top-logo

16 Şaban 1440

Mesut Yazıcı ile İşaret Dili Üzerine Söyleşi

Mesut Yazıcı ile İşaret Dili Üzerine Söyleşi

Nüfusunun %13’ü engelli olan bir ülkede engellilere yeterince önem verilmemesi çok acı. “Hiç” demeyip de “yeterince” diyorum; çünkü son zamanlarda az da olsa engellilik konusunda duyarlılık kazanıldı. Elbette görme engelliler için yapılan ve birçok defa rögar kapaklarının çevresinden dolanan yürüme bantlarından bahsetmiyorum. Bu ve benzeri örnekler akıl yoksunluğunu da halka da göstermek isteyen “işbilir”lerin çalışmaları. Ne yazık ki bu yanlış uygulamaların sıkıntılarını da yine engelliler çekiyorlar.

Kötü örnekler olsa da engelli vatandaşlarımız düşünülerek yapılan iyi şeyler de oluyor Türkiye’de. Satır Arası’nın bu sayısında işitme engelliliğine dikkat çeken ve Türk İşaret Dili(TİD) alanında önemli ve güzel işler başaran bir adamla, Mesut Yazıcı ile sohbet ediyoruz.

Direkt sormak istiyorum. Türk İşaret Dili’ne nasıl merak sardınız?

Beni bu alana yönlendiren şey fotoğrafçılık oldu. Benim esas mesleğim fotoğrafçılıktı. Hürriyet gazetesinde, Vakko’da ve Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi dizisinde fotoğrafçı olarak çalıştım. 2008 yılında bir fotoğraf yarışması vardı. Ona katılmak istedim ve bir işitme engelli modelle beraber çalışmak istedim. Çektiğim fotoğraf Türkiye 8.si oldu ve teşekkür amacıyla işitme engelli arkadaşımı ailesiyle beraber yemeğe çıkarmak istedim. Ancak hayatımda hiç tanık olmadığım bir sahne… tabak çatal bıçak sesinden başka hiçbir şey yoktu masada. Tedirgin bakışlarla yemeğimi yerken bana birkaç kelime öğrettiler. Bu dili öğrenmek için ellerimin çok hızlı ve bu dili öğrenmeye yatkın olduğunu bir işitme engelliden duymak beni çok mutlu etti ve yüreklendirdi. Okulumu bırakıp işitme engellilerin hayatına dahil oldum. Sabah 09:00’da derneği açıp 22:00’da kapatır halde sürekli derneğe gidiyordum. Enteresandır babam beni bu dili öğrendiğim için evden bile kovdu. “Sen sağır mısın da bu dili öğreniyorsun! Gecenin saat bilmem kaçında eve geliyorsun otel mi burası!!” şeklinde tepki verdiğinde ben uyumak için AŞTİ’ye gidiyordum. Ama orada bile “Acaba işitme engelli bir yolcu var mıdır? Pratik yapma şansım olur en azından.” Düşüncesinde işitme engelli yolcu arıyordum “biri bilet almaya çalışsa da ben yardım etsem” diyerek. Bu hırsla normalde 9 ayda gelinen tercümanlık seviyesine 1 ay gibi kısa bir sürede gelerek mahkemelerde işaret dili tercümanlığı yapmak üzere teklif aldım. Sonrası çorap söküğü gibi geldi diyelim 🙂

Neden TİD ile şarkı söylemek?

