top-logo

14 Sevval 1440

Başkanlık Sistemine Doğru…

Başkanlık Sistemine Doğru…

İbn-i Haldun Mukaddime eserinde bir devletin ömrünün 100 yıl olduğunu iddia ediyor. İddia etmek ile de kalmayıp tarihsel kanıtlarıyla kitabın içerisinde bizlere sunuyor. Osmanlı Devleti ise bizim için 600 yıllık ömrü ile bu iddiaya bir istisna olarak; karşımızda ete kemiğe bürünmüş bir şekilde var oluyor.

Peki Osmanlı devletini ayakta tutan sebepler neydi? Şimdiki Türkiye için de aynı sebepleri var edebilir miyiz? Eğer edemezsek ülkenin ömrü İbn-i Haldun’un dediği gibi 100 yıl mı olacak? 100 yılın ötesine geçemeyecek miyiz?

Bu soruların içinde, kendimi Yeni Türkiye yolunda tartışılan Başkanlık sistemini düşünürken buluyorum.

“Acaba yeni sistem nasıl olmalı? Bu konuda mevcut sisteme bir katkım olur mu?“ diye kendime sordum ve gençlerin zihinlerinde “Gerçekte evet öyle olmalı, belki böyle de olabilir. Ya da tam tersi aslında öyle değil, böyle olması daha iyi olmaz mı?” gibi sorular oluşturabilir miyim diye, kendi sistemimi yazmaya karar verdim. Bu sistem belki gazetelerde var olan belki okuduğum bir kitaptan etkilenerek birazda içgüdüsel olarak ortaya derleyip toparlayıp attığım bir düşünce yumağı…

İşte Başkanlık Sistemi!

Akıllarda başkanlık sistemi var, herkes başkanlık sistemini iyi ya da kötü düşünüyor. Ama istenen sistemi düşünemiyor ya da üst akıllarda bir sistem var ve bu sistem bizlere dayatılıyorsa onu da bilmiyoruz. Gerçekte düşünülen sistem hakkında gençlerin bir fikri olmadığı fikrindeyim.

Yeni bir sisteme ihtiyacımız var. Belki de halk ve özellikle gençler bunu gerçekten istiyor. Çünkü halk da, gençler de mevcut parlamenter sistemin eksikliklerini ya da bizim insanımıza ve coğrafyamıza uymadığını görmekteler. Gerçekten de parlamenter sistemin bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir yapısı yok. Belki bir başka ülkede bu sistem çok iyi işliyor bizde işlemiyor olabilir. Bu bize sistemin kötü olduğunu göstermiyor. Bizim savunduğumuz düşünce, bizim geçmişimize, dinimize, örf ve adetimize uygun bir sistemin var olması gerektiği düşüncesidir.

Yeni bir sistemin var oluşunu seçimlerin başlamasıyla ele almak istiyorum. İnşallah gençlerin düşünceleri de benim savunduğum sistemin ötesinde herkesin kendi içinde “evet bu sistem biraz öyle biraz da böyle olabilir” şeklinde düşüncelerin filizlenmesini istemektir.

Öncelikle parlamenter sistemde var olan başbakan ve cumhurbaşkanı gibi iki ayrı gücün varlığı bazı durumlarda sistemin işleyişinin önünü tıkayabiliyor. Türkiye olarak bunun olabileceğini ve sonuçlarını acı bir şekilde tecrübe ettik. Nasıl mı? Düşünün ki bir parlamenter sistemde iktidar gücü olan iki parti var. Bu partilerden biri başbakanlık seçiminde iktidar olup hükümeti kuracak gücü elinde bulundurabiliyor. Devamında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde (halkın seçtiği veya meclisin seçtiği) ikinci güce sahip partinin lideri cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanıp cumhurbaşkanı koltuğuna oturuyor. Görünürde her şey normalmiş gibi olsa da aslında iki zıt gücün yan yana gelmesi durumu oluşmuş oluyor. Bu da parlamenter sistemde sistemin tıkanmasına neden oluyor. Belki bu başka ülkede sistemi tıkamamış olabilir ama bizim ülkemizde 1999-2000 yıllarında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit ile tecrübe etmiş olduk. Hatta parlamenter sistem öyle bir konumda ki siz iktidar olsanız; sayıca çok oy almış birinci parti olsanız dahi tek başına hükümet kurma gücünü elinizde bulunduramıyorsunuz. Yine Türkiye’de bu tecrübeyi 57. Hükümet için DSP, MHP ve ANAP tek başına kurma gücünü kendilerinde bulamayıp, beraber koalisyon hükümetini kurmuş bulundular.

