile ortamında başlar sağlam bir ölçüde yönlendirilen ve eğitilen bir genç de kolay kolay sapma olmaz. Bu olay okuldaki çevre ve iyi kalpli öğretmenleriyle bir safha daha ilerler. Ayrıca eğitim, siyaset üstü milli bir meseledir. Gündelik siyasetin konusu da olmamalıdır. Çünkü girdisi ve çıktısı bizim 20 yıl sonramızı etkileyecek bir durum söz konusudur.

Örneğin 70’li yılların en büyük sıkıntısı eğitim alanındaydı. 15 günde, 3 ayda yetiştirilen öğretmenler vardı. Şimdi de çağımıza uygun 21. yüzyılda gelişen teknolojinin geçmişle kıyasla üzerimizdeki etkilerini görmekteyiz. Düşünce yollarını, çalışma yollarını ve araçlarını dünya ile olan entegrasyonumuzu esas alan bir sistem çerçevesinde yürütülmelidir. Günümüzdeki öğrencilerin daha fazla sorgulayıcı olması, daha etkin öğrenme yollarını araması, temel ahlaki değerleri de benimseyen aynı anda birkaç işi yapabilme becerisi kazanmaları kendi gelişimleri ve gelecekleri açısından faydalı olacaktır.

İyi bir eğitimi, gençlere aktaramazsak ülkemizi ileri bir yere taşıyamayız. Örnek araştırmalar yapılarak ülke sistemimize toplum yapımıza uygun bir eğitim sistemi temelleri atılmalıdır. Şuralar hazırlanarak bir eğitim modeli geliştirilerek ortak bir sonuç ortaya konulması gerekmektedir. Bundan dolayı eğitim sistemimizi daha iyi noktada sabitleyebilmek için açık görüşlü, açık toplum, demokratik, muhtelif akla, paylaşımcı katılımcı akla, çoğulculuğa ihtiyaç var. Her birkaç senede bir değişen eğitim sistemi toplumun eğitim yapısını zaafa uğratarak köreltmektedir. Bu yüzden, değişen dünyada toplumumuzun kültürel değerlerle var olabilmeleri ve söz sahibi olabilmeleri için kendi kültürel değerlerimizi özümsemiş, yeni bilgi ve becerilerle donatılmış, hem özgüven sahibi hem de farklı kültürlere karşı saygılı bir insan gücü potansiyeline sahip olmaları gerekmektedir. Belirtilen özelliklerdeki toplumun oluşturulması ise ancak sağlam temelli bir eğitim ile mümkün olacaktır.

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : başyazı | eğitim | eğitim modeli | eğitim sistemi | öğrenci | öğretim | öğretmen | okumak |