top-logo

19 Recep 1440

Genç İHH Koordinatörü Hatice NAÇ ile Mavi Marmara-Filistin ve Türkiye-İsrail üzerine Röportajı

Genç İHH Koordinatörü Hatice NAÇ ile Mavi Marmara-Filistin ve Türkiye-İsrail üzerine Röportajı

B.D: Genç İHH’ dan  bize biraz bahseder misiniz?

H.N: İHH insani yardım vakfı 23 yıl önce Bosna savaşındaki mağdur kardeşlerimize, yardım etme dönemi ile başlayan bir hikâyesi var aslında; 23.-24. yılına girmektedir tabi İHH’nın Bosna ile başlayan hikâyesi sonrasında devam eden Çeçenistan, Irak, Afganistan… İşte son dönemde Suriye savaş sonrası yaptığı yardımlar veyahut afetlerden sonra insanların mağduriyetini gördüğü zaman halktan gelen destekten dolayı afetler karşısında gösterdiği ve yaptığı yardımlar. Yokluk ve yoksulluk sonrası yaptığı yardımlar. Derken yelpaze gittikçe büyüyor, alanları da gittikçe artıyor. Yani 23 yıl önce Bosna ile başlayan hikâyemiz bugün 136 ülkede her türlü yokluk, yoksulluk, savaş veya felaket sonrası el uzatmaya doğru gitti. Elhamdülillah… Tabi bu devam eden yolculuk sırasında gençler ile de iletişim kurmak gerekiyordu. Yani düşünebiliyor musunuz 136 Ülke’ye de bir şekilde gidiyorsunuz? Orda ki yaşamlar oradaki hayatın içerisinde dönen hikâyeler. Bir dolu şey biriktiriyorsunuz heybeniz de onlar ile geri dönüyorsunuz. Döndüğünüzde anlatılacak çok şeyiniz oluyor buradaki birçok arkadaşın. Ve gençlerin bunları bilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz. Yani bizim gençlerimizin Türkiye de Elhamdülillah bir sistem bir düzen bir devlet birçok yönü ile sağlam bir yapı olduğu için. Yaşamadığımız sıkıntılar var. Allah’ta yaşatmasın hiç bir zaman inşallah. Ama dünyanın farklı noktalarında o kadar büyük acılar var ki; İnsanın aklının almayacağı acılar. Bazı ülkeye gidiyorsunuz çocukların satıldığını görüyorsunuz, bazı ülkeye gidiyorsunuz savaşlar sonrasında kimsesiz kalmış çocuklar buluyorsunuz. Bazı ülkeye gidiyorsunuz susuzluktan hayatını kaybetmek üzere ya da kaybetmiş çocuklar olduğunu görüyorsunuz. Velhasıl dünyanın derdi ile Türkiye’nin dertsiz gençliğini bir tanıştırmak gerekti. Bizim birazcık rolümüz aslında köprü olmaktı. Bunun için GENÇ İHH ı kurduk. Çalışmalarımızı da ilk önce bilinçlendirme yani dünya ile ilgili ne varsa üzerimizde hikâyeler olabilir, coğrafyası olabilir, çatışma nedenleri olabilir, yaşadığı problemler ya da artılar olabilir. Ülkeleri bölgeleri anlatmak sonra bazı kavramları oturtmak ki zeminleri sağlam olsun diye. Hak, adalet, hürriyet gibi özgürlük gibi kavramlar üzerine konuşmak. Bazen  film izleyerek yapmak, bazen kitap okuyarak. Ama bu noktalarda ayaklarını yere sağlam basmasını sağlamak için. Yapılan çalışmalarımız var, Genç İHH’ da. Yani birinci hedefimiz kendi gençlerimiz ile ülkemizdekileri dünya ile buluşturmak. Şeklinde gidiyor.

 

H.K: Genç İHH gözü ile baktığımızda gençlerin insani yardım, duyarlılık anlamında gün geçtikçe daha bilinçli olduğunu düşünüyor musunuz?

