top-logo

17 Şaban 1440

Batının Vicdansızlığı ve Gerçek Yüzü

Batının Vicdansızlığı ve Gerçek Yüzü

“Geçmiş…” Kulağa ne kadar eski ve önemini yitirmiş bir sözcük gibi geliyor değil mi ? Oysa bu önemini yitirmiş gibi görünen kelime,insandan ziyade,bir toplumu,milleti tanıyabilmek ve zihnimizde o toplum ve millet ile alakalı bir profil çizmek için o kadar önemlidir ki..

Geçmişini bilmeyen yahut bilmek istenmeyen bir toplum düşünebilir misiniz? Hiç sanmıyorum. Ya da o zaman,soruyu değiştirip şöyle sorayım: Hangimiz ya da kim,geçmişiyle,atalarıyla övünmek istemez? Kim,geçmişteki başarılarını geleceğe taşımak istemez? Belki biraz klişe olacak ama yine de söyleyeyim. Geçmiş, her zaman ve her konuda geleceği yansıtan aynamız değil midir? Biz ve bizim gibi Müslüman toplumlar için bu durum aynen bu şekildedir; fakat maalesef ki, dünya üzerindeki bütün toplumları için bu durum aynen geçerli olmamıştır.

Şuan ortaokul çağlarında bir çocuğa tarihimiz ile alakalı başarılı ve gurur verici bir olaydan bahsedebilir misin desem eminim ki bir müddet, hangisini söyleyeyim acaba tarzı düşüncelere kapılacaktır.Yalnız burada bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Bizim,başarılardan ve gurur verici olaylardan kastımız; insanları öldürmek,zulüm etmek yahut din değiştirmeye zorlamak değildir,olmamalıdır da.Müslüman bir çocuk,Müslüman bir yetişkin bunu bilir ve her zaman buna göre hareket eder. Siz hiçbir kitapta veya Müslüman bir gencin dilinde şu milleti de şöyle kestik,şöyle tecavüz edip zulüm ettik,şöyle kanlarını içtik,aşağıladık dediğini gördünüz mü ?

Aynı soruyu Avrupalı ya da Amerikalı çocuğa soralım. Alacağımız cevap ne olur sizce ? Avrupa ve Batı kültürüyle yetişen çocuklara vicdanlı olmak öğretilmez,acıma duygusu aşılanmaz,onlar ne pahasına olursa olsun sadece kendinden olanları korumakla ve sadece onlara karşı merhametli mükelleftirler. Hatta bazen öyle zamanlar gelir ki,kendi çıkarları için kendilerinden olanlara bile acımamayı uygun görürler. Bazılarının aksini iddia etmeye çalışarak “abartıyorsunuz” dediğini duyar gibiyim. O vakit somut kanıtlar ile tarihten örnekler verelim:

Batı kültürüne ve Hristiyanlık dinine mensup insanların, insani ve vicdani bir güzel davranışının anlatılmasını istesem kim neyi anlatabilir ? Hangi olayı örnek verebilir ? Söyleyelim neleri örnek verebileceklerini..

Müellif Rıza Bey’in de belirttiği gibi Müslümanlara karşı beslenilen zulmü örnek verebilir, Müslümanlara atılan iftiraları ve karalamaları örnek verebilir. En önemlisi de İslam’ı inkarını örnek verebilir ve inkarını körükleyen şeytani emellerini,nefretlerini.. İşte bazılarının o çok özendikleri,ölüp bittikleri batının gerçek yüzü aslında bütün bunların ta kendisidir.

Afrika zencilerine yapılanlar,Amerika Kızılderililerine karşı gerçekleştirilen soykırımlar,Endülüs Müslümanlarına yapılan zulümler,Türklere,Güney Fransa halkına,İsviçre’deki Vaud halkına,Sicilya,Kudüs halkına,kısacası kendinden göremedikleri ya da çıkarlarının çatıştığı herkese. Kim olduğu ve ne olduğu onları ilgilendirmez. Zira onlar sadece öldürürler, merhametten yoksundurlar.

