top-logo

16 Cemaziye'l-Ahir 1440

Doğunun azılı katili Rusya

Doğunun azılı katili Rusya

Her insanın zihninde hayalini kurduğu ve bu hayallerle yönlendirerek yaşamakta olduğu bir dünyası vardır. Kimi sadece para ile doldurur bu dünyayı, kimi dünyevi aşklar ile, kimi kariyer ile kimi de iman ile.. Aslında, içini kendimize göre doldurup yaşamaya çalıştığımız bu dünyalara verilen örnekleri bir hayli çoğaltabiliriz.

Peki ya ateşin ortasında yüzyıllar geçirmiş olan İslam dünyası. Bu dünya hangimizin dünyasına benzer ki? Şöyle sorayım; kimin hayalinde dört bir koldan düşmana sahip olmak, her türlü barbarlıkla suçlanmak, eziyet görmek, aç susuz sevdiklerinden ayrı kalmak ve öldürülmek vardır? Kimin dünyasını Allah birdir dediği için işkence görmek süsler? Siz hiç “La ilahe illallah” dediği için akla gelmeyecek en kötü şeylere maruz kalmak isteyen bir müslüman düşünebilir misiniz? Keşke her şey bu sorulara verilebilecek bir “hayır” cevabı kadar kesin ve kolay olabilse.. Fakat maalesef ki ateşin ortasında yüzyıllar geçirmiş olan ve geçirmeye de devam eden İslam dünyası için hayat, bir hayır cevabı kadar kolay olmamakta, müslümanlar acılara ve zulümlere göğüs germeye devam etmektedir.

Bütün bunlardan ziyade, en acı şekilde cereyan edense, hala bazı kendine “Müslümanım” diyenlerin, olan bitenlerden habersiz yaşamaya devam etmesi, batı aşkıyla yanıp tutuşması, din kardeşlerine yapılmış ve hala da yapılan zulümleri görmezden gelmesidir. Kendini Müslüman olarak tanımlayan genç bir kadının haline bakmadan batı kesiminin alkış tutacağı şekilde,” Bekarım, hamileyim. Sanane!” tarzı sloganlarla  sokaklarda yürümesi zaten içinde bulunan acınası durumu tam anlamıyla özetlemekte.

Bütün bunlar olurken, bu insanlar bu şekilde sokaklarda gezerken ya da saçma sapan televizyon dizileriyle zaman geçirirken, diğer insanlar, diğer Müslümanlar ne halde? Kimin geçmişte İslam’a yapılanlardan haberi var? Ya da artık bu soru klişe bir hal aldıysa şöyle sorayım: Kimin şu anda Müslümanlara yapılanlardan haberi var ve biz ne zaman bu kadar duyarsız bir millet haline geldik?

İslam’ın düşmanı sadece Batı değil, ateşin ortasındaki İslam aynı zamanda Rusya denilen bir sapkınla da baş etmek mecburiyetinde. Adına Rusya dediğimiz bu sapkın düşman, geçmişten günümüze son derece kanlı olaylara sahne olmuş, acımasızlığı ve gaddarlığıyla tüm dünyaya nam salmış durumda. Kendi insanına bile akıllara durgunluk verecek olaylar yaşatan ve halkını bile bile öldüren bir milletin, müslümanlara acıması zaten beklenemez. Kaldı ki kafir milletler, hiçbir zaman savaştığı halka karşı merhametli davranmaz. İstediğiniz savaşa ve işgale bakın. Kafir tarafından merhamet edilen bir halk göremezsiniz. “Konstantinopolis’te Latin külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz !” diyen milletlerden bahsediyorum, evet. Bu durum aynen Rusya için de geçerli.

Batı gibi, Rusya da zulmün, iki yüzlülüğün ve vahşetin izinden gitmiş, kendi kendine yarattığı bu canavarla tarihin kanlı sayfalarına adını ve yaptığı zulümleri yazdırmayı başarmıştır.

Rus halkının Müslüman milletlere karşı başlattığı zulüm Çarlık Rusyası’na kadar uzanır. Zira Çarlık Rusya’sı kurulduğu andan itibaren İslam’ın karşısında saf tutmuş, sıcak denizlere inme politikası ve Orta Asya’yı ele geçirmek adına gözünü kör eden bir hırsla hareket ederek, bu uğurda  Müslüman kanı akıtmaktan asla geri durmamıştır.