H.N: Şimdi bütün dünya da sonra dönemde yaygınlaşan bir tabir var. STK aktivizmi dediğimiz bir başlık. Eskiden insanlarda kültür ile değişen bir yardım şekli idi. Şöyle ki; Komşuya belki bir tabak pilav götürmekti ya da evde pişen kokusu çıkan herhangi bir yemeği götürmekti. Bu bir iyilikti kâfiydi bu. İhtiyaçta oydu aslında o dönen içerisinde. Sonrasında ihtiyaçlar farklılaştı şuna dönüştü; bilgisayar oyunundan bon us göndermek ya da hediye göndermek ya da arkadaşına kontör göndermeye döndü. Yani komşuna hamur kızartması götürmekten arkadaşına kontör hediye etmeye doğru giden bir sadaka anlayışımız oldu. Vermek dediğimizin karşılığı zaman içerisinde çok değişti. STK aktivizmi, gençlerin son dönemde oluşturduğu bir şey. Şu ‘Ben dünyanın değişmesini istiyorum. Dünyada güzel şeyler olmasını istiyorum savaşları biliyorum felaketleri biliyorum.’ İşte telefonlara bilgisayarlara ne biliyim ekranlara kilitlemeye çalışıyorlar. Ama ben vermenin başka bir boyutunu keşfediyorum çığlıdır ‘STK aktivizmi’. Yani kontör hediye etmekten sıkılan gençliğin bulduğu bir şey bu. Yok, ben daha icrayı bir şey yapmalıyım dediler ve bu süreç başladı. Burada da geldiğimiz noktada da Genç İHH’nın çok güzel bir rolü oluyor. Sivil Toplum Kuruluşu olarak aktif olmalarını sağlıyor gençlerin. Tam bu işin merkezi gibiyiz zaten bu anlamda.

 

B.D: Üniversitelerde İHH ya yönelik terör olayları ve linç girişimleri hakkında ne söylemek istersiniz?

H.N: Şöyle bu aslında İHH ya muşa his bir şey değil. Normalde üniversitelerde bu birçok ülkede de böyledir aslında. Bizim ülkemizde de dönem dönem birileri, bazı yapıları harekete geçirir. Hareketi geçirilir ama nereye saldırdığını bile bilmeyebilir karşıdaki. Ama ona o denmiştir. Ya da öyle bir psikolojik bir şey oluşturulmuştur artık yapılır. İlk olan Eskişehir deki olayda da. Tamamen ben bir karşı grubun İHH’yı bildiğini, tanıdığını düşünmüyorum. Yani yaptığımız çalışmaları, yani ölmek üzere olan bir çocuğa bir vesile olduğumuzu ya da birinin belki suyu olduğumuzu, birinin annesi olduğumuzu, birinin ekmeği olduğumuzu biliyor olsalar. Halkçılık adına, sosyolozm adına bunu yapıyorlarsa bunun beslendiği kaynakları zaten biz şuanda uyguluyoruz. Yani yanımızda olmaları gerekirdi, karşımızda olmamaları gerekirdi. Attıkları kendilerinin zihinlerinden uydurdukları bir takım iddialar üzerinden saldırmamaları gerekirdi. İlk önce bir şeyin aslını araştırmaları gerekirdi. ‘Arkasından değil kendisi ile konuş’ diye bir söylem vardır. Bir dönem üniversitelerde vardı. Tekrar yaygınlaştırsalar ben o arkadaşların hakkımızda fikir sahibi olduklarını düşünmüyorum. Bir dönem böyle bir şeye giriştiler ama şuan bir sıkıntı yok.

 

H.K: Türkiye de ki mülteci gençlerin üniversite eğitimleri için yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz? Sizin bu konuda bir çalışmanız var mı?