Tek bir başkan olmadığı takdirde, ülke için yapacağınız ekonomik reformların ve hukuksal kalkınma projelerinin devamlılığını sağlayamıyorsunuz. Buda ülkenin siyasal belirsizliği sonucu sokaklara inen çatışmalara sebebiyet veriyor ve böylece ordunun iktidara el koymasına zemin hazırlanmış oluyor. Görülmüştür ki ülkeye yapılan her darbe; ülke  demokrasisi başta olmak üzere bir çok alanda en az 10 yıl geriye gitmiştir.

Bu yüzden 100 yıldır denenmiş bir sistemin tutmadığını görmüş olan biz gençler, yeni bir sistemin nasıl olması gerektiği ile iligli düşüncelerimizi konuşmalıyız.

Ne istiyoruz peki? Tek bir başbakan istiyoruz.

Peki devamında ülkede siyasal düzen nasıl olacak? Seçimler nasıl olacak? Bakanlar kurulu nasıl oluşturulacak, ülkeyi siyasal süreçte neler bekleyecek. Devlet nasıl yönetilecek? Şehirlerde kalkınmalar nasıl olacak? Halk nasıl huzura ve ekonomik refaha kavuşacak?

Gençler olarak sadece başkanlık istiyoruz demekle kalmayıp bu yeni sistemin içini doldurmalıyız.

Ülkede seçimler ne şekilde olacak ve bir başkan nasıl seçilecek?

Öncelikle asıl değindiğim nokta burası benim. Ülkede siyasi partiler olmayacak. Öncelikle gençlerin önünü tıkayan en büyük problemin bu olduğunu düşünüyorum. Siyasi partilerin olduğu ülkemizde maalesef adam kayırmalar olmakta. Bununla beraber halk aday olan milletvekillerinden ziyade parti odaklı düşündüğü için; takım tutar gibi partiyi tutma yönü daha ağır basıyor. Bu da fikir, düşünce, plan, strateji ve çalışmanın önünde parası olanın, makamı ve arkası olanın milletvekili seçildiği bir ortam oluşturuyor. Bu sistemi kırabilmek için vekiller parti odaklı davranmaktan kaçınmalıdır. Seçildikten sonra meclis içinde gruplaşmalar oluşacak ve buna müteakip, kulislerin bir araya gelip yakınlaşacağı bir zemini hazırlayacak. Gruplaşmalar ve kararsızlık ilk başlarda çok fazla olmakla birlikte yakınlaşmaların sonucunda sayı giderek düşecek ve Amerika’da olduğu gibi demokratçılar ve cumhuriyetçiler şeklinde iki ayrı gruba düşecek. Çünkü artık akıllarda takım tutmaktan ziyade fikirler ve düşünceler vekillerin ilk önceliği olacak. Parti odaklı düşünce kalktığı için vekiller halk ile daha yakın ilişkide olacak. Çünkü ona güç veren parti artık ortada olmayacak. Bu da vekillerin daha fikirsel hareket etme ve aktiflik, halka daha yakın olma, halkın sorunlarını daha ciddi bir şekilde gündeme getirme gibi sorumlulukları daha ciddiye almasını sağlayacak. Meclis içinde bu sorunları gündeme getirmek vekillerin görevi olacak. Seçimlerin varlığının bu şekilde oluşturulmasının daha faydalı olacağı fikrindeyim. Bu şekilde çalışan ile çalışmayan vekil ayrılmış olacak. Böylelikle gençlerin daha özgüvenli olarak siyasette kendilerine yer açacakları fikrindeyim. Çünkü artık onlar için kafada bir engel kalmıyor.

