top-logo

14 Ramazan 1440

Avrupa Baharı : Büyüyen ÇİN küçülen Avrupa, Zenginleşen Afrika ve Güçlenen Türkiye

Avrupa Baharı : Büyüyen ÇİN küçülen Avrupa, Zenginleşen Afrika ve Güçlenen Türkiye

Avrupa Birliğinden ayrılma için referandum sürecinde Hayır oyu çıkmasıyla birlikte İngiltere başbakanı David Cameron’un istifasıyla ortalık karıştı diyebiliriz. Acaba beklediğimiz bir sonuç muydu? Ben bu sonucu bekliyordum ancak bu kadar ses getireceğini tahmin etmemiştim. Sanırım daha da ses getirecek gibi geliyor. Şimdi biz şuan ki atılan adımlarla gelecekte olabilecek ihtimalleri değerlendirmeye devam edelim.

 

Merak ettiğim bir konu var. Acaba ABD, İngiltere’nin birlikten ayrılmasını istiyor muydu? Yunanistan’ın iflası, Ukrayna krizi, İspanya’da ekonomik alınan tedbirler, Fransa’da işçi sınıfının ayaklanması, Almanya’da Ermeni tasarı kabul edilmesi, Kırım sorununa Avrupa’nın tarafsız kalması, IŞID politikasında ortak karar almayan AB… Birçok olay gösterdi ki, AB içinde gerçek bir birlik sağlanamamıştır. İngilizlerin AB devletleri ile birlik içinde olmak gibi bir niyetleri olmadığı kesin. Hatta AB milletlerini istemedikleri bile bir gerçek ki kendi ülkelerinde giriş ve çıkışların vizesiz oluşu ve Londra’da ki hayatın bu sebepten pahalı olmasını nedeni olarak gördükleri kesin. Sanırım bu süreçte ABD’deki başkanlık seçimleri sebebiyle şuan ABD kendi içinde ki seçimler ile uğraşmaktadır. Bu sebepten dengelerin çok fazla değişeceğini öngörmekteyim.

 

Dünya daki siyasi denge bir anda değişebilir, 30 yıl değil belki 10 yıl dahi AB dayanamayabilir. Çünkü çok hızlı bir dünya da çok hızlı yaşıyoruz. AB’nin dağılmasıyla darbe alan kapitalist sistem yüzünü ÇİN’e çevirdi bile…

 

Sebepleri ortada, çünkü yaşlanan bir Avrupa var. %20-30 genç olan bir nüfüsta üretim var iken. %70 civarı tüketen bir kitle var. Refah seviyesinin yüksek olması sebebiyle emeklilerin maaş giderleri çok yüksek seviyededir. Bu sebepten kapitalist sistem içinde ki ülkeler bu giderleri önleyememektedir ve ülkede ki genç nufüsu arttıracak adımları da atamamışlardır. Bu yüzden kapitalist sistemin para babaları yüzlerini ÇİN’e çevirmiş bulunmaktadır. Yakın zamanda gazetelerin sağ ve sol köşelerinde ki küçük haberlere bakacak olursanız, özellikle teknoloji ve giyim firmaları ÇİN pazarında yeni fabrikalar ve ofisler açacaktır. Çünkü yoğun bir nufüs, ucuz işçi ve büyük bir pazar… Tüm bunlar kapitalist sistemin iştahını kabartmaktadır.

 

Şuan Türkiye’de kendi içinde artık AB’ye sağ gösterip sol vuracak bir adım atmalıdır. Tahsilini yapamadığı mülteci antlaşmasındaki 3milyar euro parayı alamayacağı da kesindir. AB süreci Türkiye’de ki demokratikleşme sürecini hızlandırmıştır. Her fasıl ile ödevini yapan Türkiye’de herşeyin iyiye gittiğini umut etmekteyiz. Ancak şuan dan sonra artık Türkiye’nin herhangi bir birliğe üyelikten çok yeni birlikler kurmak ve birlik içinde ki ülkelerin kalkınmalarında örnek bir lider model olabilmelidir. Bu sebepten son 200-300 yılda sömürge olan Afrika’nın bir çok ülkesine büyükelçilik açıyor olması çok doğru bir adımdır. Bu zamana kadar Afrikalıların ellerinde ki herşeyi alan bir batı modeline karşı Afrikalılara karşılıksız veren bir Türkiye modeli daha sıcak ve samimi ilişkiler kurmayı sağlamaktadır. Osmanlı sadece Kuzey Afrika ve son zamanlarında ancak Sudan’a kadar ilerlemişken.  Şimdiki Türkiye Afrika’nın tamamına kucak açması çok büyük kürelleşme adımlarını içinde barındırmaktadır. Bununla beraber balkanlar daki geçmiş tarihsel izlerinin peşini de bırakmayacak olan bir Türkiye, Avrupa yıkımından Arnavutluk, Bosna, Makedonya ve Bulgaristan gibi kardeş ülkeleride kurtarabilecek bir pozisyona girecektir.

Hatta AB’nin dağılması sürecinde zor durumda kalacak olan Yunanistan’a da aynı hassasiyet ile kucak açan bir Türkiye için Kıbrıs sorununu çözümü için çok önemli bir koz oluşturacaktır. Bu noktayı iyi değerlendirebilmek Türkiye için çok önemli bir dış politika adımı olacaktır.
Yeni dengeler ve değişen dünya düzeni gücünde fırsatları görüp, dış politika da gerçek ve akılcı adımlar atabilen Türkiye için sıfır sorun politikası ile refah seviyesi artan bir ülke konumu ile daha çok ülkeye ve bölgeye kapı açabilecek bir noktaya gelebiliriz. Burada korku ile dış politikada etkin olmak yerine yumuşak ilişkiler ile akılcı çözümler sunan Türkiye için daha kazançlı olacaktır diye düşünüyorum.

Yazar : İbrahim Gündüz


Etiketler : ab | afrika | dış politika | İngiltere | Türkiye | uluslararası ilişkiler |