top-logo

16 Cemaziye'l-Ahir 1440

Gençlerin Politik Yaşama Aktif Katıl(a)mamasında; ”Gerontokrasi” Sorunsalı

Gençlerin Politik Yaşama Aktif Katıl(a)mamasında; ”Gerontokrasi” Sorunsalı

Özet

Gençliğin politik yaşama katılması ya da politika yapması sorunu, bizimki gibi genç nüfusun ağırlıkta olduğu bir ülke için sürekli tartışmayı gerektiren bir konu.Çünkü “gençliği kazananın geleceği de kazanacağı” fikri, bu konunun tartışmaya açılmasındaki önemini gözler önüne seriyor. Gençlerin politik yaşama katılmasının önünde birçok neden bulunmaktadır. Bu nedenler göz önüne alındığında en önemli sorun olarak ”Gerontokrasi” dediğimiz yaşlılar yönetimini yada yaşlılar hükümetini görmekteyiz. Ailede başlayıp kabile, klan ve aşiret gibi geniş toplumsal yapılara doğru yayılan gerontokrasi zamanla devlet yönetimlerinde de kendini kabul ettirmiştir. Günümüze geldiğimizde ise siyaset, yönetim, hukuk ve ekonomi alanlarında gerontokratik tortuların hala var olabildiğini söyleyebiliriz.

Modern dönemlerde gerontokrasi, muhafazakarlık, statükoculuk ve değişime kapalılık bağlamında eleştirilen ve kötülenen bir olgu olmuştur. Özellikle 19. ve 20. Yüzyıla bakıldığında gençlerin politik hareketlerin aktörü olma ve karar süreçlerinde daha fazla yer alma taleplerini görürüz. Gerontokrasi kavramı bilinen modern kaynaklara göre; ilk kez Jean-Jaques Fazy tarafından 1820’lerdeki yaşlı ve muhafazakar Fransız parlamentosunu tanımlamak için kullanılmıştır. Tam karşılığı, yaşlılar yönetimi olarak çevrilen kavram, etimolojik olarak Yunanca’dan gelen “geron(t)” (yaşlı) ve “cracy” (iktidar) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Gerontokrasi, tanım olarak ise topluluk üyelerinden en yaşlının ellerinde bulunan politik sisteme verilen addır. Nasıl hırsızların iktidarına “kleptokrasi”, eş-dost kayırmaya dayalı modele “nepotizm” deniliyorsa, yaşlıların iktidarı da “gerontokrasi”dir.

Türkiye’de gerontokrasi geçmişine bakacak olursak günümüze siyasal/yönetsel kültürel olarak kurumlara sirayet ettiğini görmekteyiz. Bu durumda gençlerin siyasal yaşama katılmasının belki de en büyük dejavantajını oluşturmaktatır. Örnek verecek olursak; Türkiye’nin yarısını 30 yaşından gençler oluşturuyor.

– Ne yazık ki TBMM’de 30 yaşından genç yalnızca bir milletvekili var.

– Türkiye’nin yüzde 65’i 40 yaşın altında.

– Ne yazık ki TBMM’de 40 yaşın altında yalnızca 51 milletvekili var.

Yukarıdaki örneğe baktığımızda Türkiye’deki gerontokrasinin ne durumda olduğunu açıkca görebiliyoruz.

Çalışmamızda gençler üzerinden yapılan anketlerlede gerontokrasinin genç kuşak üzerinde bırakmış olduğu zararı görüp bu zararın bir an önce tedavi edilmesi amacıyla çalışmamızdan çıkan sonuçları ve yorumlamaları gençlik merkezleri aracılığıyla devletin ilgili kademelerine ulaştırıp bu kökleşmiş sorunun çözümüne katkıda bulunacağız. Gençlere geçit vermeyen gerontokrasiye dur diyeceğiz.

Anahtar Kelimeler: Gerontokrasi, Genç, Türkiye, Gelecek, Katılım

Abstract

From 1990 Till Today, The Effect Of Gerontocracy In The Participating Of Youth In Turkish Political Arena

The youth participation in the political life or policy-making is significant issue that requires continuous debate in a country where young population has predominance; such as, Turkey. The idea that gaining youth is winning the future shows importance of the topic to be discussed. There are many obstacles in young people’s participation in politics. These barriers of the most well known challenges are termed as gerontocracy, this term mostly associated with government, meaning, governing society by elderly people. Gerontocracy begins in family, spreads to tribes and clans as wider social structures. Nowadays, gerontocratic traces still exist in politics, administration, law and economy areas.