İşitme engelli bir insan düşünün. Adını bilmediğiniz halde “insan” demiyoruz. “İşitme engelli” diyoruz. Şimdi… içinde “engel” kelimesi geçen bir insan tanımına baktığımda ona neden engelli dediğimi düşündüm. Bu engel neye sebep oluyor ki ben bu insana engelli diyorum. “İşitme engelli… bedensel engelli değil, yürüyebilir, başka… gözleri var görebilir, markete gider alışverişini yapar en fazla kasada anlaşamaz ama orada da ekran var görür, bankaya gider anlaşamayabilir, ama orada da yazarak söyleyebilir zaten tek muhabbet para.” Onların hayatta nasıl yaşadıklarını düşünmeye başladım. Bu arada işitme engelliler için gönüllü olarak voleybol antrenörlüğü yaptığım dönemde Türkiye’nin bir çok şehrine gidiyorduk maçlarımız sebebiyle ve aşırı yorgun dahi olsam yolculuk esnasında “Hayır! Eğer ben şu an ekranda dönen filmi izlemek yada izlememek gibi bir lükse sahipsem, işitme engelli de aynı lükse sahip olmalı. O neden duyamadığı için yatmak uyumak zorunda kalsın ki” diyor ve televizyonun yanına geçip film çeviriyordum. Bir gün kulaklık ile müzik dinlerken bir işitme engelli yanımdan geçti –konur sokaktaydım hiç unutmam 🙂 – işte bu dedim. Şarkı. Bu insanlar şarkılardan uzaklar. Sadece 1 – 2 video ve 2,000 – 3,000 izlenme ile Aralık 2011’de başlayan şarkı videosu macerası şu an 100’den fazla sayıda ve toplamda 700,000 izlenme civarındalar.

“Gül Döktüm Yollarına” adlı şarkıda, yani ilk paylaştığınız videoda söz aralarında epey hareketliydiniz; ama sonraki çalışmalarınızda bu hareketlilik azaldı. Bunun sebebi nedir?

Esasında sonraki videolarda daha enerjik, daha mimik ve jestlere dikkat eder halde profesyonel klipler çektim. Hareketlilikte azalma değil artma oldu aslında ama bu işaret dilinde şarkı çevirme fikri daha önceden hiç yapılmamış bir şey olduğundan dolayı sanırım ilk video sizlere öyle enerjik gelmiş olmalı 🙂 Yoksa ben henüz 23-24 yaşındayım enerjimi kaybetmek için henüz çok erken 🙂

Ankara Üniversitesi Tiyatro Topluluğu ile yaptığınız mükemmel işi konuşalım. Fikir nasıl ortaya çıktı? Süreci biraz anlatabilir misiniz?

Süreç şöyle oldu. Yaklaşık 50-60 videodan sonra artık izlenme oranları düşmeye başlamıştı. Sanırım artık bu işi profesyonel olarak yapmalı ve (işaret dili işaretten çok mimiklerden oluştuğu için) mimiklerini çok iyi kullanan insanlarla beraber çalışmanın daha yararlı olacağını düşündüm. Ankara Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun eğitmenine ulaştım ve ekibiyle böyle bir çalışma yapmak istediğimi söylediğimde çok olumlu bir cevap geldi. Arkadaşlar için hazırladığım 1 haftalık bir işaret dili derslerinden sonra kayıtlara başladık. Yer olarak seğmenler parkını seçtik. Sabahın erken saatlerinde başlayan çalışmamız akşam saatlerinde bitti. Yorulduk ama değdi.

Türk İşaret Dili’ni çevrimiçi derslerle de öğretiyorsunuz. Bu nasıl bir çalışma? İsteyenler derslere nasıl katılabiliyorlar? Dersler nasıl yapılıyor,  katılımcıların pratik yapma şansları oluyor mu?

Uzaktan eğitim dediğimiz bir olay çok güzel aslında çünkü dersler kayıt alınıyor. Mesela öğrenciler dersi tekrar etmek istiyor. Sisteme giriş yapıp dersi tekrar izleme şansları var. Diyelim ki ders saatinde derse giremediniz. Yine aynı şekilde sonradan sisteme giriş yapıp dersleri izleyebiliyorlar.

TİD ile söylediğiniz şarkılar ve çevrimiçi verdiğiniz dersler… Mesut Yazıcı TİD ile başka neler yapar? Onu nerelerde kullanır?

Adliyelerde tercümanlık veya işitme engellilerin kendi özel işlerinde, örneğin yeni ev almak isteyen bir işitme engelli ile beraber tapu işlerini hallederken veya gönüllü olarak voleybol antrenörlüğü yaparken. Onun dışında aslında bakarsak hayatının her anında. Çünkü bir noktadan sonra işaret dili günlük hayata da yansıyor ve istemsizce işaret dilini konuşurken bile kullanır hale geliyorsunuz.