Ne demiştik? Fikirler ve aktif olmak ön planda olacak.

Halka ne kadar yakınsın, bu ön planda olacak.

Halkı ne kadar anlayıp, onların sorunlarına ne kadar çözüm üretebiliyorsun, bu ön planda olacak. Hem gençlerin hem de halkın istediği bu olsa gerek.

Seçimleri başlattık, 5 yılda bir seçimlerin olması gerektiği ve mecliste vekillerin yer alacağını söyledik. Sıra başkanın adaylığına geldi. Vekillerin içinde en güçlü isimler gruplar içinde konuşulup, tartışılmaya başlanacak. Her vekil gerçek liderin kim olacağını kendi aralarında tartışacaklar ve değerlendirecekler. Mecliste partililer yerine gruplar var olacak, gruplar bir araya gelip uzlaşacak, daha destekçi daha güçlü gruplar oluşup 3-4 başkan adayının ortaya çıkabileceği bir sistem zemini oluşmuş olacak. Bu 3-4 belki daha az belki daha çok isim ile halkın önünde tekrardan bir seçim olacak ve birinci seçilen isim başkan koltuğuna oturacak. Tabi halkın önüne projeleri ile giden, halkın refahını daha ileriye taşıyacak adımların, reformların yapıldığı yeni bir siyasi zemin hazırlanmış olacak. Artık başkan halka daha yakın olmuş olacak.

Ülkenin başkanını seçmiş olduk. Şimdi başkan kendi yardımcı ve bakanlarını seçecek. Burada bu isimlerin meclis dışından olması gerektiği fikrindeyim. Bu isimler yazar, düşünür, ressam, sanatçı, bilim adamı, öğretmen her kesimden insan olabilir. Sonuç itibariyle başkan kendi çalışacağı isimlerin listesini meclise sunup, meclisten güven oyu almalı. Güven oyu alma noktasında uzlaşma sağlandıktan sonra ülke yeni bir sistem ve siyasal zemin ile çalışmaya başlayacaktır. Yeni iktidar; ülke üzerinde tek güç olmalıdır. Öncelikle 81 vilayetin ve bu vilayetlerdeki büyük şehirlerin olduğu bir ülkede 81 vilayetin yöneticisini başkan; valilik olarak kendi atamalıdır. Kendi yöneticisini buralara atamalıdır. Bu valiler başkanın talimatları doğrultusunda vilayetin kalkınması, refahı, huzuru ve güvenliğini sağlamada tek isim olmalıdır. Belediyecilik mantığının yanlış olduğu fikrindeyim. Bu da cumhurbaşkanı ve başbakan gibi güçler ayrılığına zemin hazırlıyor. Eğer o belediye iktidarın zıttı bir parti mensubu ise o belediyecilik içinde kayırma veya belediyeye olan destek az veriliyor veya hiç verilmiyor şeklinde sorunları beraberinde getirebiliyor. Bunların önüne geçme noktasında başkan kendi yöneticilerini buraya atayacaktır ve yöneticilerin sorumlulu tek isim olan başkanda olacaktır.

Peki yöneticiler bu vilayetlerde halkın istediği gibi çalışacaklar mı? Çalışmanın olduğu yerlerde vekiller boş durmayacak, halka yakın olmaya devam edip, halkın şikayetlerini meclise taşıyacak ve başkanı bu noktada sıkıştırıp denetleyecektir. Burada başkanın politika ve projelerine destek verenler olduğu gibi muhalefet olabilecek bir kanat da kendiliğinden zuhur edecektir. Çünkü sistem artık bunu gerektiriyor. Vekiller halkın sorunlarını meclise taşımadıklarında bir dahaki seçimlerde seçilememe ile karşı karşıya olacaklar. Siyasi zeminde sürecin bu şekilde yürümesi ülkenin kalkınmasına ve her başkandan sonra başkanlık için çıtanın daha da yükselmesine neden olacaktır. Çünkü artık halkın sorunlarını dile getirmek için elinde güçlü bir rey gücünün oluştuğuna inanıyor olacağım.

