top-logo

16 Şaban 1440

Diriliş Postası Genel Müdür Orhan Pekçetin ile Röportajımız

Diriliş Postası Genel Müdür Orhan Pekçetin ile Röportajımız

Diriliş Postası’nın klişelere karşı kendi kuralları var

Medya uzmanlarına göre internet ve tablet gazeteciliği karşısında ömrünün son demlerini yaşayan gazetelerin içerisinde yayın hayatına başlayalı daha 1 yıl olmadan attığı manşetler ve verdiği mesajlarla dikkat çeken Diriliş Postası’nın , yayın politikasını, gelecek planlarını gazetenin Genel Müdürü Orhan Pekçetin’e sorduk. Pekçetin ise “ Gazetenin ümmetin sesi olmak için kurulduğunu gazete dilinin ise batı medyasının aksine kendine has olduğunu” anlattı.

 

Farklı olmak istiyoruz

Diriliş Postası’nın kuruluş aşamasından başladık sohbete, Pekçetin gazetenin medya kuruluşları içerisindeki önemli bir boşluğu doldurmak amacıyla kurulduğu söyledi. Merak ettik, sorduk nedir bu boşluk diye? Bu boşluğu olmayan, yapılmayan bir şey olarak tanımlayan Pekçetin, şöyle devam etti sözlerine: “Bir gazete olması için yeni bir şeyler ortaya koymak adına, yeni bir şeyler söylemesi ve bunların tesir edebilmesi hakikaten olmayan bir şey veya yapılmayan bir şey gerekliydi. En azından bakış açısı itibariyle farklı bir bakış açısı ortaya koyabilecekseniz bu yola girmemiz mantığından hareket ettik .Ya farklı bir şey yapalım ya da hiç yapmayalım. Ya bir iddiamız olsun ya hiç çıkmayalım.Ya söylediğimiz bir şey tesir edecek boyutta söyleyelim ya hiç onu söylemeyelim. Temel hassasiyetlerimiz vardı. İslami perspektife sahip bir gazete olsun. Bu perspektifi yansıtır hareketlerde bulunalım. Bankalardan reklam almayalım. İslam muhalifi hiçbir hareketin içerisinde yer almayalım gibi”

 

Hedef 20 milyon ev

İslami cenahta, bayi alışkanlığının olmadığına, genellikle gazete alımlarının abonelik sistemi üzerinden gittiğine dikkat çeken Orhan Pekçetin, 2 bin mahalleye dağıtım yapabildiklerini belirterek hedeflerini şöyle sıraladı: “78 milyon nüfusu olan bir ülkedeyiz ve tamamının bu ortalama üçe veya dörde bölseniz yaklaşık 20 milyon ev. Bizim bu 20 milyon eve de gazete ulaştırmam gerekiyor. Herkesi hedef kitlesi olarak görürsek bizim bizzat ulaştırmam gerekiyor,. Biz ne yapıyoruz olabildiği kadar, ulaşabildiğimiz kadar noktada dağıtım yapmaya çalışıyoruz. Yani şuanda 11 aylık zaman zarfında yaklaşık olarak bizim 200 ana temsilci ve altlarında 10ar temsilci ile birlikte 2.000 gibi kişi dağıtım yapıyor mahalle bazında. 1.000 ilçemiz var ülkemizde 2.000 tane mahalleye dağıtabiliyoruz. 30 yıllık cenah gazeteleri de bu şekilde dağıtabiliyorlar. Neden okumuyoruz başka bir tartışma konusu dedik ama direk içinde bulduk kendimizi”

IMG-20160130-WA0005

Gençlere mesajımız var

Gazetedeki haberlerde ahlak kaidesini ön planda tuttuklarını ve anlatmak istedikleri dertler edindiklerini belirten Pekçetin, “Biz burada İslami bir taraftayız. Bunlarla birlikte neler yapabiliriz, bunları insanlara nasıl sunabiliriz. Gerçekten bazı şeyleri daha ciddi konuşmak için heyetlerin kafa yorması gerekiyor. Bugün Talim ve terbiye kurumlarının hazırlamış olduğu kitapları inceliyoruz. Ciddi sorunlar var kitaplarda ve talim-terbiye kurumunun heyetine bakıyorsunuz yeni yeni genç insanlar girmeye başlıyor. Gençten kastımda 40lı yaşlar. Bizim de böyle bir gündemimiz var. Bizler de gazeteyi başından beri olabildiğince esprili sunmaya çalışıyoruz. Örneğin pazar günleri sadece 1. sayfadan bir mesaj vermeye çalışıyoruz. 3. sayfamız var İnadına iyi haber, 20. sayfa var, ilginçtir; gençlere dokunabileceğimiz şeyler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