Sohbetimize sizin Türk İşaret Dili’yle ilişkinizle başladık. Ama okurlarımızın arasında Türk İşaret Dili’ni bilmeyenler de olabilir. Türk İşaret Dili nedir? Neden özellikle “Türk” diye belirtiliyor?

Türk İşaret Dili diğer ülkelerden tamamen bağımsızdır. Çünkü kökü, Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Dünyada ilk işitme engelliler okulu Osmanlı döneminde Abdülhamit tarafından kurulmuştur. Hatta yine Osmanlı döneminde mahkemelerde davalar hem konuşma dili ile hem de işaret dili ile yapılırdı. İşaret dili kültüre bağlı olarak değişiklik gösteren bir dildir. Bu yüzden Türk İşaret Dili tamamen ayrı bir dildir.

Bu dile ilgi duyanlar onu nasıl öğrenebilirler? Yabancı dil öğrenimini bazı kişiler “yetenek” olarak görürler, TİD öğrenimi için de bir yetenek gerekir mi?

Tabi ki gerekir. İşaret dili sadece işaretten değil, mimik kontrolü, dudak hareketleri, yönlendirmeleri ve hızı olan bir dildir. İşaret dilini herkes öğrenebilir ama belli bir noktaya kadar. Sonrası, kişinin bu dili kullanabilme yeteneğine bağlıdır.

İşitme engelliliğini düşünüyorum da… Sessiz bir dünya. Burada sadece hareketler var. Ama sadece el hareketlerinden bahsetmiyoruz değil mi? Mimikler de çok önemli.

Kesinlikle az önce de söylediğim gibi işaret dilinde belki de en önemsiz şey işarettir. Mimikler bu dilin olmazsa olmazı.

Türk Dil Kurumunun fotoğraflı, Boğaziçi Üniversitesinin ise videolu TİD sözlükleri var. Çeşitli kaynaklardan da sözcüklerin TİD çevirileri öğrenilebiliyor. Ancak bazı sözcüklerin çevirileri kaynaktan kaynağa farklılık gösterebiliyor. Neden böyle bir şey oluyor? Farklı öğrenim iletişimi zorlaştırmıyor mu?

Maalesef evet zorlaştırıyor. TDK’nın çıkarmış olduğu sözlük hiçbir işitme engelli tarafından kabul edilmedi. Çünkü örneğin size şimdi “Artık Türkçe konuşmayacaksın. Biz sana yeni bir dil vereceğiz. Bununla iletişim kuracaksın.” Denilse ne düşünürdünüz? Yada öğretilen bu dili kabul eder miydiniz? Boğaziçi Üniversitesi’nin videolu sözlüğü yine TDK’nın sözlüğüne nazaran iyi. Çünkü işitme engelli anne babaya sahip bireyler tarafından oluşturuldu. Ama dediğim gibi işaret dili kültüre bağlı. İstanbul işaret dili ile Ankara işaret dili arasında bile %25’lik fark var.

TİD için sizin yaptıklarınızı konuştuk. Peki Türkiye’de işitme engelli vatandaşlarımız için başka neler yapılıyor? Türk İşaret Dili alanında neler oluyor?

Şu an için hummalı bir çalışma yok. Ama bunun zemininin oluşturulmaya çalışıldığını, herkesin kullanabileceği ortak bir dil oluşturma çabası içinde olunduğunu düşünüyorum.