Referring to the 19th and 20th century, we see young people’s demands to be actor in political movements and get in decision-making process. According to the modern sources, Jean-Jacques Fazy had used the concept of gerontocracy to define old and conservative French Parliament in 1820s. The exact meaning of gerontocracy is the management of elderly. Etymologically it comes from Greek, a combination of “geron(t)” (old) and “cracy” (power) words. Gerontocracy by definition, is the political system in which a society is governed by its oldest member.

When we examine the history of Turkey, gerontocracy affected in the present political/managerial, cultural institutions. Perhaps, this situation creates the biggest disadvantage of youth participation in political life. As an example of that;

– The half of Turkey’s population consists of young people under the age of 30.
Unfortunately, Turkish Grand National Assembly has only one deputy under the age of 30.
– 65% of Turkey’s population is under the age of 40.
Unfortunately, only 51 deputies in Parliament under the age of 40.

These examples clearly depict the situation of gerontocracy in Turkey. This study will contribute to the solution of this problem by conducting surveys on the young people to explore the devastating impact of gerontocracy on young generations. Therefore, we will try to find a solution to this problem with the help of the government through youth centers.

Key Words: Gerontocracy, Youth, Turkey, Political Future, Participation

Giriş

Türkiye gençliğinin siyasete “katıl(a)madığı” ve gençlik adı verdiğimiz kitle içerisinde siyasete katılım eğiliminin son derece düşük olması, Türkiye’de gençliği siyasete katma hususunda geride kalındığının göstergesidir. Siyasi katılımın bir konu olarak siyaset bilimi alanında işlenmeye başladığı 1970’lerden bu yana oy verme harici siyasi katılım düşüklüğünün sebeplerini anlamaya yönelik çok yol kat edilse de, siyasi katılımın nasıl sağlanabileceği konusunda çok fazla yol haritası üretilmiş değil. Gençlerin siyaset arenasında etkin bir biçimde rol alamamasının birçok nedeni vardır. Çalışmada bu nedenlerden belki de en önemlisini ele aldım; ”Gerontokrasi” , birçok siyasal ve toplumsal yapıda kalıntıları görülen bir olgudur. Kavram, Türkçe’ye yaşlılar yönetimi/hükümeti olarak çevrilebilir.Bu sistem geçmişten bugüne gençlerin siyasete katıl(a)mamasının en önemli sorunlarından birini oluşturmuştur.

Tarihimize baktığımızda genç insanların hem ülkelerinin hem de dünya kaderine oldukça derin etkiler bıraktığını görmekteyiz. Bir zamanlar Çin Saray’ına kırk cengâveriyle giren Kürşat, genç yaşta Selçuklulara “Büyük” devlet sıfatını katan Melikşah, çağ açıp kapayan Fatih Sultan Mehmet, tarihimiz içinde sadece bu manada öne çıkan isimlerin bir kaçıdır. 21.yy’da neden bu tarz genç kitle meydana çıkmıyor diye bir soru sorulduğunda cevabı çok açıktır; özgüvenleri kaybettirilen bir nesil ve yönetime bir nesilin var olması.

Sonuç bölümündeyse neredeyse “olasılıksız” olarak tanımlayabileceğimiz Türk gençliğinin siyasal katılımını “olanaklı” hale getirmeye yönelik bazı uygulama adımları önerilecektir.

Gerontokrasi’nin Etimolojisi ve Kavramsal Açıklaması

Gerontokrasi’nin Tarihsel Arka Planının Kriz-Kritigi

Gerontokrasi kavramının isim babası Aristoteles’tir. Modern kaynaklara göre ise; ilk kez Jean-Jaques Fazy tarafından  1820’lerdeki yaşlı ve muhafazakar Fransız parlamentosunu tanımlamak için kullanılmıştır. Tam karşılığı, yaşlılar yönetimi (rule by old men) olarak çevrilen kavram, etimolojik olarak Yunanca’dan gelen “geron(t)” (yaşlı) ve “cracy” (iktidar) kelimelerinin birleşmesinden oluşur (Century Dictionary, 2013: 561). Gerontokrasi, tanım olarak ise topluluk üyelerinden en yaşlının ellerinde bulunan politik sisteme verilen addır (Harris, 2005: 163). Eski Yunan’dan günümüze kadar ulaşan aristokrasi, demokrasi, teokrasi kavramlarında olduğu gibi gerontokraside de yönetime/siyasete dair bir iktidar alanı çağrışım yapmaktadır.

Nasıl hırsızların iktidarına “kleptokrasi”, eş-dost kayırmaya dayalı modele “nepotizm” deniliyorsa, yaşlıların iktidarı da “gerontokrasi”dir. “Gerontokrasi”, çözümsüzlük, statükoculuk ve ürkeklik getirir yönetimlere. Gerontokratlar, sadece eşlerine, yakın akrabalarına ve çok dar bir çevreden oluşan 1-2 kişilik iç-kadrolarına güvenirler.. Dünya ve yurt gerçeklerini, onların anlattıkları ölçüde izlerler. Algılamalarındaki yavaşlık, sorunların çözümüne de, gecikerek gitmelerine dayanır.