 

Batı empozesine hayır

Haber diline farklı terimler eklediklerinin altın çizen Pekçetin, bu sayede klişe dışına çıktıklarını belirterek farklılıklarını şöyle paylaştı: “Nasipse kelimesi bir gazete dilinde daha önce kullanılmamış. Şimdi biz nasipse yarın olacak diyoruz. Bu nasıl ya kardeşim gazetecilikte nasipse kelimesi inşallah falan… yani tamam tabi ki inşallah da gazetede yazılmaz ki bu. Bu gazeteciliğin bir dili var. Gazeteciliğin dilini kim koydu? Batı bize bir şeyler empoze etmiş ve bu empozeyi her an biz yaşamak zorundayız sanki. Kendimize ait bir dilimiz olamaz mı bir program bir sunum. Bir ambalaj dili. Bu coğrafyayı biz ülkemizde doğru tarafıyla yansıtalım. Bunu neyle yapalım derken. Biz Bangladeş’ten bir haber yazacağımız zaman Fransa’nın haber ajansından alıyor bizim medyamız. Ya da BCC’den alıyor ve haberi sunuyor. Şimdi biz zaten bizim için basın bir mücadele alanı değil midir? Biz bunu yaparsak ne farkımız kaldı diğerlerinden?”

 

İslami durumuşuz var

Suriyeli göçmenler, Mursi ve İslam dünyasını ilgilendiren haberlerde yapılan tanımların sıradışı ve Diriliş Postası’na ait olduğunu, alışılmış kalıpların buluğunu belirten Orhan Pekçetin, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Türkiye’den Suriye’ye yönelen insanları ifade biçimi olarak mülteci kavramı en çok kullanılan kavramlardan, göçmen kavramı ikinci en çok kullanılan kavram. Sığınmacı var, kaçak göçmen… Biz dedik ki bunların hiç biri bizim kardeşlerimizi ifade etmiyor. Biz gazetemizde hep muhacir kelimesini kullandık bu bir duruştur. İslamı bir duruştur bu. Biz Hiçbir zaman Mursi’yi devrik cumhurbaşkanı demedik. Çünkü diyemiyoruz orada batının her zaman her yerde yaptığı özellikle doğu batıya göre yapmış olduğu temel bir şey var. Oda şu beğenmediği yöneticiyi bir darbe ile alır. Onu iç eder. Şimdi Sisi batının kullandığı bir adam. Şimdi biz ona Mısır Cumhurbaşkanı Sisi diyemeyiz demememiz lazım. Dersek batını empozesini kabul etmiş olacağız. Bizim için her zaman Mursi Cumhurbaşkanıdır”

Orhan Pekçetin’e bizleri samimi bir şekilde ağırladığı ve güzel sohbeti için teşekkür ediyoruz. Gençlere değer veren kurum ve kişilere bu ülkenin ve gençliğin ihtiyacı olduğunu Akademik Şuur olarak dile getirmenin ehemmiyetini hissetmekteyiz.

IMG-20160130-WA0002

Yazar : Akademik Şuur


Etiketler : diriliş postası | orhan pekçetin | röportaj |

Abdullah Yıldız Hoca ile Namaz Bahsi
Abdullah Yıldız Hoca ile Namaz Bahsi

13 Aralık 2018 13:16

Abdullah Yıldız hocam biz sizi tanıyor ve takip ediyoruz....

Hikmet Anıl Öztekin ile Eyvallah Röportajı
Hikmet Anıl Öztekin ile Eyvallah Röportajı

15 Nisan 2016 13:30

Öncelikle biz kendimizi tanıtmak istiyoruz; Ben Hasret Kopuz, Sosyoloji...

Gençlere Örnek Bir Rol Model : Abdullah Şenaslan ile Röportajımız
Gençlere Örnek Bir Rol Model : Abdullah Şenaslan ile Röportajımız

01 Nisan 2016 18:42

Abdullah bey, bize kendinizi tanıtır mısınız? Abdullah Şenaslan, aslen...

Mesut Yazıcı ile İşaret Dili Üzerine Söyleşi
Mesut Yazıcı ile İşaret Dili Üzerine Söyleşi

21 Şubat 2016 19:03

Nüfusunun %13’ü engelli olan bir ülkede engellilere yeterince önem...