top-logo

17 Şaban 1440

Türkiye Rusya Yakınlaşması Dahilinde ABD İle İlişkiler Nereye Gidiyor?

Türkiye Rusya Yakınlaşması Dahilinde ABD İle İlişkiler Nereye Gidiyor?

Uluslararası İlişkiler ve siyaset bilimi disiplini içerisinde en önemli terim olan denge politikası, Türk Dış Politikası içerisinde her zaman kendine yer bulmuş ve uygulanması gereken bir dış politika düzeni haline gelmiştir. Denge politikasının bu denli benimseniyor oluşu, özellikle dış ilişkilerde sağladığı düzen itibariyle tercih edilmiş ve günümüze kadar geçerliliğini korumuştur. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gerçekleşen Türkiye Dış Politikasında, denge politikasını Rusya ile düzeltilen ilişkiler oluşturmuş ve Rusya faktörü dış politika için önemli bir unsur haline gelmiştir. Fakat şu da var ki; dış politikada benimsenen bu denge unsuru Türkiye’nin Rusya’dan özür dilemesi ve ilişkileri düzenli bir boyuta ulaştırmasıyla gerçekleşmiş, Rusya’nın psikolojik olarak Türkiye ile mesafeli tavrı aşılabilmiştir. Zira Rusya’nın Kasım ayında gerçekleşen uçak krizinden Türkiye’yi sorumlu bulması bu mesafenin temel sebebiydi.

Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasını bu denli artırmasının ve ilişkilerini üst seviyeye çıkarmasının asıl sebebini ise ABD ile bozulan ilişkiler oluşturmuştur. Darbe girişimin ardından ABD’nin tavrı ve terör örgütü PYD’ye olan desteği, bu ilişkileri daha da bozmuş ve denge politikasını oluşturmak için Rusya’ya bir adım daha yaklaşmasını sağlamıştır.

Fakat haliyle düşünülmesi ve üzerinde kafa yorulması gereken asıl mesele şudur: Yüzyıllık düşmanın, bir anda bu şekilde dost olması hatta daha doğru hitap edecek olursak “dost gibi görünmesi” ne kadar güvenilir ve gerçekçidir? Aslında böyle bir bakış açısı, uluslararası dış politika için fazla duygusal gelebilir, zira diplomatik ilişkilerde dost kabul edilen bir devlet bir anda düşman kabul edilebilir, düşman kabul edilen bir devletin ise dost olması muhtemeldir, zira 19.yy’da şekillenmeye başlayan diplomasi disiplini, yeni dünya düzeninin oluşmasına bu şekilde katkı sağlamış ve günümüzde de bu şekilde geçerliliğini korumuştur. Rusya ile son zamanlarda düzeltilen ilişkiler de aynı düzeyde düşünülebilir zira tarihte yaşanan düşmanca tutumlar ve savaşlar her daim geçerliliğini koruyacak değildir. Fakat yine de temkinli olmakta özellikle fayda vardır, zira ilişkiler her zaman değişmeye ve tersi şekilde seyretmeye müsaittir. Bu durum denge politikasının, dikkat edilmesi gereken farklı bir önemli yönünü oluşturmaktadır.

ABD ile ilişkilerin sallantıda seyretmesi aslında bir yandan Türkiye’nin dış politikadaki isteklerine göre gerçekleşmiştir. Özellikle darbe girişimi ve Fethullah Gülen’in iadesi konusunda gerçekleşen sorunlar, PYD’ye sağlanan destek ile iyice artmış ve Türkiye’yi Batı’dan uzaklaşmaya mecbur bırakmıştır. Lakin bu şekilde Batı’dan uzaklaşma, denge politikasını akıllara getirmiş ve Rusya bu denge politikasının baş faktörü olarak düşünülmüştür. Şu da var ki, Rusya ile düzeltilen ilişkiler, her daim aynı şekilde cereyan edecek de değildir, zira anlaşmazlıklar sadece ABD ile olmayıp, Rusya ile de özellikle Suriye meselesinde sıkça gündeme gelen sorunlar bulunmaktadır. Yani değişen her düzende ve denge politikasında, kesintisiz devam edecek garanti bir süreç bulunmamaktadır. Bu sebeple, dost olarak hangi devlet kabul edilirse edilsin, Türkiye’nin temkinli olması son derece faydalı olacaktır. Zira Rusya ile gerçekleşen uçak krizinin ardından, Rusya çok ağır ithamlarda bulunmuş, haklılığını kesintisiz savunmuş ve hatta İstanbul’a atom bombası atmaktan dahi bahseder olmuştur. Böylesi bir durumda Rusya’ya sonsuz bir güven duymak elbette son derece mantıksız ve gülünç olacaktır. Uluslar arası ilişkilerde böyle sonsuz bir güven duygusunun cereyan etmesi mümkün değildir. Şu da var ki, Rusya bu denge politikasını Türkiye’nin yumuşak tutumu sayesinde benimsemiş ve Türkiye’den isteklerini gerçekleştireceğini düşünmüştür. Yani Rusya’nın Türkiye ile Batı’ya karşı gerçekleşecek denge politikasını tamamıyla kendi çıkarlarını gerçekleştirme umudu üzerine kurmuştur. Böyle bir durumda Türkiye’nin temkinli olması çok önemlidir. Zira Rusya’nın, Türkiye’den Suriye politikası konusunda değişiklikler yapmasını istemesi ve bu değişikliğin Rusya’nın istediği şekilde gerçekleşecek olması bu olasılığı kanıtlar niteliktedir.

