top-logo

14 Ramazan 1440

Darbe Girişimi Sonrası Türkiye Ekonomisi

Darbe Girişimi Sonrası Türkiye Ekonomisi

Türkiye,15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ tarafından gerçekleştirilen ve hepimizin tanık olduğu, devletin tamamıyla yıkımını amaçlayan bir darbe girişimini bertaraf etti. Devletin bekasının yanında, iç ve dış politikada her türlü ekonomik, siyasi ve toplumsal değerlerimizi hedef alan bu darbe girişimi aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerini de gözüne kestirmiştir. Zira darbe girişimi, Türkiye’nin sadece bugününü değil, yarınını da tehdit etmiştir. Lakin halkın ve hükümetin, darbeyi çok kısa bir zamanda ekonomik ve toplumsal hiçbir konuda sekte yaşamadan atlatması, Türkiye ekonomistlerinin hiçbir şekilde uluslar arası piyasalarda durgunluğa müsaade etmemesi, darbe sonrası uluslar arası konumumuz için son derece sevindirici ve önemli bir gelişmedir.

Darbe girişimi sonrası, elbette ki, piyasalarda kaçınılmaz şoklar yaşanmıştır, lakin bu şokların iyi yönetilmesi, olumsuzlukların başarıyla ortadan kaldırılması ve OHAL kararları sonrası iç ve dış piyasada düzeltmelerin sağlanması ve kamuoyuna tüm bu vaziyetler hakkında mesajlar verilmesiyle toparlanan ekonomi, Merkez Bankası’nın faiz indirimine devam kararıyla da sekteye uğramadan pozisyonunu korumayı başarmıştır.

18 Temmuz Pazartesi günü açılan piyasalarda, Türk Lirası’nda çok hızlı bir satış dalgası yaşandıysa ve 2008’den sonra ilk defa Türk Lirası önemli bir düşüşe geçse de, darbe sonrası ilk kritik günün en az zararla atlatılmasına büyük katkılar sağlanmıştır. Ayrıca, bu kritik günde neler olacağı, daha bir gün öncesinden tahmin edilmiş,17 Temmuz Pazar günü hızlı bir şekilde alınan tedbirlerle de gerçekleşmesinden korkulan krizin yaşanması önlenmiştir.

Merkez Bankası’nın aldığı tedbirlerin önemli bir kısmı şunlardır:

  • Merkez Bankası tarafından bankalara gerekli likidite limitsiz olarak sağlanacaktır.
  • Bankalara sağlanan gün içi likidite imkanının komisyon oranı sıfır olarak uygulanacaktır.
  • Bankaların döviz deposu almak üzere de kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar ABD Doları seviyesindeki mevcut limitleri gerektiğinde artırılabilecek ve kullanım şartlarında (teminat ve maliyet) iyileştirmeye gidilebilecektir.
  • Merkez Bankası nezdindeki tüm piyasalar ve sistemler ( Elektronik Fon Transfer ve Elektronik Menkul Kıymet Transfer) işlemler tamamlanıncaya kadar açık tutulacaktır.
  • Gerekli görülmesi halinde finansal istikrarı korumaya yönelik ihtiyaç duyulacak tüm önlemler alınacaktır.

Lakin tüm bunlara rağmen, THY’de önemli hisse kayıpları yaşanmış ve Bank Asya’nın faaliyetleri durdurularak, Şekerbank’a devredilmiştir. Sonuç olarak; en büyük zararı, turizmin alacağına dair tahminler yürütülmüşse de, özellikle 20 Temmuz Çarşamba gecesi açıklanan OHAL ‘in ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in açıklamalarıyla bir nebze de olsa rahatlamalar yaşanmış durumdadır. Körfez ülkeleriyle yapılan ticaret ve para akışı devam etmekle birlikte, Suudi iş adamları hala Türkiye’ye ticari ziyaretlerde bulunmaya devam etmektedirler.

Erdoğan’ın, Türkiye’nin sağlam makroekonomik politikalarına devam ettiğini, günlük yaşamın etkilenmeyeceğini ve piyasa kurallarının konumunu sürdüreceğini açıklaması da, yabancı yatırımcıları Türkiye’den uzaklaştırmanın aksine daha çok yakınlaştırmıştır.

Öte yandan, eğer darbeciler başarılı olsalardı, Türkiye ekonomisi belki daha önce hiç rastlamadığı bir ekonomik zararın peşinden sürüklenecekti ve maalesef ki uzun bir zaman da kendine gelemeyecekti. Tahmin edilen maliyet ise 100 milyar Türk lirası olacaktı. Zaten darbe girişimi öncesi gerçekleşeceği öne sürülen ekonomik kriz söylemleri, Türkiye’nin hem iç şartları hem de etrafında bulunan ülkelerin içinde bulunduğu sorunlar sebebiyle korkulan ve gelmesi beklenilen bir sorundu; fakat darbe girişimiyle gerçekleşeceğine inanılan bütün bu sorunların altından ustalıkla kalkılması da,Türkiye açısından üzeri örtülemeyecek kadar mühim bir gelişmedir.

Dışarıda ise; IMF Başkanı Lagarde, IMF’nin süreç boyunca doğru önlemlerin alınıp alınmayacağını takip ettiklerini açıklamıştır. Ayrıca Uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşları olarak bilinen, Standart&Poor’s, Moody’s ve Fitch’in Türkiye’nin kredi notu hakkında yaptığı açıklamalarında, kuruluşların darbe girişimine ve yaşananlara karşı olumsuz ve yoğun eleştiri içeren bir tavır takındığı görülmektedir.

Fitch, darbe girişimi sonrası, Türkiye’de risk ortamının oluştuğunu söylerken, S&P, Türkiye’nin kredi notunu düşürmüştür. S&P’nin, Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BB’ye düşürmesi ve Türkiye’ye karşı olumsuz görüşleri, Türkiye’ye karşı çoğu zaman uygulanan ekonomik ve finansal adaletsizliğin bir göstergesidir. 15 Temmuz darbe girişimi ile sebep gösterilen fakat bahaneden başka bir şey olmayan bu açıklamalar da içinde bulunulan durumun en önemli kanıtıdır.

Her şeye rağmen, hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın tavırları, politikaları ve moral düşürmeden takındığı tutumları, piyasaların sıkıntıya düşmeden, bir nebze olsun rahatlamasında çok büyük rol oynamıştır. Türkiye ekonomisi ve kamu maliyesi, tüm moral bozucu tutumlara ve açıklamalara rağmen, toparlanmayı başarmış ve piyasaları toparlamıştır. Alınan tedbirler ile yabancı yatırımcının ürkütülmeden yatırımlarına devam ettirilmesinin sağlanması da bu durumun en önemli göstergesidir. Hiç şüphe yok ki Türkiye, karşılaştığı tüm olumsuz koşullara ve eleştirilere rağmen bu güçlü tutumunu sürdürmeye devam edip, kendisine karşı yapılan tüm olumsuz propagandalar karşısında, ekonomisini, iç ve dış siyasetini, mevcut başarılı konumunu korumaya ve daha yükseklere çıkarmaya yılmadan devam edecektir.  

Yazar : Ayşe Tuğçe Şerbetçi


Etiketler : başyazı | darbe | Dolar | ekonomi | kredi notu | merkez bankası | S&P | Türkiye |