top-logo

15 Sevval 1440

Otizm Bir Seçim Değildir

Otizm Bir Seçim Değildir

İnsanlar nasıl ki siyah saçlı, esmer, mavi gözlü olmayı kendileri tercih edemiyorsa, otizmli olmak da bir tercih değildir. Otizm yaşam boyu süren, bireyin etkileşimini ve etrafındaki insanlarla ilişkilerini, iletişimini olumsuz yönde etkileyen gelişimsel bir bozukluktur. Otistik bireylerin hem sosyal etkileşimde hem de dil, konuşma ve sözel olmayan iletişimde yaşadıkları sorunlar, söylemde konuşucu veya dinleyici rolünü üstlenmelerini zorlaştırmakta ve etkili bir iletişim kurmalarını engellemektedir.

Otistik çocukların, iletişimde yaşadıkları güçlükler dilin yorum gerektiren kullanımbilimsel bileşenlerinde işlevsizlik olduğu düşüncesini uyandırmaktadır. Bu varsayımdan yola çıkarak otistik çocukların kullanımbilimsel bileşende yaşadıkları sorunları gözlemlemek araştırmalarımın konusunu oluşturmaktadır.

Ülkemizde her 6 yaşını dolduran çocuğa eğitimden ve sosyal destekli programlarından yararlanılması için olanaklar sunulmaktadır. Ancak yetersizliklerden etkilenmiş olan çocuklar bazı özelliklerindeki sapmaları belirgin olduğu için normal okul diye adlandırılan okullardan yararlanamadıkları görülmektedir.

Bu çocuklar çoğu zaman özürlü, engelli, ayrıcalıklı özel eğitim gereksinimli ya da yetersizlikten etkilenmiş olanlar olarak adlandırılırlar. Ayrıcalıklı sözcüğünü diğer öğrencilerden daha zeki ve daha yetenekli çocuklar için kullanırken engelli ya da özürlü sözcüğünü akranları kadar iyi görmeyen, işitemeyen, konuşamayan ve rahat hareket edemeyen çocuklar için kullanıldığı görülmektedir. Bunun yanında genel bir tanımlama kapsamında sakat ve özel eğitime muhtaç kavramlarının da kullanıldığı sıkça rastlanılmaktadır.

Beden, zihin, sosyal ve duygusal özelliklerinde çeşitli nedenlerle oluşan zedelenme sapma ve yetersizlikten kaynaklanan özür-engel durumları nedeniyle diğer çocuklar için düzenlenen diğer eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanamamaktadır. İşte bu yönleri ile genel eğitim hizmetlerinin özelleşmesi gereksinimi duydukları için diğerlerinden farklılaşmaktadırlar. Bu farklılık sadece bu çocukların söz konusu yetersizliklerinden dolayı ayrı eğitim ve ayrı araç gereç ve yöntem kullanma gereksinmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle “Özel Eğitim” adı altında toplanmaktadır. Bu çocukların eğitimi, özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve onların özür ve özelliklerine uygun eğitim ortamında sürdürülen çalışmalar olarak değerlendirilmektedir.

Çocuklar benzerlik ve farklarından kaynaklanan gereksinimleri dikkate alınarak eğitim sürecine katılmaktadırlar. Yaşları ve gereksinimleri doğrultusunda, okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim, yüksek eğitim olanaklarından yararlanmaktadırlar. Ancak öyle çocuklar var ki bir takım özel gereksinimleri nedeniyle bu genel eğitim süreçlerinden uyarlamalar yapılmadan yarar sağlamaları olanaksız olmaktadır.

Özel eğitimin sayı ve nitelik olarak istenilen düzeye ulaştırılabilmesi; her çocuğun eğitim hakkı, ergenlik ilkesi, hizmeti ayağa götürme, bütünlük, süreklilik, erken tanı ve eğitim vb. gibi ilkelerin dikkate alınmasına bağlı olduğu gibi ayrıca; kaynaştırma ağırlıklı yönetsel düzenlemelere yer verilmesi, özel eğitim ortamlarının düzenlenmesine, uygun personel yetiştirme ve istihdamına özen göstermesine bağlıdır.

Sadece otistik çocuklar değil; onların aileleri, ailelerinin yaklaşımları, öğretmenlerinin yaklaşımları, aldıkları eğitim ve yaşadıkları sorunlarda bir o kadar önemlidir.

Benim bulgularım ve kaynaklarım sonucunda söyleyebileceklerim; her birey otizme karşı duyarlı olmalı, otistik çocuklara yararları dokunmalı, onları dışlamak yerine fayda sağlamalıdır. Onlardan diğer çocuklar gibi davranmalarını beklememeliyiz. Ayrıca eğitim alsalar dahi onlardan yüksek beklentiler içine de girmemeliyiz.

Dışarıda bizim fark edemediğimiz ancak otizmli bir çocuğa ağlama nöbeti geçirecek kadar ciddi sesler olduğunu unutmamalıyız. Bir korna sesi ve ya saat sesi biz farketmesek de ona işkence gibi gelebilir. Durduk yere zıplayabilirler ve ya el çırpabilirler ve bu tür davranışları bizi korkutmamalı onlardan uzaklaştırmamalıdır.

Otizme bir eksiklik olarak değil farklılık olarak bakmalıyız. Bu farkı birlikte keşfetmeliyiz. Onların yapamadıklarını değil de yapabildiklerini görmeliyiz. Başaramadıklarını bir kenara koyup başarabildikleri şeylere bakmalıyız. Bizle el ele verirsek onlara daha güzel bir hayat sunabiliriz. Biz gerçekten onların farkına varırsak, onların imkanlarını genişletebiliriz.

Kimi zaman otizmli çocuklar toplumda (sokakta, otobüste, minibüste, alışveriş merkezlerinde vs.) o kadar çok dışlanıyor ki aileleri çocuklarını alıp dışarıya çıkmak istemiyorlar. Otizmi daha iyi anlamak için 2010 senesinde vizyona giren “My name is Khan” (Benim adım Khan) filmini ve birçok dalda Oscar ödülü kazanan, başrolde Tom Cruise ve Dustin Hoffman’ın oynadığı “Rain Man” (Yağmur Adam) filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Otizmli çocukların hayatlarına daha doğrusu dünyalarına girmenin ve onlara şuan olduğundan daha fazla imkan sağlamanın hedeflerimizden biri olması umuduyla…

 

Pelin Sude ÇITAK

Yazar : Pelin Sude Çıtak


Etiketler : çocuk | eğitim hakkı | engel | otizm | özel eğitim | seçim |