Fakat Türkiye dış politikada dönen bu çalkantılı düşüncelerin son derece farkındadır ve aynı farklılıkla hareket etmektedir. Rusya ile gerçekleşecek bir denge politikası ekonomik ve toplumsal ilişkilere, Türkiye açısından büyük faydalar sağlayacaktır. Özellikle Türk Akımı Doğalgaz projesi bu faydaya örnek olarak gösterilebilir. Bu proje, Türkiye için çok önemli bir avantajdır. Türkiye, ayrıca kendisi adına tasarlanan siyasi düşüncelerin de son derece farkında olup, hem bu düşüncelere karşı dengeli bir tutum sağlamayı başararak, hem de ekonomik ve toplumsal katkıdan son derece faydalanarak politikalarını sürdürmeye devam etmektedir. Yani gerçekleşen yumuşak siyasi tavırlarda dahi her daim temkinli olmak ve yüksek fayda sağlamak esas olup, siyasi gündemine bu şekilde yön vermektedir.

Peki, bütün bu dengeli ve faydalı siyaset batı açısından nasıl değerlendirilmektedir? Özellikle ABD’ye göre Türkiye’nin böyle bir dönüşümü son derece şaşırtıcı bir hamle olmuş ve ABD, beklemediği bir durum ile karşı karşıya kaldığını gizleyememiştir. Ayrıca kendini suçluluk psikolojisi içerisinde bulmuş ve bu psikolojisini belli eden, darbe girişimiyle alakası olmadığını belirten açıklamalarda bulunmuş ve Türkiye’ye ziyaretlerde bulunmuştur.

Yaşanan tatsız gelişmelerin ardından, Batı’dan tamamıyla kurtulma konusu son zamanlarda çok sık gündeme gelse de, denge politikalarının bile zamanla değişebilecekleri göz önünde bulundurularak temkinli hareket edilmesi gerekmektedir. Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesi önemli bir fırsattır, zira bir vakitler sık sık duyulan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyelik konusu yine gündeme gelir olmuş, hatta Türkiye’nin NATO’dan tamamen çıkması dahi konuşulur olmuştur. Ayrıca Karadeniz’in NATO’ya açılması konusunun, Rusya ile yakınlaşma sonrası geçerliliğini yitirmeye başlaması da Rusya açısından son derece önemli bir mesele olup, Türkiye ile olan ilişkilerine, ne pahasına olursa olsun dikkat etmesini sağlaması açısından önemlidir.

ABD’nin Türkiye ile bozulan ilişkilerine ve bu mesafeli tavra karşı, son derece dikkat etmesi gerekmektedir. ABD, bu değişen dengelerin farkında olup, özellikle Türkiye ile sağladığı müttefiklik ilişkisini Suriye meselesinde tekrar sıkılaştırmak istemektedir. Özellikle, Rakka Operasyonu neticesinde, Türkiye ile birlikte hareket etmek istemesi son derece önemli bir husustur, lakin bu noktada ABD’nin bir türlü anlamak istemediği hassas bir mesele daha yatmaktadır. ABD, PYD‘yi terör örgütü olarak kabul etmemekte olup, örgüte türlü destekler sağlamaktadır. Bu durum, Türkiye’yi, ABD’den uzaklaştıran başka bir politikadır. Fakat ABD, tüm bunların bilincinde olmasına rağmen, Rakka Operasyonu’nda Türkiye ile birlikte hareket etmek istediğini söyleyerek, operasyonda PYD’nin de olacağını bildirmiştir. Fakat böyle bir birlik, Türkiye için kabul edilemez düzeyde olup, son derece gereksizdir.

Sonuç olarak, denge politikasının Rusya-Türkiye arasında uzun bir süre daha devam edecek gibi görünmesi muhtemeldir, fakat Türkiye, bu denge politikasında son derece temkinli hareket edip, kendi istekleri ve kazançları doğrusunda bir yol izleyecektir. ABD ile ilişkilerin bir anda tamamen koparılması ise geri dönüşü zor ve sancılı bir süreç olacak gibi görünmektedir. Bu düşünce doğrultusunda, Türkiye’nin batı ile olan ilişkilerinde, yıkıcı olmaktan ziyade yapıcı bir politika doğrultusunda sürdürmeli, dengelerin değişebilir olduğunu unutmamalı ve denge politikasını dengeli bir şekilde yürütmeye dikkat etmeli ve aceleci politikalardan kaçınmalıdır.

Yazar : Ayşe Tuğçe Şerbetçi


Etiketler : ABD | başyazı | batı | devlet | otorite | politika | siyasi irade | terörizm |