top-logo

14 Sevval 1440

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi ile Türkiye

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi ile Türkiye

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 15 Temmuz 2016 akşamı, halk tabiri ile aklımızda, fikrimizde olmayan olaylar meydana geldi. Daha önce birçok kez darbe gibi bir dünya felaketine maruz kalmış ülkemiz, o akşam yine aynı tehlike ve kaos ile karşı karşıyaydı. Lakin bu kez unutulmaması gereken en önemli şeyin üzeri çizilmişti: Halkın iradesi..

15 Temmuz akşamını, aslında 27 Mayıs ve 12 Eylül’den ayıran en önemli özellik de tam olarak budur. Halk, darbe girişiminin hemen ardından, Cumhurbaşkanı’nın da telkinleri ile sokaklara döküldü, gözü dönmüş bir çok darbeciye meydan okundu. Tanklar gelmiş, ateşler açılmış, kimin umrunda? Türk halkı o gece,eşine kendi tarihinden başkasında zor yazılır bir destan yazdı. Zira böyle bir destan da, en çok Türk milletine yakışırdı.

Nasıl ve ne şekilde yapılırsa yapılsın, özellikle 1980’den sonra dünyaya gelmiş birçok yetişkin ve genç Türk vatandaşının aklında hep aynı soru vardı: Darbe nedir? Nasıl gerçekleşir? Neden böyle yüz karası olaylar bir millete reva görülür? Birçoğumuz, bu soruların cevaplarını ve yaşanan birçok darbe hikayesini, tüm acılarıyla anne, babalarımızdan, dedelerimizden, ninelerimizden dinleyerek büyümüştük,  belki de 15 Temmuz akşamı darbecilere geçit vermememizin sebebi tam olarak buydu. Darbe, FETÖ tarafından değil de, hangi vatan haini örgüt tarafından yapılırsa yapılsın, Türk milletinin darbeye karşı tutumu aynı olacaktı.

Sadece Türk milletinin değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, hükümet ve siyasi partilerin kararlı bir tutum takınması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin büyük bir bölümünün de hükümetin tarafında yer alması, darbe girişiminin başarısız olmasında son derece önemli bir yere sahip olmuştur. Ülkenin içinde,bir çok sivil insana,polise ve devlet görevlisine karşı güç kullanmaktan çekinmeyen, helikopter kaçıran, birçok insanı esir alan, devlet kurumlarına baskı yapıp, insanların kafalarına silah dayayacak kadar gözü dönmüş vatan hainlerinin barınıyor olması, uzun zaman boyunca vatandaşlarımızın ve devlet görevlilerinin kafasını son derece karıştıracağa benziyor. Üstelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Türkiye Tarihi’nde ilk kez bombalanıp, böylesi bir hakarete uğraması da durumun ne kadar üzücü, ciddi ve vahim olduğunu gözler önüne sermekte.

Darbe sonrası süreçte başlayan ve hala devam eden demokrasi nöbetleri ve darbe girişimine kalkışan tüm terör örgütü mensuplarının ülkemizden temizlenmeye başlanması, Türkiye’ye hem içeride hem dışarıda farklı bir boyut kazandırmıştır. Üç ay süreyle olağanüstü hal kararının alınması da vatan hainlerinin ülkeden temizlenmesi boyutunun aşamalarından biridir. Olağanüstü hal ilanının isabetli ve doğru bir karar mı, yoksa yanlış bir karar mı olduğu şeklinde bir tartışmaya girmenin ise şahsen gereksiz olacağı kanaatindeyim. Zira darbe girişiminde tüm ülkenin maruz kaldığı olaylara karşı alınan tedbirlerin hiçbir şekilde yetersiz kalmaması ve güçlü bir mücadele ve müdahale ağı oluşturulabilmesi için, olağanüstü hal olmazsa olmaz bir oluşumdur. Devletin, bilinen ya da bilinmeyen her köşesine sızmış olan terör örgütü üyelerinin tam olarak nerelere ulaşacağı, ne kadar eskiye dayandıkları ve bütün bunların altından daha nelerin çıkacağı henüz tam olarak kestirilebilmiş değil ve tam olarak kestirilemeyen bu tehditlerin önünü almanın en güvenli ve doğru yolu da devletin yetkilerini artıracağı OHAL kararının uygulanmasıyladır.

Bütün bunlara rağmen, çoğu insanın olağanüstü hal ile ilgili kafasındaki soru işaretleri halen devam etmekte. Fakat olağanüstü hal durumunun ülke için sağladığı imkanların, insanların hayatlarını zorlaştırmadan uygulanacak olmasına çok dikkat edileceği, zannımca bu soru işaretlerini hafifletecektir.Ayrıca olağanüstü hal durumunun,tamamiyle yargı denetiminde sürdürüleceği de, soru işaretlerinin son derece lüzumsuz olduğunu açıklamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti gibi son derece önemli jeopolitik konuma sahip bir devletin, birçok terör örgütü ile mücadele ediyor olmasının yanında, kendi içinden ihanetlere uğraması ve yıkılmak istenmesi son derece üzücü ve yorucu bir durumdur lakin Ortadoğu’nun ve İslam dünyasının atar damarı olan Türkiye Devleti, böylesi güçlü bir milli iradeye sahip oldukça,İslam dünyasına örnek olmaya ve adından söz ettirmeye devam edecek, Türkiye bitirilmedikçe, Biladü’ş Şam bitirilemeyecek, Biladü’ş Şam ve Doğu bitirilemedikçe, İslam bitirilemeyecektir.

Allah bu ülkenin de milletin her daim yar ve yardımcısı olsun… Amin.

Yazar : Ayşe Tuğçe Şerbetçi


Etiketler : başyazı | darbe girişimi | fetö | halk direnişi | islam | Türkiye Cumhuriyeti |