top-logo

16 Cemaziye'l-Ahir 1440

HAK birleştirir BATIL ayırır

HAK birleştirir BATIL ayırır

Tarihin her anının acı dolu olaylara sahne olduğu coğrafyamızda yine olabildiğince acı ve keder var. Aynı ümmetin mensupları yine küçük amaçların peşinde, basit hesaplar içinde. Binlerce farklı parçayı mükemmel bir sistem içinde dengeleyip eşitleyen İslam’a sırt dönüp, ilahi gerçekleri yok sayan dünyevi basit fikirlere kapılan toplumlar haline geldik ve bir nevi yaşadıklarımızı hak ettik. Oysaki ilahi kanunlar çerçevesinde bir araya gelinse, sorunlara rahmani bir pencereden yaklaşılsa çözülemeyecek sorun kalır mı ortada? Yeryüzü cennetinin bir parçası olan bu topraklar da acıların yerini sevinçler almaz mı?

İnsanoğlu tarih boyunca basit aklıyla hal etmeye çalıştığı her konuyu eline yüzüne bulaştırdı. Hiç şüphesiz bugün yaşadığımız sıkıntıları çözme konusundaki beceriksizliğimiz bu sebeptendir. Sorunlarımızın çözümünü yaradanın kurallarıyla, peygamberinin tecrübeleri  ile çözmek yerine yaradanın kullarından medet umarak çözmeye çalışıyoruz. Ne büyük bir yanlış. Bugün halklar olarak bu yanlışlığın en kallavi olanını yaşıyoruz. Acıyla yoğrulmuş topraklarımız da bıkmadan usanmadan acı üzerine acı ekliyoruz. Şüphesiz günümüzün en çok acı veren hadiselerinin en başında Kürt sorunu ya da kimine göre terör sorunu gelmekte. Bitmek bilmeyen bir acı kaynağı ve dinmek bilmeyen gözyaşlarının sebebi. Bu konuyla ilgili yıllardır yazılıp çiziliyor, yüzlerce kitap belki binlerce makale. Şimdi yine aynı şeyleri yazıp laf kalabalığı yapmaya gerek yok. Değinmek istediğim konu şu; çözmek istediğimiz, artık bir daha olmasın diye temenni ettiğimiz bu olayların çözümü için izlediğimiz yollar. Tüm halklar sorunun bir şekilde çözülmesi konusunda (çok az bir kısmı hariç onlar zaten bu topluma yakışmıyorlar) hemfikir. Geriye tek  sıkıntı kalıyor, o da çözümün nasıl olacağı. Bu konu hakkında da çok yazılıp çizildi. Yeni yeni fikirler üretildi. Ama maalesef her şey eskisi gibi.

Oysa ki çözüm yanı başımızda, içimizde, yeter ki kendimize dönebilelim. Batılın oyunlarına kapılmak yerine Hakk’ın ipine sarılabilelim. Özümüze, değerlerimize dönebilelim. Döndüğümüz vakit her türlü sorunlarımızın hallolacağı gibi ülkemizin prangası olan bu sorundan da kurtulacağımız görülecektir.  Ama biz çözümü kendimizde aramak yerine her zaman olduğu gibi batıdan medet umuyor, oralarda çözüm arıyoruz. Bu sözde çözüm arayışlarının sonuncusunun Kolombiya’daki süreci takip etmek üzere siyasi partiler ve kendilerini aydınlanmış hisseden bir grubun oraya kadar gitme zahmetine katlanmalarıyla oluştuğunu görüyoruz. Şahıslar Kolombiya’daki süreci takip ederek edindiği tecrübeleri bu ülkeye aktaracaklarmış. Kılavuzunuz karga, dolayısıyla boşa kürek çekiyorsunuz. Zira ne bu ülke , ne bu toplum yapısı ne de bu ülkenin inancı Kolombiya’ya benziyor. Asırları aşan bir birlikteliğe sahip halkların yaşadığı bu topraklar nasıl olur da batıyı örnek alıp sözde tecrübelerinden yararlanmaya çalışır. Yeryüzüne barışı ve huzuru egemen kılan bu ümmetin mensupları batıdan nasıl medet umar. Nerden bakarsanız bakın ama çözümsüzlüğün tek sebebi bu.

Kendi değerlerimizden vazgeçip özentiliğin en alasını yaşadığımız gibi sorunlarımıza da özentiyle çözüm bulmaya çalışıyoruz. Aslında çözüm bulamayıp, var olan şansı yok edip tekrar başa dönüyoruz. Şunu artık öğrenmemiz lazım sorun bizim çözüm de bizde. Sorunu her seferinde alevlendirmeye çalışan ve adeta batıllaşan batıdan medet ummak bize yakışmıyor. Hz. Ömer’e (r.a) ait olduğu söylenen bir sözle bitirmek istiyorum. Yenilgilerimizin ve kaybettiklerimizin en güzel açıklayıcısı HAK BİRLEŞTİRİR BATIL AYIRIR. Biz de birleşerek ve Hakk’ın ipine sarılarak yeryüzü cennetinin bir parçası olan bu toprakları barış ve huzurun merkezi yapabiliriz. Yani olması gereken haline geri getirebiliriz.

METİN CİHAN

Yazar : Metin Cihan


Etiketler : batıl | çözüm süreci | hat | şuur | terör | ümmet |