H.N: Suriye’de şöyle bir sıkıntı oldu mülteciler ile alakalı, bir kere batı devletleri yine her zaman yaptıkları gibi çok uyanıkça davranıp statü sahibi olan ciddi anlamda kariyerli olan Suriyeli mültecileri aldılar zaten. Onlar Amerika’ya gitti, İngiltere’ye gitti, yurt dışına gitti kabul ettiler onları. Geri de burada bir gençlik kaldı Türkiye. Tabi Türkiye’de de statüsü olan meslek sahibi olanlarda var hala. Mesleki anlamda Türkiye’ye de katkısı olabilecek Suriyeli kardeşlerimiz var tabi ki ama gençlik, düşünebiliyor musunuz? Savaş kaç yıldır devam ediyor kaç yıl daha devam edeceği belli değil. Bu insanları ne yapacaksınız? Ben bu anlamda yapılan gayreti takdir etmek ile birlikte yani Allah bize şunu yaşatmayı çok şükür. Birçok ülke sınırında insanlar ölürlerken sadece Suriye’den bahsetmiyorum. Arakan da böyle vaktinde Filistinlilere de bu yapıldı. Birçok ülke de mülteci akını olduğunda ülkeler kapılarını kapatır orada katliamlar olur ama bizin kendi iç huzurumuz olsun der ülkeler. Biz Türkiye olarak yani devleti ile halkı ile müthiş bir destan yazılıyor bu anlamda. Sınırlar açıldı kardeşliğimizi konuşmadık. Yani şahitliğimiz halimiz şuan ve bizim halkımız tabi kültürel farklılıktan dolayı vs. bazı şeylerden dolayı dört dörtlük birlik olması mümkün değil. Sosyolojik bir vaka yaşıyoruz ama biz ekmeksiz bırakmadık. Suriyeli olduğu için açlıktan ölen insan yok ama inanın başka ülkelerde misal Lübnan da ki Suriyeliler ölüyorlar açlıktan. Yani onlar için oraya gidip bile biz yardım ediyoruz İHH olarak düşünün. Böyle bir şey bu yüzden samimiyet ve gayret var. Eğitimleriyle ilgili  kıymetli efsane bir şey yapılıyor bence ama yeterli değil. Çok ciddi bir nüfus var.

 

B.D: Mavi Marmara dendiği zaman aklımıza gelen ilk isimlerden biriside Furkan Doğan. Kısaca Furkan Doğan’ı bize nasıl ifade edersiniz?

H.N: Furkan nasıl diyebiliriz bilmiyorum ama bazı insanlar Allah onlar için nasıl bir şey murat ediyorsa yani cennet ya da cehennem. Allah cüzi irade vermiştir, insan bu cüzi iradesi ile çalışmalar yapar ve nereye layık ise oraya gider. Bazıları kısa yaşar ama sanki yüzyıllarca ismi belki anılır. Bir şeyler vardır Ömer ib-ni Abdülaziz bile bugün andığımız da 2,5 yılda koskoca devletin sistemini değiştirmiş. Zekât verecek insan kalmamış noktaya getirmiştir. Tabi farklı boyut da bir şey ama şunu anlatmak istiyorum. Bazı insanlar bir şeyi yaşar. Kendi de planlamamıştır yapar sadece doğru olanı yapar, hak olanı yapar. Bereketi Allah verir ondan sonra onun ömrüne, geleceğine, artık her şeyi ile ilgili böyle bir şey Furkan’ın sanki 19 yıllık bir yaşanmış bir hayat değil de onun ki kaç yıl oldu anıyoruz kim bilir kaç yıllar daha anacağız gelecekte nereye geleceğini bilmiyoruz. Genç birisi olarak can derdi değil de başkalarının hani diyagramlıkta ne vardır ‘ötekini düşünmek ötekisi için kendinden olan bir şeyi vermek.’ diğeri için canını bile verebilecek olmak. İlminin en yüksek olduğu yer sanırım. Arkadaşı için dostu için kardeşi için canını bile feda edebilecek olmak ki böyle bir şeyi de bilmiyordu. O an da kendini koruyabilirdi, saklanabilirdi ki bir den saldırdıkları için buna bile bir şey yapmadılar, biliyorsunuz maalesef. Furkan gençlerin öncüsü olabilecek. Her adı anıldığında bence dediğim gibi yani sonsuz bir yatırım yapmış insan olarak anacağımız bir gencimiz, Esma Bilterci’de öyle biliyorsunuz. Bazı gençlerin hayatları örnek olur dirilişe, hakkı savunmaya, zulme karşı durmaya şeklinde. Ben mezarına gittiğimde de çok duygulanıyorum. Bu konuda aslında ne konuşsak az kalıyor sanki. Yani düşünsenize onun yaşında okula devam etmek eğlenmek gezmek şuan da birçok genci düşünün. Yani sosyal medya da her hangi bir tatlı çeşidi ile fotoğraf paylaşmaktan öte bir şey düşünemeyen gençler de var. Sadece dersleri düşünen gençlerde var. Sadece akşam başlayacak olan dizisini düşünen gençler de var. Demek ki bir yerlerde Furkan bize şunu anlatıyor aslında. Diğerlerini düşünen yani dünyanın kahrolan kısmını yanan kısmını düşünen. Ve o yangını söndürmeye gidecek gençlerde var. Bunların bir örnekliği de Furkan. Bu anlamda çok kıymetli. Allah şahadeti ile gerçekten tüm ailesini bereketlendirsin inşallah.