Gerontokrasiyi teorik olarak inceleyen Weber olmuştur. Weber’in Ekonomi ve Toplum eserinde kavramsallaştırdığı gerontokrasi (gerontokratie), geleneksel egemenliğin biçimlerinden (patriyarkalizm, patrimonyalizm, feodalizm vb) birini temsil eder (Swedberg, 2005: 106). Gerontokrasinin tarihsel olarak olumlu anlam ve değer yüklenen kavram dünyası, zamanla  modern bağlamda olumsuz, hatta kötüleyici bir anlama bürünmüştür.

Gerontokratlar, modern dönem öncesi bilmeye, hikmete, tecrübeye, hatta bazı topluluklarda sırra, gizeme ya da kutsal olana dair bir bilmeyi kapsarken, zamanla bu olumlu ve değer yüklü anlam dünyasından uzaklaşmaya başlamıştır. Modernite, yaşlılığın geçmişten gelen değerlerini törpüledikçe; kendisine danışılan, başvurulan yaşlılar artık işe yaramaz ve atıl görünmeye başlamıştır. Çünkü modern düşünce “ilerleme” düşüncesine göre geriye bakmadan gelişme göstermelidir ve yaşlılar da geride olanı temsil etmektedir. (Önder, 2013: 272). Gerontokrasi çalışmalarının çoğu, antropologlarca Batı-dışı toplum ve kültürler üzerine yapılmıştır. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere dünya üzerindeki birçok toplulukta gerontokrasi üzerine yapılan inceleme ve araştırmalarda, bu toplulukların kültür ve dini gelenek bilgisine sahip olduğu varsayılan yaşlılarca yönetildiği ortaya konmuştur (Harris, 2005: 163). Gerontokrasinin Afrika ve Avustralya’da özellikle de yerli kabilelerde yaşandığı görülmüştür.

  1. G. Frazer’e göre; Aborjinler gibi kabilelerde, yaşlıların kurul halinde toplanarak önemli kararları verdikleri yönetsel yapıya gençler katılamazdı. Bu kurulları daha sonraları ortaya çıkan Senato karşılar. Kabilelerini yöneten bu yaşlılardan çoğunun kendi totem klanlarının başı oldukları görülür (Lipson, 1978: 120). İlkel kabilelerde öncelikle rastlanan yaşlılar yönetiminin izleri; Anglo-Sakson kabilelerde, Eski Yunan’da, Roma’da ve Isparta’da da güçlü bir şekilde var olmuştur. Avustralya yerlileri dışında Anglo-Sakson kabilelerinde de yaşlıların oluşturduğu etkili bir meclis bulunmaktaydı. Bu meclis, Witanagemot adı verilen yaşlı kabile reislerinden oluşmakta ve topluluğu yönetmekteydi. Ancak gerontokrasinin sadece ilkel topluluklara özgür olduğu söylenemez. Nitekim Isparta hükümet mekanizmasında Gerousia ya da Yaşlılar Meclisi denilen ve altmış yaşını dolduranların üye olabildikleri güçlü bir kurul olmuştur. Roma’nın diarşik yönetiminde imparator dışındaki kanat olarak Senato daha ünlü bir örnektir (Önder, 2013:273).

Günümüze yaklaşıldığında gerontokrasinin Japonya’da da bir başka örneğini görmek mümkündür. 1889 Meiji Anayasası Genro denilen bir yaşlılar meclisi kurulmasına imkan vermiştir. Genro’ya iki kez başbakanlık yapmış kıdemli devlet adamları katılırdı. Bu meclis, yeni bir hükümetin kurulması sırasında ya da yüksek siyaset konularında İmparatora danışmanlık yapardı (Lipson, 1978: 120). Siyasi otoritelerden dini otoritelere kadar birçok iktidar alanında gerontokratik eğilimlerin sadece yukarıda değinilen geleneksel yapılarda olduğu sanılmamalıdır. Gerontokrasi, günümüzde bile görülebilen bir olgudur.