O dile getirmeye utanıp,daha bir de medeniyetsizliklerine ve barbarlıklarına bakmadan biz Müslümanlara bu şekilde ithamlarda bulunan batı halkının atalarının yaptıklarına da bir bakalım o zaman haydi.

Haçlı Seferleri için yola çıkan Haçlı ordusu, Avrupa’dan Anadolu’ya gelirken Macaristan,Bulgaristan,Tuna Vadisi civarında yaşayan bütün insanları, Hristiyan oldukları halde öldürmüşler,yağmalamışlar,Yahudileri dahi boğazlamışlardır.

Anadolu’ya vardıklarında ise daha da vahşileşmişlerdir. Anna Komnena,Anadolu’da yaşanan bu vahşeti şöyle anlatmıştır.”En büyük eğlenceleri rastladıkları Müslüman çocukları öldürmek,kızartmak ve yemekti. “ İngiliz tarihçi Mills de bu vahşeti doğrulamıştır. Utanmadan bir de doğruluyorlar değil mi? Görünen köy klavuz istemeyince demek ki..

Bir Fransız olan Bohemond, Antakya’da (1055-1111) önce birkaç Türk esirini boğazlatmış, herkesin gözü önünde kızartmış,sonra seyredenlere,buralara bu iştahını tatmin etmek için geldiğini söylemiştir. Haydi,tarih kitaplarını da inkar etsin küffar milletleri..

Peki ordu, Kudüs’e vardığında neler mi oldu? Yaklaşık dört gün süren savaştan sonra, kadın-çocuk dahil bütün Müslümanlar yani yaklaşık 70.000 Müslüman kılıçtan geçirildi,Hz.Ömer Camii’ne sığınan masum 10.000 Müslüman vatandaş da katledildi. Katliam tam sekiz gün sürdü. Tarihçi Fuller ayrıca,II.Kudüs katliamının ani olarak değil de daha önceden planlanmış bir katliam olduğunu yazmıştır.

Allah-u Teala,bu küffarların Müslümanlara karşı,içlerinde besledikleri kinin ve nefretin ne kadar büyük olduğunu şu ayetlerle açıklamıştır:

Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar,hep sıkıntıya düşmenizi isterler.Gerçekten kin ve düşmanlıkları ağızlarından belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız,ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz. “Ali İmran 3:118

Fransız akademisi üyesi olan F.Breto ise şunları söylemiştir: “Vahşi hayvan sürülerinden farksız olan bu insanlar,1096’da Anadolu’ya saldırdıklarında İznik civarında yakaladıkları Müslüman çocukları parçalamışlar,etlerini şişlere geçirip ateşte kızartmışlar ve henüz pişirmeden çiğ çiğ yutmuşlardır. Antakya’ya vardıklarında,başlarındaki papaz Pierre l’Ermit’in ısrarlarıyla,yerlerde yatan şehit Müslümanların cesetlerini birer birer toplamışlar,etlerini kemiklerinden ayırmışlar,sonra da tuzlamışlar ve iştahlarını tatmin ederken,ölenlerin zincire vurulan yakınları da surlardan büyük bir acı ve çaresizlik içerisinde göz yaşları dökerek olup biteni seyrediyorlardı.”

Bütün bu iğrençlik,barbarlık ve insanlık dışı davranışlar,utanmadan milli bir destan haline getirilmiştir. Fransızların “Chanson d’Antioche “ dedikleri bu insanlık dışı ve utanç verici yazılı kanıt,Pierre l’Ermit denilen kafirin şu sözlerini içermektedir:

Açlığınızın sebebi korkaklığınızdır. Türk cesetlerini toplayın. Tuzlayarak pişirilirse daha lezzetli olur. Bunun üzerine haçlılar onun dediğini yaptılar.”Bu destan dedikleri iğrençlik misali belge şu sözleri de içinde barındırır:

15 gün boyunca bataklıkta kalmış cesetleri yediler ve arkadaşlarının idrarlarından sakınmadılar.” Ve Selahattin Eyyubi 3.haçlı seferleri olurken, bütün bu yaşanan acı olaylara rağmen, bir hristiyanı bile zevk için öldürmedi….

