top-logo

17 Şaban 1440

Dünya Sürgünü

Dünya Sürgünü

Dünya sürgünümüz Hz.Adem ve Havva ile başladı bildiğimiz üzere. Sürgün dedim evet. ‘Dünya pek de sürgün yeri değil’ dediğinizi duyar gibiyim. Tabi hayat güzel çiçekler böcekler, türlü yiyecekler vesaire. Çünkü dünya hayatı bizlere süslü gösterildi. Âl-i İmran suresinde bizlere bu hakikati şöyle ifade eder Rabbimiz:

‘İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O’nun yanındadır.’

Ama bu demek değildir ki dünyadan nasibimizi almayalım. Rabbimiz yerin bitirdiklerinden,sudan, havadan ve sizler için yarattığım bineklerden yararlanın buyuruyor. Zaten bizim dinimizde dünyayı bir kenara bırak, sadece ahiret için çalış gibi bir mantık yoktur. Dünyadan nasibimizi alıp, ahiret için de çalışacağız. Kur’an da geçen ve her namazımızın sonunda yaptığımız bir dua var ki Rabbimiz adeta bana böyle dua edin diyor:

‘Rabbimiz bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.’

İnsanoğlu ilk anne ve babasının işlediği hatadan beridir bu dünya yurdunda. Malum Allahu Teala Adem’e secde etmediği ve büyüklendiği için cennetten kovulan iblise mühlet verdi. İblis istedi bu mühleti.

Rabbim! dedi. Rabbim bana mühlet ver. Sana bu insanoğlunun neler yapabileceğini kanıtlayayım, izin ver de nasıl yoldan çıktıklarını sana gösteriyim.

Git! dedi Rabbimiz, sen mühlet verilenlerdensin.

Ve tabiki ilk görevini gerçekleştirmek üzere sinsice planlarını devreye soktu. Derdi insanlaydı ya bu iblisin, tabi ki önce ilk insanı kandıracaktı. Kılık değiştirerek Ademle Havvayı buldu.

Rabbinizin size yasakladığı şu ağaç var ya, onun neden yasaklandığını biliyor musunuz? O ağacın meyvesinden yiyenler sonsuzluk sahibi olacak.

Ademle Havva baştan çok itibar etmediler buna, ama şeytan vesvesesinden geri durmadı. İnsanı en zayıf noktasından yakaladı;
‘ÖLÜMSÜZLÜK.’

Sonunda teslim olup yediler o meyveden. Sonrasında olanlar bizi yakînen ilgilendiriyor, çünkü sürgünümüz bu şekilde başlamış oldu.

Asırlar geçti ama bir şey değişmedi aslında, şeytan oyunlarına devam ediyor. Muvaffak oluyor da çoğu zaman. Dünya git gide yaşanmaz bir yere dönüşüyor kendi yaptıklarımızdan ötürü.

Mevlana mesnevisine şöyle başlar;

‘Dinle neyden kim hikâyet itmede 
Ayrılıklardan şikâyet itmede
Dir kamışlıkdan kopardılar beni 
Nâlişim zâreyledi merd ü zeni’

Bilirsiniz ney kamıştan yapılan bir enstrümandır. Ve öyle hüzünlü bir sesi vardır ki, insanı da hüzünlendirir. Yani Mevlana diyor ki Ney’i dinle, o ayrılıklardan şikayet ediyor, kamışlıktan koparıldığından beridir âhu zârı yeri göğü inletmiştir.
Mevlana aslında Ney’e nispetle insanı anlatıyor burada. Gerçek vatanından sürgün edildiğinden.
İnsanın feryadından bahsediyor.

Bazen sebepsiz hüzünleniriz, içimiz daralır. Böyle zamanlarda asıl vatanımızı özlediğimiz hissine kapılırım, hani ait olmadığın yerde mutsuz olma duygusu gibi.
Tabi ki mühim olan şey Hz. Peygamber sas’in

Dünyada bir yolcu gibi ol.‘ sözüne mazhar olabilmektir. Selametle..

 

Büşra Coşkun

Yazar : Büşra Coşkun


Etiketler : adem | cennet | dünya | havva | imtihan | mevlana | ney | sürgün |