 

H.K: Mavi Marmara’dan önce özgürlük filosu Gazze ye girdi. Mavi Marmara’da Gazze’ye girebilseydi ne olurdu?

H.N: Harika olurdu. Bir kere oradaki girmedi aslında ama girdi. Fiziki olarak biz girmemesi ile zahir de olanı görüyoruz. Ama Gazze halkında kesinlikle gitmemizin daha artısı oldu gibi oldu. Gidenlerin hepsi farklı bir şekilde onlara moral olarak gitti, yüreklilik olarak gitti ki zaten çok yürekli bir toplum. Mavi Marmara sonrasında Türk halkına bence çok güzel bir hediye bıraktı oda şu. Bizim yani sizden daha önceki yaş grupları şunu çok iyi bilir. Herhangi bir olay olduğunda Türkiye’de olumsuz ya da Dünya’nın herhangi bir yerinde direk İsrail yapmıştır, İsrail bizi dinliyordur, İsrail izliyordur. Bir İsrail fobisi vardı. Yani bu o kadar korkunç boyutlardaydı ki herhangi bir şey olduğunda yani insanların İsrail ile konuşamaz onun aleyhine konuşamaz. Hep böyle o yapabilir, Ortadoğu’nun şımarık çocuğuydu İsrail. Mavi Marmara ile tokatlandı ve Türk halkının üzerinde ki etkisi de yani bunlarda hani o askerlerin yaptıkları ki gemide hiç kimse silahlı olmamasına rağmen gösterdikleri o titremeler, kendileri silahlı olmalarına rağmen birebir asker olarak yaşadıkları psikolojik bozuklukları gördü bütün dünya. Sonrasında İsrail’e kafa tutamamak gibi bir durumun olmadığını tam tersi gerektiğinde yine duruş gösterildiğinde herkesinde hal çerçevesine geri çekildi görüldü. O yüzden mavi Marmara girdi diyebiliriz.

 

B.D: Birleşmiş Milletlere ilk defa bu yıl Filistin bayrağı çekildi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

H.N: Bu mavi Marmara, one minute sonra bunlar yakında inşallah. Özgür Mescidi Aksada namaz kılacağımız olarak yorumluyoruz. Yavaş yavaş gidişimiz oraya inşallah.

 

H.K: İsrail Türkiye ilişkilerinin eski haline dönüşmesi durumunda sizin tepkiniz İHH ile ne olur?