TİD ile ilişkiniz… TİD… Biraz da Mesut Yazıcı’yı konuşalım mı? Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben 1989 Ankara doğumluyum. Ailemde yada akrabalarımda işitme engelli hiç kimse yok. Bu dile tamamen asıl mesleğim olan fotoğrafçılık ile başladım. Başarılı bir fotoğrafçılık kariyerim var. Behzat Ç. dizisinin fotoğrafçılığını yaptım.  Vakko’nun sonbahar kreasyonunun fotoğraflarını çektim. Ankara Üniversitesi fotoğraf yarışmasında üniversite 1.si oldum. O yıllardan Hürriyet gazetesi Türkiye genelinde bir yarışma düzenledi. Çekeceğim fotoğrafta işitme engelli bir modelle beraber çalışmak istedim. Fotoğraf Türkiye 8.si oldu. Bende teşekkür amacıyla işitme engelli arkadaşı ailesiyle beraber yemeğe çıkarmak istedim. Her şey orada oldu. Bir anda bu dünyaya katılmak istediğimi fark ettim. Öncesinde de zaten gönüllü yaptığım işler vardı Milli Kütüphanede görme engellilere kitap okumak gibi. Bu dünyaya girişim hızlı ve değişik oldu. Hayatımı adadım. Sonucu da güzel oldu 🙂

Fotoğrafçılıkla ilgilendiğinizi biliyorum. Hatta Behzat Ç. dizisin de bir dönem fotoğraf sanatçısı olarak çalışmışsınız sanım.

Evet doğru. Hayatımın bu teklifle değişeceğini düşünürken, şu an neredeyim 🙂

Sosyal sorumluluk projelerine fotoğraf sanatıyla yaklaşan birçok sanatçı var. Sizin işitme engelliliğine böyle bir yaklaşımınız oldu mu?

Hayır böyle bir düşüncem hiç olmadı. Sadece gönüllü olarak fotoğrafçılık dersleri verdim.

“Meyve veren ağaç taşlanır.” İnternet sitenize girdiğimde bir ağaç ve bu söz ile karşılaştım…

Evet sizin de tahmin edeceğiniz gibi yürüdüğünüz yolda sizi övenler olduğu gibi engel olmaya çalışanlarda oluyor. Bende tepkimi bu şekilde göstermek istedim. Web sitemi yeniden tasarlıyoruz. Umuyorum ki mesutyazici.com.tr adresi en kısa sürede yayına girecektir.

Yaptığınız iş anlamlı. Samimiyetinize de insanları inandırdınız. Artık sosyal medyada bir “tanınmış kişi”siniz. Üniversitelerde söyleşilere katılıyorsunuz. Size gösterilen bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnanın ben de henüz anlamış değilim. Tabi ki yüzümü güldürmeye yetiyor bu ilgi ama nereye kadar. Bunun bir sonunun olduğunu biliyorum. O yüzden daha farklı neler yapabilirim diye çok düşündüm. Bir akademi kurup dersler ile geçimimi sağlayıp, aynı zamanda engelli kardeşlerim için de sosyal sorumluluk projeleri yapacağım. O akademide engelliler için her şey ama her şey ücretsiz olacak. Amacım, hayatımı idame ettirirken, onlara da hizmet etmek.

Yazar : Akademik Şuur


Etiketler : işaret dili | mesut yazıcı | röportaj | şöyleşi |

Abdullah Yıldız Hoca ile Namaz Bahsi
Abdullah Yıldız Hoca ile Namaz Bahsi

13 Aralık 2018 13:16

Abdullah Yıldız hocam biz sizi tanıyor ve takip ediyoruz....

Hikmet Anıl Öztekin ile Eyvallah Röportajı
Hikmet Anıl Öztekin ile Eyvallah Röportajı

15 Nisan 2016 13:30

Öncelikle biz kendimizi tanıtmak istiyoruz; Ben Hasret Kopuz, Sosyoloji...

Gençlere Örnek Bir Rol Model : Abdullah Şenaslan ile Röportajımız
Gençlere Örnek Bir Rol Model : Abdullah Şenaslan ile Röportajımız

01 Nisan 2016 18:42

Abdullah bey, bize kendinizi tanıtır mısınız? Abdullah Şenaslan, aslen...

Diriliş Postası Genel Müdür Orhan Pekçetin ile Röportajımız
Diriliş Postası Genel Müdür Orhan Pekçetin ile Röportajımız

15 Şubat 2016 13:50

Diriliş Postası’nın klişelere karşı kendi kuralları var Medya uzmanlarına...