Bu utanç kaynağı belgeler o kadar çok ki.. Zira tarih,her zaman batılıların ve küffar milletlerin insanlık dışı geçmişleriyle doludur. Kazıklı Voyvoda,Hristiyan İspanyolların Endülüslü Müslümanlara yaptıkları,Engizisyon Mahkemeleri,Fransızlar’ın Cezayir’li Müslümanlara yaptıkları,Yunanlılar’ın 25 Haziran 1919’da yaptıkları Aydın katliamı ve günümüze kadar devam eden bir çok acı olay.

Ve tarih günümüz.. Yine acılara, kayıplara, zulümlere uğrayan bir millet. Karşısında ise yine kafir milletler. Az önce hep geçmişte yaşanan acılardan bahsettik değil mi ? Fakat maalesef bu acı olaylar bugün de devam etmekte. Yani ille de geçmişe gitmemize gerek yok,bu milletler geçmişte yaşananlardan,atalarının yaptıklarından,insanlara yaşattıklarından ders almış değiller,hala aynı barbarlıklara ve insafsızlıklara devam etmekteler. İşte batı bu.. Bayıla bayıla anlattıkları,öve öve bitiremedikleri,ahlaksızlıklarını ve olur olmadık bütün özelliklerini almaya çalıştıkları batı bunlardan ibaret. Kapatılan sınır kapıları,”Hrıstiyan olmadan bizim ülkemize giremezsin !”cümleleri,futbol maçı öncesi dilenci yerine koyulan,aşağılanan ve önüne demir para atılarak gülünen Müslümanlar,kardeşlerimiz.. Yazık değil mi bu insanlara ? O kadınlara,hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklara? İnsan yiyen vahşi barbarlar kadar değerleri yok mu o çocukların,o insanların ?

Hiç kimse,bu kafirlerden,Batılı’dan,Amerikalı’dan bütün bu yaptıklarından vazgeçmesini beklemesin. Hiç kimse onlardan Müslümanları sevmelerini ya da onlara üzülmelerini de beklemesin ve de Müslümanların onlardan merhamet beklemelerini… Sonuç olarak bu utanç verici olayların önüne geçmek için düşmanı bütün insanlık dışı özellikleriyle çok iyi tanımalı,şeytani emellerine aldanmamalı ve artık son bulması gereken batı özentisi yaşam tarzlarına,hal ve hareketlere,zinaya,dinimizle uzaktan yakından alakası olmayan birçok şeye son vermeli ve hayatımızda yozlaşmış hiçbir şeye izin vermemeye gayret göstermeliyiz. Zira modern yaşam batının ta kendisidir diye bir durum söz konusu değildir.

Eğer bir gün o masum insanların yaşadığı durumlara düşmek istemiyorsak, Allah için elimizden geldiğince kardeşlerimizin imdadına yetişmeli ve bütün Müslümanlar birlik olmalıyız. Müslüman’a Müslüman’dan başkası ne dost olur,ne merhamet eder… O masum insanların yaşadıkları bu zulümden,soysuzların vicdansızca ve kötü emellerinden bir an önce sıyrılıp güzel günler görmeleri dileklerimle..

Saygılarımla

Ayşe Tuğçe Şerbetçi

Yazar : Ayşe Tuğçe Şerbetçi


Etiketler : Avrupa | başyazı | batı | gerçek yüzü | haçlı | kudüs | psv taraftarı | vicdansızlık | zulüm |