H.N: Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün olmaz zaten. Bunun ile ilgili süreci aslında Gülten abla takip ediyor. Onun ile birebir görüşebilirdiniz bu soruyu ona da sorabilirsiniz. Kısaca cevap vermek gerekirse tabi ki tepkimiz çok net olur. Çünkü İsrail kendisi, kendi faydası için alacağını alır yapacağını yapar. Türk halkı güçlüdür, Türk devleti de güçlü bir devlettir. Elhamdülillah gerekli duruşunu gösterecektir diye düşünüyoruz.

 

B.D: 2023 tarihinin ve devamının İslam coğrafyasına katkıları neler olacaktır?

H.N: Bunun o kadar çok yönlü faydası olacaktır. Biz hem batı hem İslam coğrafyasına gittiğimiz için, özellikle İslam coğrafyası birebir gezdiğimiz için şunu yok yakından görüyoruz. Türkiye ilginç bir şekilde herkesin bütün devletlerin abisi gibi yani Türkiye’nin 2023’ünü 2047’sinin hayalini onlarda kuruyorlar. Komara adalarına gitseniz oranın Cumhurbaşkanı’nın sizin 2023 hayaliniz için dua ettiğini görürsünüz. Çok gözyaşı döktüğünüz yerler vardır. Misal Etiyopya da sahabe türbeleri vardır. Affedersiniz oralar çöplük gibidir. Katolik bir yönetimim var ama TİKA gitmiş diyelim orada bu yeri restore ediyor. Orada ki Müslümanların gözyaşının görürsün. Abdülhamit ismi çoktur mesela Etiyopya da. Niçin Abdülhamit ismi çoktur? Nijere gidersin ayrı Komara’ya gidersin ayrı… Tahmin etmeyeceğiniz ülkelerde Türkiye ile ilgili bir dua var. 2023’de şuan ki bu duaların karşılığını görülmüş olacaktır ve gerçekten daha güçlü bir ülke daha güçlü bir toplum olarak inşa Allah bütün dünyadaki bizden beklenen ağabeylik o bir nasıl diyeyim güven merkezi olma yönünde ki gücümüzü arttırmış olmayı bekleriz. Öyle bir öngörümüz var. İnşa Allah da ona doğru gidiliyor. Her ne kadar çok dışarıdan sorunlar çıkartılsa da.

 

H.K: Son olarak dün Furkan Doğan’ın babası başbakan Ahmet Davutoğlun’un danışmanları arasında yer aldı. Bu konuda ki düşünceniz nedir?

H.N: Hayırlı olsun. Ömer Faruk hocamızda oldu, Ömer Faruk Korkmaz kendilerini hepsini tebrik ediyoruz. İnşa Allah,  Allah Muaffaklar nasip eder.

 

B.D: Röportaj için çok teşekkür ederiz.
H.N: Ben teşekkür ederim.

 

Genç İHH Koordinatörü Hatice Naç ve Betül Dede-Hilal Koçak

 

Yazar : Akademik Şuur


Etiketler : betül ded | bosna | furkan doğan | genç ihh | genç nesil | hatice naç | hilal koçak | ihh | mavi marmara | suriye |

Bilge Kral’ı anarken…
Bilge Kral’ı anarken…

20 Ekim 2017 20:10

Bugün 19 Ekim 2017. Bosna Hersek’in efsanevi lideri ve...

İnsanlığın İmtihanı: HALEP
İnsanlığın İmtihanı: HALEP

20 Ağustos 2017 11:29

Yüzyıl önce bir kıyamet yaşadık. Akrabalarımız, ailemiz dağıldı. 600...

Veremeyeceğimiz Hesaplar
Veremeyeceğimiz Hesaplar

25 Temmuz 2017 21:10

Bazen toplumları liderler, bazen de liderleri toplumlar etkiler. Aralarında...

Srebrenitsa Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!
Srebrenitsa Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!

11 Temmuz 2017 22:35

Srebrenitsa katliamının 22. yıl dönümünde Bosnalı kardeşlerimizin acılarını unutmadık....