top-logo

15 Sevval 1440

İslamafobi Üzerine Oyunlar

İslamafobi Üzerine Oyunlar

Üzerimizde oynanan oyunların biri kesilmeden bir başkasıyla sürekli meşgul olmaktayız. Neden ve niçin dünyaya geldiğinden bir haber olan insanların algılarla çok kolay lokma oldukları şu dünyada biz özellikle Müslümanlar olarak çok uyanık ve ferasetli olmalıyız.

Ümmet; dünya siyasetine yön veren, mazlumun yanında, zalimlerin karşısında, hem dünyasını hem ahiretini düşünen ve bu uğurda yuvasını dolayısıyla da hayatını şekillendiren, devletine ve mümin kardeşine sahip çıkan, Allah rızası için seven bir toplumdur. Ve böyle bir toplumdan da kimseye zarar gelmez.

Dünyayı yöneten ağababalar, tüm tarihlerin neredeyse en önemli stratejik ve yeraltı kaynaklarından ötürü zengin bir mahzen olan Biladü’ş Şam üzerine oyunlarını yazmışlardır. Bizlerin en kırılgan olduğumuz noktaları en ince ayrıntısına kadar analiz ederek bizi kendi iç çekişmelerimize, siyasi hesaplaşmalarımıza mahkûm etmişlerdir. Daha şunun şurasında Türkiye’de son 20 yıldır filan darbeler olmamaktadır. Bu sayede ancak kendimize gelerek kabuğumuzdan çıkmış ümmetin sesi soluğu ve İslam coğrafyalarının gıpta ettiği ülke konumuna gelmiş bulunmaktayız. Kendi ayakları üzerinde duran bir ülke birliğini sağlar ve müreffeh bir ülke olur dolayısıyla bunu bilen sömürgeci devletler bir takım işler başımıza musallat ederler. Bizlerde içerde vaktimizi ülkenin ilerlemesi ve birliği için değil de tav olan beyinlerimizle başımızdaki olayı yorumlamaya çalışarak aslında biçtikleri rolleri oynayarak o devletlerin ekmeklerine yağ sürmüş oluruz. Biz bunları görerek içeride gardımızı aldık, inşallah diğer kardeş devletlerde biran önce harekete geçerler. Osmanlı Devleti parçalandıktan sonra kurulan devletçikler ve başlarına dikilen devlet adamları o milletten görünen ama kime hizmet ettiği şaibeli olan ülkelerinin nedense on yıllarca kendi iç mezhepsel bir takım çatışmalar ve darbelerle halkın zihinlerini meşgul ederek aslında belli aralıklarla tekrar tekrar formatlamaktadırlar. Böyle bir toplumdan ise ne insanlık faydalanabilir ne de bu ümmetin derdiyle dertlenecek bir cihan şümul toplum yapısı ortaya çıkabilirdi. Cahil bırakılan halklar daima birbirlerine kurşun çevirerek asıl şüphelileri hedeften kaçırmaktalar.

“Şuan batının bizlere bu hamleleri yaptığını yıllar önce cennet mekân Abdülhamid Han hazretleri zamanında derin stratejik politikasıyla Avrupai devletlere uygulayabilmiş ve onarı birbirine düşürerek kendi meseleleriyle meşgul etmişti. Ta ki kendi sıkıntılarına bizleri de alet ederek içlerine çekene kadar.”

Gelelim sahada yaşanan olaylara. Biladü’ş Şam‘a yön vermek isteyen güçler argümanlarını uygularken bir diğer tarafta da batı ülkelerinde saldırılar gerçekleştirerek yalnızca onların kendi nefretlerini değil, biz Müslüman coğrafyalarda yaşayanların da nefretini kazanmayı veya taze tutmayı arzulamaktadırlar. Saldırılar ise o kadar planlı, programlıdır ki terör saldırılarındaki patlamalar, seçilen noktalar, intihar saldırıları tam da dünyaya verilmek istenen mesajı ve görevi ifade ediyor. Bu gibi durumlarda birbirimize destek olacağımıza, birliğimizi engelleyen bir mezhepsel çalışma ile bölgede maalesef buna engel olunmak istenmektedir.