Tarih kaynakları, Mora’da Tripoliçe katliamında papazların tavsiyesiyle toplam 20.000’den fazla Müslümanın, Çarlık Rusyası ve Yunan askerleri tarafından öldürüldüğünü yazar. Ayrıca Rus askerleri ve Yunanlar, 1770’de Mistras şehrinde 400 Türk’ü öldürmüşlerdir. Türk çocukları, minarelere çıkarılıp oradan aşağıya atılmıştır. Özetle William St.Clair’in de dediği gibi; “Mora’daki soykırım, ancak Yunanlar ve Rusların öldürecek başka Türk bulamadığında sona ermiştir.”

Ayrıca 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Özi Kalesi’nin ele geçirilmesi ve Müslüman Osmanlı halkın katledilmesini de tekrar tekrar belirtmekte fayda görüyorum.

Sovyet dönemine gelindiğinde ise bu cani milletin Ermeni Sovyeti ile birlikte Müslümanlara yaptıkları katliamları yine bir hayli çoğaltabiliriz. Kozan Katliamı, Mart Olayları, Orta Asya’da yapılan katliamlar ve Kızıl Kırgın kurbanları, Müslüman Kazak halkının üzerinde yapılan kimyasal ve tıbbi denemeler, 1960 yılında Moskova’daki Müslüman Kazakların sürülmesi sanırım bütün bu katliam ve acı olayların en bilinenleri. Yapılan bir araştırmaya göre 20.yy’da tüm dünyada 170 milyon insan katledilmiştir. Bunların 110 milyonu ise Sovyet Rusya tarafından gerçekleştirilmiştir. Sovyet zulümleriyle 1931 yılından sonra onlarca köy haritadan silinmiş, 1933 senesinde katledilen Müslüman Kazak Türkü sayısı yaklaşık 2.300.000‘i bulmuştur.

Daha önce de bahsettiğim gibi, ister Rusya olsun, ister Avrupa ülkeleri, ister ABD. Her birinin yüzyıllardır müslümanlara verdikleri zararlar akıllara durgunluk verecek şekildedir. Nereye bakarsanız bakın, hangi tarih kitabını karıştırırsanız karıştırın ya da hangi kafir milletin tarihine bakarsanız bakın, bu katliamlardan bir iz her zaman vardır. Hatta bu izler için fazla geçmişe gitmeye de gerek yok. Bugün dahi bu zulümlere ve katliamlara örnekler bulmak mümkün. Çok eski değil, 30 Eylül 2015’e gidelim. Bu tarihe gelindiğinde, Rusya’nın yaptığı hava saldırıları Suriye’yi hedef almış ve yaklaşık 1.000 sivil insan hayatını kaybetmiştir.

Ayrıca Rusya ne yazık ki yine kendine “Müslümanım” dediği acımasız bir müttefik sayesinde de; Halep’te, Humus’ta, İdlib’te de birçok sivil Müslümanı katletmiş, 100’den fazla gerçekleştirdiği bu hava saldırılarında da birçok çocuğun ve sivil insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.

Düşmanı çok uzakta aramamak lazım. Dostum kim acaba diyerek de iki kere düşünmek lazım. Zira, ne düşman çok uzakta ve güçsüz, ne de dost çok yakında ve güvenilir. Geçmiş ve günümüz de gösteriyor ki, Rusya da İslam aleminin en azılı ve kuvvetli düşmanlarından bir tanesi.

Diğer kafir milletlerin de yaptığı gibi Rusya da hiçbir zaman acıma duygusuyla hareket etmez. Bu milletler geçmişlerinden ders alarak geleceklerine yön vermez, ancak besledikleri kin ve nefret duygusuyla işgal eder ve öldürmeye devam ederler. İşte günümüzde ateşin ortasındaki İslam deyiminin en büyük ateşlerinden birisi de Rusya’dır. Öyle ki bu merhametsiz millet, Orta Asya’da gerçekleştirdiği katliamlara, sırf çıkarları ve anlamsız nefreti uğruna devam etmektedir. Zannımca, kamuoyu önünde  kuduz bir köpek gibi Müslümanlara ve özellikle Türkiye’ye karşı iftiralarda ve kötü ithamlarda bulunmadan önce geçmişe bir dönüp bakmak lazım. Zira her zaman, geçmiş geleceğin aynasıdır.

Artık bir Müslümanın dahi kanının akmaması umuduyla,

Dua ile..

Ayşe T. Şerbetçi

Yazar : Ayşe Tuğçe Şerbetçi


Etiketler : esed | halep | humus | islam | katil | müslümanlık | osmanlı | Rusya | sovyetler | suriye |