Gerontokratlarda topluluk üyeleri, gerçekte uyruk değildir. Üyelik, herhangi bir işlem sonucu değil gelenekler sonucu meydana gelir. Boyun eğme erk sahibine karşı bir ödevdir. Dolayısıyla önceden belirlenmiş bir kurala uyma zorunluluğundan bahsedilemez. Burada erk sahibiyle üyeleri birbirine bağlayan şey, sıkı bir gelenek bağıdır. Ataerkilliğin en basit şekliyle olan benzerliği, egemenliğin evde uygulanmasıdır. Erki elinde tutan üyelere örnek olma, öğüt verme ve benzeri zorlayıcı olmayan yollarla onları etkilemeye çalışır (Önder, 2013:274). Gerontokratlar, toplumsal faydaya uygun olarak iktidarını kullanacak ve yönetilenler üzerinde zorlama içermeyen yöntemlerle yönetimi devam ettirecekler. İnsan ömrü hilal döngüsüne benzetilecek olunursa; “hilalin yarısının tamamlandığı noktadan sonra olgunlaşma ve yaşlanma dönemine, yani ömür hilalinin üst ucuna doğru hızlanarak evrilen bir süreç başlar. Bu dönemeçte insanlarda; bilgelik, ağırbaşlılık belirgin, mantıklı ve doğru düşünme sağlıklı, muhakeme, analiz-sentez yetileri güçlüdür. Hilalin üst katında isabetli yargılar, doğru çıkarımlar, tutarlı, hoşgörülü ve sabırlı kararlar sergilenirken, ekranda enerji, tırmalama, mücadele, hareketlilik gittikçe sönümleme eğilimli bir iniş grafiği çizer. İşte bu kritik noktada hilalin tam ortasında duran gençlik için çok önemli bir fırsat doğmuştur artık. Aslında gençlik, varlıklarının müsebbibi olan tecrübe küplerine maddi/manevi muhtaçtır” (Önder, 2013:274). Amaç burdan da anlaşılacağı üzere yönetimlerde komple bir gençleşme aramak değil sadece gençlerinde bu yönetimde az da olsa yerlerini alabilmesini sağlamaktır. Çünkü giderek yaşlanan insaların makam mevki sevdası fikirlerinde yozlaşmasına neden oluyor.

Yaşlılıkta giderek zayıflayan zihin, sürekli bozulan yongalarının yerine yenisi konmayan bir bilgisayara benzetilebilir. Gençlikte beynin bütün bölümleri yaklaşık 10 milyar nöronla yani sinir hücresiyle birbirine bağlıdır. Bir bilgisayarın elektronik bağlantı yolları ise bir sıra takip eder. Bu nedenle de bir bilgisayar hem şimşek gibi hızlıdır hem de aptaldır. Beyindeki sinir hücreleri ise birbirleriyle bağlantılı olduklarından, beyne daha büyük bir zeka ve çok yönlülük, ancak oldukça yavaş bir uslamlama gücü verirler. Yaşlılıkta sinir hücreleri öldükçe beynin verimliliği gittikçe azalır. İlgili sinir hücreleri artık yaşamsallıklarını korumadığından uslamlama sırasında bazı basamaklar atlanır. Böylece, Encyclopedia Britannica’da yazdığı gibi, yaşlılar ‘‘bencil, duygusal açıdan değişken, alışkanlıklarından katı, dostlarına ve ailelerine karşı şüpheci’’ bir hal alabilirler.

TÜRKİYE’DEKİ  GERONTOKRASİNİN KRİZ-KRİTİGİ

Türkiye Siyasetinde Gerontokrasinin Kriz-Kritigi

Türkiye’de gerontokrasi, geçmişten günümüze siyasal/yönetsel kültüre ve kurumlara sirayet etmiştir. Gerontokrasinin tarihinde de bashettiğimiz gibi bu yapının, kültürün oluşmasında toplumsal yapı ve aile önemli bir etken olmuştur. Türk toplumunda ihtiyar aile içinde danışılan, karar veren kişidir. Zamanla aileleri biraraya getiren daha kapsayıcı aşiret türü yapılanmalarda da gerontokrasi yaşamaya devam etmiştir (Önder, 2013:275).

Dünyada “ihtiyar meclisi” gibi tamamen yaşlının bilgi ve görgüsünden yararlanma anlayışı üzerine temellenmiş bir kurula Türkiye dışında zor rastlanır (Önder, 2013:275). Türk kültüründe yaşlı; tecrübe sahibi, danışılan, toplumsal hiyerarşinin üstünde, evin başköşesinde oturtulan ve eli öpülen kimsedir. Bu yüzden de yaşlanmak asla görevden uzaklaştırılma gerekçesi görülmemiş, yüz yaşını aşan kağanlar ve her yönetim kademesinde akıl danışılan Dede Korkut gibi bilge ihtiyarlar olmuştur (Göka, 2012).