Bu şekil oyunların planını ortaya koymak adına bir örnek vermek gerekirse, en son Orlando’daki saldırıda saldırıyı gerçekleştiren şahsa baktığımızda Afgan Müslüman, Sünni ve DEAŞ’e biat etmiş olduğu görülüyor baktık mı istedikleri kriterleri yerine gelmiş kendilerince tamamdır. Lakin saldırıda Amerikalılara göre kayıtlar da 11 kişi ve bu 11 kişinin de 3‘ü zaten daha önceden ölmüş olmasına rağmen haber, medya aracılığıyla abartılarak ölü sayısı 53’lere çıkarılmıştır. Zaten 53 ölen vatandaşlarla ilgili de ne hikmetse ölümüne dair doğru düzgün hastane kayıtları, yakın akraba, eş, dost ortalıkta bile yok. Ama dünyada yankı uyandıracak bu terör saldırısını köpürtmenin yolu olan kendi güdümündeki medyalar ışığıyla ölenler bu kadar fazla gösterilerek infial oluşturulması sağlanabiliyor. Rakam doğru veya yanlış tam belli olmamasına rağmen insanları kendi inandırmak istedikleri doğrulara yönlendirmiş oluyorlar. Ve böylece bir gecede tekrar dünya kamuoyu önünde Müslümanlık ile terörü yan yana getirilmiş ve körüklenmiş oluyor. Sonraki aşamada DEAŞ ile mücadele başlar bölgeye girilir bunun için de bir savaşçı güç lazımdır. Başka terör örgütü olan PKK’nın uzantısı YPG’ye ile anlaşılarak yardım mühimmat dağıtılır. Çok da adaletli 3 silah YPG’ye 1 silah DEAŞ’e şeklinde dağıtımlarla aslında bölge insanını zora sokarak birbirleriyle çatışması, can kayıpları yaşanmasına ve coğrafyadan sökülerek zorla göç ettirilmesine ve ölümlerine sebep olmaları aslında bölgenin demografik yapısının köklü olarak değiştirildiği açıkça görülmektedir. Hâlbuki hatırlayalım bu örgütle savaşmak için birçok ülke ile koalisyon kurulmamış mıydı? Bu sadece olayın gerçekleştiren bir etmendir. Türlü oyunlarla zaten bölgeye çökmüş olan yapılar, bu ve buna benzer kurgulamalarla oyunlarını yıllardır oynamaktadırlar.  

Şimdi Biladü’ş Şam’da yaşanan bu tip zalimce vakalar gibi üzerinde de oyunlar yazılıp tatbik edilmeye çalışılan o eski Türkiye’den artık foyaları ortaya çıkan, tutmayan, Türkiye’ye giden bir yolda ve oyun kuran ülke konumundayız. Yıllarca oynadıkları oyunları bu kez bizim içeride dik duruşumuz ile tüm Müslüman coğrafyaların gözü kulağı olan konumuna yeniden gelen Türkiye’mize sahip çıkmalı, inanmalı onların medyalarla bizleri esir almalarına imkân vermemeliyiz.

Eskiden daha mertçe savaşan koca koca devletler şimdilerde bölge insanlarını alıp devşirme yoluyla kendilerine biat etmeleri sağlanarak istedikleri amelleri sanki çok masum devletlermişçesine gerçekleştirmektedirler. Bunun için ne diyoruz terörün dini, inancı, ahlakı, insanlığı asla yoktur. Bu eylemi Hristiyan, Müslüman, Ateistte gerçekleştirse insanlık suçu işlemiş ve en ağır ceza ile cezalandırılmalıdır. Bu eylemlerin arkalarındaki tetikleyici güçlere bakmaksızın sadece Müslümanların yaptığına inanan bir kitle var ve bunlar adeta bu çekiç güçlerin ortaya çıkmaması için içeride ve dışarıda çeşitli algılarla yapılan olayları yaptırıcının değil yapanın üzerlerine yıkarak sorunun kökten değil görünen yüzünü temizlemiş oluyorlar. Yani anlık olarak suçluların son bulması sağlanırken, suç daima ayakta kalmış oluyor. Suçu işleyen kim olursa olsun bu onun bağlı bulunduğu dini inancını ve ırkını asla bağlamaz. Genellikle bu olayları Müslüman coğrafyalarda yapmaları dolayısıyla Müslümanlığa yaftalamaları bizleri zihnen hançerlemiş, Müslüman ve terörist kavramlarını da yan yana getirerek dünyaya servis etmeleri ile kendi içimizde de suçluluk psikolojisi oluşturarak asla ayağa kalkmamız hedeflenmektedir. Bunun sonucunda ise belki de asıl amaçları olan İslamafobiyi canlı tutabilmek hatta bazı Müslüman kesimlerde bile bunun oluşmasına ve Müslümanlıktan soğumalarına neden olmaktalar. Allah bizleri bunlardan muhafaza buyursun ve yolumuzu da aydınlık eylesin.

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : başyazı | DAEŞ | islam | İslamafobi | müslüman | orlando | osmanlı | pkk | pyd | sömürge | terörist | ypg |