top-logo

14 Sevval 1440

Hastalıklı Kalplerimize Şifa Ya Rab!

Hastalıklı Kalplerimize Şifa Ya Rab!

Peygamber efendimiz “İki günü eşit olan aldanmıştır, dünü bugününden daha hayırlı olan zarardadır”  buyurmuştur.

Yapmış olduğumuz ibadetlerde, hayır hasenatlar her zaman iyiye doğru gitmeli eksik ve yanlışlarımızın muhasebesini yaparak ilerleme gayretinde olmalı, takvamızı da aynı şekilde üstün duruma taşıma içerisinde bulunmayız.

Dün yaptığımız ibadetlerin üzerine bir şeyler koyabiliyorsak en azından az da olsa devamlı olan hayır ve ibadetlerimizi düstur edinmiş isek ne mutlu. Allah’ın rızasını kazanmak için çok çalışmalıyız. Bu, dünyalık istek ve arzularımız içinde olur ancak hiç bir şey bize durduğumuz yerde gelmez, başımıza gelen hayırda şer de Allah’tandır. Hayır için gayretli olmalı, çok çalışmalıyız ve yardımı yalnızca Allah (c.c.)’tan istemeliyiz. Dünyevi bir şeye ihtiyaç duyduğumuzda Rabbimizin huzuruna gitmeli, yalvarmalı ve tövbe etmeliyiz. Sonunda Allah, bize istediğimizi verirse Rabbimize şükretmeli, eğer Rabbimiz isteğimizi engellerse de, bu konuda Rabbimize uyum göstererek hiçbir itiraz ve isyanda bulunmayarak sabretmeli, kanaatkâr olmalıyız. Münafıklar ise bu tip meselelerde dikkat edelim kendilerini bir şekilde belli eder ve isyana düşerler.

Dün yaptığımız bir işi bugünde aynı oranda sürdürüyorsak aslında yapılan iş bakımından bir özelliği olmasına rağmen diğer yönüyle düşünüldüğünde yerimizde saymaya, işlerin tekrara dönmesine tekrara dönen işler ise pasiflik ve durağanlığa yol açtığı görülmektedir. Bu da insanların kazanmış oldukları alışkanlıklarını günlük ihtiyaçları gibi sürdürme eğilimine girmelerine neden olur. Kişi dün yaptığı işe bugün eksiklerinin muhasebesini yaparak üstüne ne koyabilirim düşüncesi içerisinde olursa ancak yol alabilir.

İnsanoğlu bazen bana dokunmayan yılan bin yaşasın sözüyle amel etmektedir. Bu da demek oluyor ki toplumda kim aç, kim tok umurunda olmayan, ye, iç, yat, işten eve evden işe, evdeki ailevi sorunlarına çözüm bulmayan, yanlışlıklara göz yuman ve zamanla düzeleceğini uman, hayata dair bir katkı sağlayabilme gayretinde olma umudu taşımayan insan modeline doğru bir eğilim olması muhtemel sonuçlar doğurur. Bu bilinçle kişide kendine ve çevresindekilerin zararına yönelik bir hayat felsefesi oluşmaya başlar. Aynı zamanda bu Allah’a karşı yaptığımız ibadetlere hayır hasenatlara da olumsuz yansıdığını görmemiz gerekir.

Kimi insanlarda da her zaman daha fazlasını yapabilme özelliği bulunmaktadır. Bu hususta nice gayri müslim toplumlarda güzel sıfatlardan olan insanlar vardır ki zamanını hayırlı işlerde harcayan insanlığa faydalı olabilecek deney proje üzerinde çalışarak sonuç bulma gayreti, güzel bir aile yaşantısı sürme, insanlara sevgiyle yaklaşma, az uyuma, az yeme-içme özelllikleri bulunurken bazı Müslümanlarda ise maalesef kötü sıfatlardan bozuk aile yaşantısı, çevresiyle geçinememe, öfke-sinir, haramlara dalma gibi özelliklerin var olduğuna şahit oluyoruz. Bu normal Müslümanın yapabileceği türden eylemlerden olamaz olmamalıdır. Dünün muhasebesini yapmadan önüne bakarak yol almayı uman insanların kendilerinin yanlışlarını görmediklerinde hayatı, kendisi ve birileri için zindana çevirirler. Biliyoruz ki bu tip insanlardan namazında, orucunda da nice insanlarda vardır ki yine dayanak noktası burasıdır. Şuursuzca belki de geçmişte zaten yaptığım dediği şimdide sürdürdüğü ibadetler onu Allah’a yaklaştırmamış aksine kendisinin yorulmasına ve aç kalmasına neden olmuştur ki Allah’ın da bizim orucumuza ve namazımıza ihtiyacı yoktur. Allah bizleri böyle durumlardan korusun inşallah.

Yazar : Mahmut Oran


Etiketler : dua | hastalıklı kalpler | ibadet | takva |