Türkiye siyaset ve yönetim geleneği, tarihsel olarak gerontokrasinin önemli izleri ve etkilerini taşır. Gerontokrasi, gelenekselden modern yapılara kadar başvurulabilen bir yönetim anlayışı olmuştur. Yaşlılar yönetimi, “saf” olmaktan ziyade farklı yönetim biçimleri içinde kendini göstermiştir. Gerontokratik yönetimden kesintisiz ve değişmez bir kural olarak söz edilemese de “aksakallılar”ın yönetimine değer atfedilmiştir. Yaşlılık; toplumun geri kalanlarına göre bilgide, tecrübede, görgüde en yüksek makam olarak görülmüştür. Gerontokrasi, bir yandan sayılan bu hasletler yoluyla yönetime ortak edilmiş diğer yandan da zamanla katı, vesayetçi, reform karşıtı ve muhafazakar bir karaktere bürünmüştür (Önder, 2013:275).

Osmanlı devlet yapısına biraz değinecek olursak; Osmanlı İmparatorluğu Weberyen anlamda patrimontal bir monarşik yönetim biçimidir. Bu geleneksel yönetim düşüncesi, Fatih Kanunnameleri ile kurumsallaşmaya çalışsa da taht kavgalarını tamamen sonlandıramamıştır. I. Ahmed’den sonra en büyük kardeş yerine hanedanın en yaşlı erkek üyesinin gelmesini sağlayan “ekber ve erşed” ilkesi (Ortaylı, 2007: 170). Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimini adeta gerontokratik bir monarşiye dönüştürmüştür.

Cumhuriyet’in kuruluşunda da genç/orta yaş grubundan bürokratik kadroların öne çıktığı görülür. Bu kadro eski ile yeniyi deiştirmeyi hedeflemiştir. Bu dönemde genç ve gençliğe eğitim üzerinden ideolojik anlamlar yüklenmiştir.“Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”nde “genç” Cumhuriyet, birçok toplumsal kesim arasında özellikle gençlere emanet edilmiştir.

Onuncu Yıl Marşı’nda da “on yılda” yaratılan “on beş milyon” gençten bahsederek aslında Osmanlı İmparatorluğu’ndan devralınan yaşlı nüfusun yeni değerleri temsil edemeyeceği açıkça vurgulanmaktadır. Gençlik metaforunun yükselişi yukarıda da ifade edildiği üzere 19. Yüzyıl içinde gelişmiştir (Önder, 2013:275). 1908 “Jön (genç) Türk” hareketi bu yükselişin zirve noktasıdır. Ancak genç kadrolar uzun süre iktidarda kaldığında hayatın doğal akışına uygun olarak yaşlanacaklardır. Meclisteki yaşlanma siyasal elitlerin dışa kapanarak alttan gelen yeni nesillerin yolunu tıkaması, dolayısıyla statükolarını koruma refleksleri olarak okunabilir (Önder, 2013:276). Türkiye’de nüfusun yaşlanmaya ve genç nüfusun daralmaya başlaması tehlikesi sonucunda memuriyetteki emeklilik yaşının kademeli artışını da bu bağlamda okuyabiliriz. Bu bağlamda yaşlıların bürokrasinin sadece yüksek kesimlerinde değil alt ve orta kesimlerinde de genişlemesi, yönetsel bir gerontokrasinin ortaya çıkışını hazırlamaktadır. Bu durum gençlerin önünü kesmekte ve onların kendilerine olan özgüvenini yitirmesi demek.

1990’lar Türkiye’sinde Gençlerin Siyasal Hayata Katılmasının Kriz-Kritigi

1990’larda ülkenin siyasal sistemi sürekli istikrarsızlık yaşamış, yüksek enflasyonun yanı sıra neredeyse periyodik ekonomik krizler siyasal parti sisteminin yüksek parçalanmışlık ve seçmen kayganlığıyla karakterize edilmesiyle sonuçlanmıştır. Ekonomik krizlerin yanı sıra ülkenin acil sorunları haline gelen terör ve siyasal İslamla mücadeledeki başarısızlık, vatandaşların geleneksel siyaseti bir çözüm olarak görmemelerine yol açmıştır (Kalaycıoğlu, 2008: 252).

Karşılaştırmalı istatistiklere bakıldığında Türkiye’de siyasal ve sivil katılımın son derece

düşük olduğu görülmektedir:

  • Türkiye’de herhangi bir derneğe üye olanların oranı sadece yüzde 7’dir;
  • Siyasetle ilgilendiğini söyleyenlerin oranı yüzde 31’dir;
  • Toplantı ya da mitinglere katılanların oranı yüzde 5’in altındadır;
  • Milletvekillerine güvendiğini söyleyenlerin oranı yüzde 28;
  • İnsanların genel olarak güvenilir olduğunu düşünenlerin oranıysa yüzde 11’dir (Kalaycıoğlu, 2008: 253-260).