Sistemin sağlıklı şekilde yürümesiyle birlikte, başkanın iktidarda devam edip projelerin yarıda kalmaması adına devamlılık göstermesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü artık bu zamanda ek, biç, yol yap, hastane/okul yap tarzı projeler, proje olarak görülmeyecektir. Çünkü artık sanayileşen ve bilişim noktasında projeler üreten bir ülke olmaya doğru ilerleyen güçlü bir siyasi zemin var. Daha çok Ar-Ge’nin ve uzun soluklu projelerin yapılabilmesi söz konusu olacak. Bu gün bir uzay projesi yapmaya kalktığınızda bu projenin hazırlanması 1 yıl, sunumu 1 yıl, denenmeye başlanması 1 yıl, olgunlaşması 1 yıl ve artık bu projeden sonuç almanız ile birlikte 5 yıl sürüyor. Peki bu proje bir sonraki başkan tarafında askıya alınması veya yeterli bütçenin ayrılmaması ile çöpe mi gidecek? Aslında buradaki soruya yine kendi içimizde cevap verebiliyoruz. Düşünün ki bir takım ve teknik direktör geliyor, takımını kuruyor. Kadroya genç yetenekler alıyor ve 1 yıl sonunda takımdan ayrılıyor. Bu teknik direktörün başarısını nasıl ölçersiniz? Siz bu teknik direktöre 5 yıl verirseniz bunun başarısını o zaman ölçebilirsiniz. İşte ben de bir ülkede başkana en az 15-20 yıl verilmesi belki 30-40 yıl verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü başkanın elinden ülkenin hem ekonomik, hem eğitim, hem hukuksal her yönden gerçek bir başarı/başarısız ölçümünün yapılması için bir neslin verilmesi gerektiği fikrindeyim. O başkanın kontrolünde bir devlet içinde bir yeni nesil yetişmeli ve o yeni nesile bakılarak sorgulama yapılmalıdır.

Bu yüzden başkanın 5 yılda 1 meclisten ziyade halk önünde güven oyu alınmalıdır. Eğer halk %50.1 ile güven oyu veriyorsa, artık o başkan görevine devam etmelidir. Eğer güven vermiyor ise yeni başkanın seçilmesi gerekir. Güven oyunu alan veya alamayan başkan için 5 yılda bir yapılan bu seçimin devamında vekil seçimleri yapılmalıdır. Eğer güven oyu alamadıysa başkan devamında yapılan bu seçimlerin sonucunda vekil seçimleri yapılmalıdır. Belki güven oyu seçimi ile vekil seçimi beraber yapılabilir. Bu şekilde başarının göreceli bir şekilde yani halk nezdinde tespiti yapılarak, başarının sonucu görülmüş olur.

Eğer bir başkan, halka ne kadar yakın ise ülkede demokrasi ve huzurun zemini ile kalkınma ve eğitim gibi bir çok sorunun çözümü sağlanmış olacaktır. Mecliste artık uyuyan, boş yere koltuk dolduran vekillerden ziyade, gerçekten halkı için çalışan belki de halkı için geceleri uyuyamayan, meclis içinde Asr-ı Saadette Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali gibi yöneticileri kendine örnek alan vekiller var olacaktır.

Ömer bin Abdülaziz halkı için geceleri dahi uyumayıp, devlet işlerinde devlet hazinesinin mumu, kişisel işlerinde kendi mumunu kullanmışken, bizim de vekillerimiz adil bir şekilde halka hizmet edecektir. Allah da bizleri muvaffak kılacaktır inşAllah. Amin.

İbrahim Gündüz

Yazar : İbrahim Gündüz


Etiketler : başkan | başkanlık | başyazı | gençler | gençlik | hükümet | meclis | parlamenter | partiler | rey | seçim | Türkiye | yeni sistem | yönetim |