Söz konusu istatistikler Türkiye’de diğer ülkelere kıyasla siyasal katılımın ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir. Bu siyasal kültür içerisinde “genç” olarak tanımlanan kitlenin siyasete ne derece ilgili olduğunu görmekteyiz (Erdoğan, 2009: 5).

1990’ların gençliği her şeyden önce, bütün tektipçi, toptancı, kategorize edici eğilimlere karşın, gençlerin kimliklerinin önemli ölçüde içiçe geçen özellikler taşımaktadır. Gençlerin paylaştıkları konular ve alanlar çok fazla: Örneğin düşünce özgürlüğü. Öte yandan gençler çok daha basit düzeylerde, her gün yüzyüze olduğumuz, ama dikkat etmediğimiz, adını koymadığımız beraberlikleri yaşıyorlar. Örneğin, “Atatürkçüler”le “Müslümanlar” aynı müzikleri dinleyebiliyorlar, ekonomik hayata yöneldikleri zaman aynı yatırım araçlarını kullanmayı hayal ediyorlar. Bunun gibi “Milliyetçiler” biraz “Müslüman”, biraz “Solcu”, “Atatürkçüler” hem “Liberal” hem “Müslüman”lar. Ama keskinleşen toplumsal-kültürel farklılıklar ve buralardan ortaya çıkan mücadeleler ve ideolojileşen yaşam, paylaşılanlardan çok farklılıkların ön plana çıkmasına neden oluyor. Bu farklı ortamı gençlerin huzuruna sunan milletvekilleri, hükümet ve bürokratlar artık aklınıza hangi devlet birimi geliyorsa gençleri ideolojik açıdan kutuplaştırmışlardır. Gençlerin siyasal katılıma olan isteklerini törpülemişlerdir. Gençlerde siyasete hep uzak durmuşlardır. Gençlerin siyasete uzak durma algısını aslında 2000’li yılların ortalarında siyasiler yavaş yavaşta olsa yıkma girişiminde bulunuyorlar. Günümüze gelindiğinde kısmen başarılı olduklarını da söyleyebiliriz. Yapılan anket çalışmalarına bakıldığında gençlerin günümüzde geçmiş yıllara rağmen siyasete ilgisi uyanmıştır. Bu belki de gerontokrasinin zayıfladığına işarettir.

Türk Siyasal Hayatında Gençlerin Siyasete Katıl(a)mamasın Kriz-Kritigi : ” Gerontokrasi ” Sorunsalı

Türkiye’de gerontokrasiyi, siyaset ve kamu yönetiminde statükonun korunması, değişime karşı olma ve muhafazakarlık olarak okunabilir. Kışlalı’nın da belirttiği gibi; yaşlı/orta yaşlı kuşakların karar ve uygulama süreçlerindeki hakimiyetleri, değişimi zorlaştırıp geciktirebilir ve genç kuşağın siyasetten uzaklaşmasına neden olur (Önder, 2013:278).

Gerontokrasinin en büyük sorunlarından biri de gençler, yönetme sırasının kendilerine gelmesini, yani yönetmek için yaşlanmayı beklerken, aslında başlardaki idealizm ve enerjilerinden de uzaklaşmaya başlar.

Örneğin Çin yönetim kadroları zamanla yaşlandıkça değişim konusunda daha da dirençli hale gelmiştir. Çin lider Deng’in döneminde Komünist Partisi kadroları gerontokratik bir yönetime dönüşmüştür. Partinin değişime kapalı yaşlı lider kadrosu, yönetimde gençlerden daha fazla etkiliydi. 1987’deki 13. Parti Kongresi’nde Deng’in ülke yönetimini gençleştirme reformları çerçevesinde Politbüro ve Merkez Komite’den çekilmesi ve komitenin 90 üyesinin onu izlemesi bir umut oluştursa da ordu gibi kilit mevkileri elinde tutmaya devam etmiştir. Kıdemli bürokratlar gençleştirme girişimlerini kendilerine tehdit olarak gördüklerinden refomlara direndikleri gibi onlara engel de olmaya çalıştılar (Chang, 2001: 38-39). Burada gerontokrasinin en fazla da statükosunu koruma altına almak istemesi gerçeği karşılar bizi. Çünkü muhafaza edilen bu durum; toplumsal, siyasal, yönetsel ve ekonomik ayrıcalıkları da çoğu zaman içerir (Önder, 2013:279).

Türkiye siyasal tarihimize baktığımızda gençlerin yeri ve önemi oldukça önemli olmasına rağmen toplumsal yapımız içinde gençlere farklı bir yer sunulmamıştır. Genci, ailenin içinde değerlendiren toplumsal yapımız nedeniyle gençlik kavramı ve onun beraberinde gelebilecek birçok gençlik problemi görülmemiştir bu durum da gençlerin çeşitli yollara meyil etmesiyle sonuçlanmıştır çoğu zaman. 2000’li yılların ortalarında gelişen gençlik çalışmaları bir nebze de olsa gençliğn çeşitli yollara meyillenmesinin önüne geçmiş olacak ve onlara özgüvenlerini artıracak şekilde bir bilinç kazandırmış olacak.

Gençlik, siyaset biliminde Ortaçağ sonrası Avrupa’sının üzerinde durmaya başladığı bir evredir. Daha önceleri çocukluk ve olgunluk diye nitelendirilen insan evresi hümanist düşüncenin gelişmesiyle birlikte -Avrupa’da- gençlik kavramının toplumsal yapı içinde incelenmesini beraberinde getirmiştir. Bu döneme kadar Avrupa’da genç insanlar (14-24 yaş arası) yetişkin insanlar olarak tanımlanmaktaydı. Gençliğin bir evre olarak incelenmeye başlamasıyla birlikte kamusal alanda gençlikle ilgili sorunlar da türemeye başlamıştır. Gençlik hakları, sorunları, sorumlulukları gibi konular üzerinde çeşitli araştırmalar ve raporlar hazırlanmıştır (hasansari.com.tr/2014).

Sivil toplumun bir parçası olan gençler yapılan gençlik çalıştay toplantılarında hiyerarşik değil eşitlerarası bir örgütlenmenin, dikey değil yatay bir örgütlenmenin  öneminden bahsedilirken, gençleri dinleyen, gençlerin nesne değil özne olabildikleri oluşumların özleminin bu gibi çalıştaylarla giderildiği ve gençlerin artık bir sözünün olduğunu görmesi onların daha verimli çalışacaklarının göstergesidir.

Türkiye’de siyaset adına bir değişimin olması ve gençlerin lehine olabilecek bu değişim artık gerontokrasinin belinin kırıldığını göstergesi olacaktır. Değişime karşı olmak, siyaseten ve toplumsal olarak da vesayetin sürdürülmek istenmesi anlamına gelir. Türkiye’nin demokratikleşmesinde bürokratik unsurların vesayet kaygısı, kendini bu gerontokratik damar yoluyla da besleme imkanı sağlar. Bu durumun devam etmesi demek gençleri için yapılan bütün çalışmaların çöpe atılması demektir.

Siyasi partilerden sendikalara, bürokrasiden yargıya geniş bir yelpazede gerontokratik gelişimin-gerek mevzuat gerekse de kültürel olarak-yaygınlaşması yeni kuşaklar bağlamında sorun teşkil etmektedir (Önder, 2013:279). Sosyolog Armağan bu konuda şunları söylemektedir: “Türkiye ’ihtiyarlar grubu’ tarafından yönetiliyor. Bunun en güzel örneği TBMM. Sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve yerel yönetimlere de bakıldığında aynı zihniyet göze çarpıyor. Bunun sakıncaları çok. İhtiyarlar, bilgi toplumunda bizleri 1950’lerin bilgisi ve anlayışıyla yönetiyor. Siyasi ve sosyal yapıda sorun oluşturuyor. Bu kişiler iyi eğitim almış, enerjik, dinamik, genç nüfustan korktukları için koltuklarını korumak adına tüm yasal düzenlemeleri de ona göre yapıyor. Demokrasinin önünü tıkıyorlar. Kendilerinin ve yakın çevrelerinin çıkarlarını koruyarak hareket ediyorlar” ( arama.hurriyet.com.tr/2013 ). Buradaki problematik, gerontokrasinin değişime kapalı ve vesayetçi bürokratik kuralları kendi iktidarının teminatı haline getirmesidir. Yani sorun teşkil eden, esnekliğini kaybetmiş, elitist bir karaktere bürünmüş ve toplumdan gelen seslere kulaklarını tıkamış gerontokratik yapılardır. Halbuki yaşlılık; temsil ettiği ağırbaşlılık, erdem ve bilgelik nispetinde değer kazanma ve çevresine hayat tecrübesini yansıtarak da maddi araçlarla alınması çok zor değerleri topluma katabilme potansiyeline sahip olmaktadır (Önder, 2013:279).

Sonuç Yerine

Siyaset kurumu ile gençlik yapıları arasındaki sorunların ortadan kalkması ve karşılıklı güvenin yeniden inşa edilmesi için ise özellikle siyaset kurumunun gençlik sorunlarından korkmaması gerekmektedir. Gençliğin enerjisinden çekinen, onun sorunlarını sumen atı eden, dillendirdiği sorunları üst perdeden “gençlere bu duygu ve düşüncede oldukları için suçluluk aşılayan” siyaset kurumu uzun vadede seçmen noktasında tabanını kaybeder. Kendi tabanını geniş genç kitlelere yayamayan bir siyasi parti de uzun vadede insan kaynaklarını temin edemeyeceğinden ciddi sıkıntılar çeker. Bu bakımdan ülkemizde gençlik sorunları 150 yıldır sadece gündelik söylemleri ve gündelik şekilleri değişerek günümüze kadar gelmiştir. İçerik ise aynı kalmaktadır. Buna karşılık olarak da gençliği anlaması gereken gerek siyaset kurumu ve gerekse devlet organları “yok sayma” siyaseti üreterek gençleri sorunları üzerinden hiçe sayma eğiliminde olmuştur (hasansari.com.tr/2014).

Yaşlılar yönetimi, bir yönüyle emeklilik çıtasının yükselmesiyle siyasetçi, yönetici, yargıç kadrolarını işgal etmekte; diğer yandan da sandıkta seçmen ve günlük hayatta ise kamu yönetiminin hizmetlerinden yararlanan konumunda bulunmaktadır. Dolayısıyla yöneten-yönetilen düzlemine yaşlıların hakim olması, siyasal/yönetsel yapıları da derinden etkileyebilmektedir. (Önder, 2013:279).

Artık günümüz gençleri, kendi sorunlarını çözmeleri için kahramanları değil, kendilerine verilmesi gereken imkân ve ortamları aramaktadır. Bu dönüşümü yapabilecek olan da bizzat gençlerin yeniden siyasi yapılanmaları ile birlikte bu defa kırk yıl öncesinin beklentilerinden uzak, kendi öz çalışmaları olan etkinlik ve planlamalarıdır. Yani siyaset ile gençlik arasında kapanan kapıların tekrar açılması, bilinçli bir gençlik örgütünün inisiyatifiyle olacaktır (hasansari.com.tr/2014).

Gerontokrasi, çözümsüzlük, statükoculuk ve ürkeklik getirir yönetimlere. Gerontokratik düzen; ne 38 yaşında ulusal kurtuluş mücadelesi başlatan Mustafa Kemal Atatürk’e geçit verir. Ne 27 yaşında TBMM 24’üncü döneminin en genç milletvekili Bilal Macit’e geçit verir. Ne de biz gençlere geçit verir. Gelin Türkiye’de Meclisimizi de siyasetçilerimizi de siyasetin gündemini de siyasetin vizyonunu da gençleştirelim.Gençlere yol vermeyen gerontokrasiye geçit yok.

Abdullah Şenaslan-Ak Parti Pendik Gençlik Kolları Başkanı

 Kaynakça

CHANG, P. H. (2001). “Changing of the Guard”, The China Journal, No:45, Jan., 37-43.

ERDOĞAN,E. ( 2009). ”Olanıksızlığın Kuramını Anlamak: Türk Gençliği ve Siyasal Partilere Katılım” , Gençler Tartışıyor: Siyasete Katılım, Sorunlar ve Çözüm Önerileri

DUVERGER, M. (t.y.). Siyaset Sosyolojisi. Çev. Şirin Tekeli, İstanbul: Varlık Yayınları.

GÖKA, E., (2012). “Gelenekselle Modern Arasında Türkiye’de Yaşlılar”, 22.03.2012, Zaman Yorum, http://www.zaman.com.tr/yorum_gelenekselle-modern-arasinda-turkiyede yaslilar_1262274.html/ Erişim Tarihi: 11.12.2013.

http://www.hasansari.com.tr/yaziyazdir.asp?id=10, 2014 (Erişim Tarihi: 14.03.2014)

HARRIS, D. K. (2005). Encyclopedia of Ageism. Ed. Erdman B. Palmore, Laurence Branch, Diana K. Harris, NY: Haworth Press.

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=8971486, 2012, (Erişim Tarihi: 15.12.2013).

KIŞLALI, A. T. (1987). Siyaset Bilimi. Ankara: A.Ü Basın-Yayın Yüksekokulu Yayınları.

LIPSON, L. (1978). Politika Biliminin Temel Sorunları. Çev. Tuncer Karamustafaoğlu. 2.B. Ankara: AÜ Hukuk Fakültesi Yayınları.

ORTAYLI İ. (2007). Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi. Ankara: Cedit Neşriyat.

ÖNDER, Ö. (2013). Gerontokrasi: Yaşlılar Yönetimi. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Kütahya.

*Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü

Yazar : Abdullah Şenaslan


Etiketler : gelecek | genç | gerontocracy | gerontokrasi | katılım | participation | political future | politika | turkey | Türkiye | youth |